• $8,321
  • €10,1008
  • 489.692
  • 1441.07
03 Mayıs 2016 Salı

Avrupa aslında ne durumda?

Avrupa geçtiğimiz günlerde Eurostat tarafından açıklanan ve 19 Euro Bölgesi ülkesini kapsayan büyüme oranında, 2016 yılının ilk çeyreğinde yüzde 0.6 büyüdü (bir evvelki çeyreğe göre büyüme). Yıllığa çevrilirse yüzde 2.2 büyüme anlamına gelen bu büyüme , 2008 yılının ilk aylarında global kriz Avrupa’ya gelmeden önceki Euro Bölgesi ekonomisinin yaşadığı zirveye eşit bir ekonomi büyüklüğü anlamına geliyor.

ABD’de olduğu gibi Euro Bölgesi de kredi balonu patladıktan sonra yüksek dozda daralma yaşamıştı. Ancak ABD daha önceki zirvesine dört yılda, yani 2011 yılında yeniden gelirken, 15 trilyon dolarlık GSYİH sayısına yeniden ulaşmıştı. Britanya da eski durumuna 2011 yılında ulaşırken, Euro Bölgesi ise tekleyerek yavaş yavaş toparlanmaya devam etmişti. Bazı Euro Bölgesi ülkeleri ise oldukça kötü ekonomik sorunlar yaşamıştı.

Euro Bölgesi 2016 yılının ilk üç ayında 2.8 trilyon dolarlık GSYİH sayısı üreterek nihayet başlangıca geri döndü. Kriz döneminden hemen önce, sekiz yıl evvel varmış olduğu 10 trilyona yakın dolarlık yıllık üretim düzeyine de nihayet ve geç de olsa gelmiş bulunuyor.

Gene de Joseph Stiglitz Euro bölgesinin rigid yapısı ve kuralları, özellikle de ülkelerin tek paraya bağlı kalıp devalüasyon yapamamaları, kriz döneminde Euro Bölgesi’nin daha büyük bir fatura ödemesine neden oldu demekte. Japonya, Amerika ve de Avrupa’nın euro dışında kalan ülkeleri bu nedenle daha iyi performans yaptılar tezini ileri sürüyor. Stiglitz’e göre Euro Bölgesi krizde en çok kaybeden olmuş.

London School of Economics öğretim üyesi Profesör Ian Begg, Fransız ve İtalyanların Almanlara, siz büyüyün de biz de büyüyelim derken, Almanların da onlara, siz durumunuzu düzeltin de, hep beraber büyüyelim dediğini aktarıyor. Yani Euro Bölgesi’nde bir konsensüs oluşmuyor. Birleşme zor, millet devlet kavramından vazgeçilmiyor.

Ancak Euro Bölgesi zaman içinde euronun değer kaybı nedeni ile yeniden ihracat yapabilir hale geldi. Euro 2008 yılından bu yana yüzde 28 değer kaybetmiş bulunuyor. Bu sonuçta, ihracat için iyi bir gelişme oldu.

Ama ihracata dayanmanın da başka etki ve sonuçları da var. Çin, Euro Bölgesi’nin ikinci büyük ihracat müşterisi idi, Euro Bölgesi’nin birinci müşterisi ise ABD olmuştu. Ama Çin geçen yıl Euro Bölgesi’nin sadece yüzde 10 kadarlık ihracatını alabildi. Çin kendisi de yavaşlamaya başlayınca, Euro Bölgesinin ürünlerini almaktan vaz geçmekte.

Diğer taraftan Euro Bölgesi’nin hızla yaşlanan insan gücü, Avrupa’nın geleceğini de sorunlu yapmakta. Daha az insanın çalışıyor olması daha az üretim yapılacak demek. Bazı analistler Avrupa’nın büyüme potansiyeli kabaca yüzde 1 civarında, bu nedenle de daha yüksek ihracat beklememek gerekli diyorlar. Avrupa toparlandı ama bugün geldiği noktadan çok çok ileri gitmesi zor deniyor.

<p>Meteoroloji'nin son verilerine göre hafta ortasında hava sıcaklıkları yükselecek ve yağışlı hava

Ramazan Bayramı'nda hava durumu nasıl olacak?

Adana'da polis, Engelliler Haftası dolayısıyla engellileri evlerinde ziyaret etti

''Mucize bitki''nin hasadına başlandı

Define arar gibi aradılar! Yüksek fiyatlara alıcı buluyor