• $7,481
  • €9,0909
  • 442.397
  • 1565.01
16 Şubat 2011 Çarşamba

Zor zamanlar

'Darbe karşıtı-yandaşı' yaftasına maruz kalma kaygısı hissetmeksizin, hukukun temel ilkelerini savunmanın çok zorlaştığı bir eşikteyiz.  
Tuzağın büyüğü ise psikolojik iklim. Özellikle son üç yıldır, toplumun bütün katmanlarını kuşatan ve sona ereceği şüpheli, derin ayrışmadan beslenen o müptezel korku...
Balyoz davasındaki son tutuklama dalgasına yönelik en önemli eleştiri, 'kapılar kapatılarak' gerçekleştirilen tutuklamaların, davaya bakan hakimlerin görev yerinin değiştirilmesinden sonraya rastlamasıydı.
Kararın çıktığı gün, Adana'da bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hakimlerin görev yerinin ilk duruşmaya iki gün kala değiştirilmesine yönelik eleştirisini şu sözlerle dile getirdi:
'Tabii ilginç tarafı şu davanın. Bir davaya kendini beklentilerinize uygun kararı verecek yargıçları atamaya çalışırsanız, çıkan karar tartışmalı olur. Yargıçların değişmesi, kamuoyunu, bizi tatmin etmiş değil. Neden değişiyor bilmiyoruz.'
HSYK'nın dün yaptığı açıklama üç gün sonra Kılıçdaroğlu'na yanıt niteliğindeydi.
Kurulun 'Balyoz davalarının hakimlerinin görev yeri neden değiştirildi?' sorusuna cevabı şu oldu:
'Mahkeme başkanlarının 'resmi sıfatlarının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunma, irtikapta bulunma ve rüşvet alma iddialarını' içeren soruşturmalar sonucunda aynı yerde görevi sürdürmelerinin soruşturmaların selametine ve yargı erkinin nüfuz ve itibarına zarar vereceğinden bahisle.'
Üzerinde çok düşünülmesi gereken bir açıklamadır bu.
Cumhuriyet tarihinin, rejim ve demokrasi açısından bu en önemli davasına bakan hakimlere dönük HSYK kaynaklı bu resmi tespit son derece ciddidir.
TSK'yı oluşturan komutanların yüzde 10'unu yargılayan bir mahkeme düşünün ki, yargıçları, rüşvet ve irtikaptan soruşturma geçiriyor olsun...
Haydi söz konusu hakimlere ilişkin soruşturmanın ilk duruşmaya iki gün kala sonuçlanmasındaki zamanlama tesadüfünü, yeni görevlendirilen yargıçların bu kadar hacimli bir dosyaya hakim olacak okuma ve değerlendirme zamanının darlığını, bu zaman darlığının karar sürecine olası olumsuz etkilerini bir yana bırakalım.
Rüşvet ve irtikap gibi, her kamu görevlisinin korkulu rüyası olması gereken suçlamalara konu soruşturmanın hangi aşamada olduğunu, sonuçların ne olduğunu bilmek; kendisini, ister konforlu hissettiği bir pozisyonda konumlasın, ister zerrece umurunda olmasın, kamuoyunun hakkı değil mi?
'Yargı erkinin nüfuz ve itibarına verilecek zarar' gerçekten önemliyse,  bu saptama, Balyoz soruşturmasının başlayıp ilk duruşmaya kadar geçen ayları kapsamıyor mu?
Balyoz davası, demokrasinin çok temel bir sorununun çözümü için umut olma iddiasını taşıyorsa; başta sahte olduğu iddia edilen belgeler üzerindeki kuşkuların giderilmesi olmak üzere, sürecin tamamında bu umudu gölgeleyecek sorunlar üretmemek zorundadır.
Aksi takdirde,  'güvenlik' adına, birbirlerine zaten şüphe içinde bakan toplumsal kimlikler ve kesimler arasındaki ayrışma keskinleşecektir.
Zor zamanlardayız. 
'İleri demokrasi' ortamında bile zor çizgiyi seçen Oda TV ekibine, yaşadıkları süreci ferahlıkla atlatmaları dileğiyle geçmiş olsun...

<p>Neslihan Atagül, Sefirin Kızı dizisindeki Nare karakterine can veriyordu. Atagül diziye veda etti

Neslihan Atagül'den ayrılık kararı... Haftanın Magazin Başlıkları'nda

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gediz Deltası'nda kış kuşları kayıt altına alınıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Nur Vergin'in cenaze törenine katıldı