• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
25 Nisan 2013 Perşembe

Achtung!

Achtung Almanca'da dikkat anlamına gelir. Hatta sık sık bir üçleme şeklinde "Achtung, fertig, los!" olarak kullanılır. Bu sefer de "Achtung!" ikazını Bundesliga ve Alman futbol takımları için kullanmak gerek. Bu tezimiz Bayern -Barcelona maçının skoruyla ilgili değil. Salı günü  Bayern Münich'in son dönemde dünyanın en başarılı futbol takımı olan ve "Tiki Taka" denen pas ve topa hakimiyete dayalı futbol ekolünü yeniden yaratan Barcelona'ya attığı dayağı birçok insan izlemiştir. Konu Bayern zaferi değil. Hatta 4-0'lık ilk maç skoruna rağmen Barcelona'nın işi tersinede çevirebilir. Başarı bir maçla ortaya çıkmaz.

ALIN SİZE DEVRİM
Alman Federasyonu ve Bundesliga Alman Futbol devrimini başlattı. Futbol devrimi tesadüfen olmuyor. Para babası Arap veya Rus zenginlerle olmuyor.     
Futbol devrimi tepeden aşağıya önce bir iş planıyla başlıyor. Alman takımları 2003-2008 arasında Şampiyonlar Ligi'nde yarı finale kalamamıştı. Bundesliga geri kalmış gözüküyordu. Alman Milli Takımı da 2000 yılındaki Avrupa Şampiyonası'nda felaket bir performans sergilemişti. Bundesliga'nın baş yöneticisi Christian Seifert'in pazartesi günkü açıklamasına göre Alman takımları  2001 yılından bu yana altyapıya tam 930 milyon dolar harcamışlar. Geçtiğimiz sezonda Bundesliga'nın toplam geliri 2.44 milyar dolar imiş. Alman takımları bunun yüzde 4.4 kadarını altyapıya yönlendirmişler. Son yılda 100 milyon dolardan çok para altyapıya harcanmış. Bu yatırım henüz bir Dünya Şampiyonluğu veya bir Avrupa Şampiyonluğu getirmedi. Ama Barcelona karşısında alınan  sonuç da devrimi sinyalliyor. 

TEMEL İLKE ALTYAPI
Nedir Alman kulüplerinin özellikleri? 
 Alman kulüpleri gelirlerinin sadece yüzde 34 kadarını oyuncu ücretlerine harcıyorlar. Bu oran diğer transfer temelli liglerde (başta İngiliz Premier Ligi olmak üzere) yüzde 50 ila 70 arasında.  Halbuki temel ilke altyapıdan oyuncu yetiştirme  ve futbolcuları genç ve şöhretsiz iken transfer etmek olmalı! 
Ancak Alman ligindeki daha da büyük özellik ise kulübün yönetiminin nasıl olduğu. İki istisna hariç Alman Bundesliga takımlarının tümü, başkan parasıyla değil, kulübün üyelerinin üyelik aidatları, yayın gelirleri ve ticari gelirler ile ayakta. Almanya'da patronu olan iki adet kulüp var. Biri Bayer Leverskusen. Kulübün sahibi 100.000'in biraz üstündeki Leverkusen şehrinin nerede ise tüm nüfusunu istihdam eden Bayer firması. Yani kulübün sahibi  "para babası" yok. Profesyonel yönetici ve altyapı var. Altyapıda da, Brezilyalı gençlerden (pek lisan öğrenemedikleri nedeniyle) son yıllarda Almancı Türk kökenli gençlere dönen bir oyuncu geliştirme programı mevcut.     Diğer "sahibi olan kulüp" ise Wolfsburg. Wolfsburg da Volkswagen firmasının sahip olduğu bir kulüp ve 30 bin kişilik bir statta oynuyor ve profesyonellerce yönetiliyor. Kent nüfusu da 125 bin ve kent Volkswagen'in fabrikasının orada kurulmasıyla oluşmuş. Bundesliga'nın televizyon kontratı ise 2013-2014 sezonunda 820 milyon dolara yenilenecek ve kulüplere ödemeler çok artmış olacak! Tabii federasyon kulüplerin gelir gider eşitliği sağlamasını zorluyor ve tüm kulüpler bir "business plan" vermek zorundalar!     Son olarak vurgulayalım. Barcelona maçında Alman Schweinsteiger tarafından sergilenen, Alman ırkının fizik gücü ve inatçı "damarı" da önemlidir!

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi