• $7,359
  • €8,9601
  • 436.94
  • 1536.11
13 Mayıs 2011 Cuma

'Yiğenim' depresyonda

Asıl mesleği avukatlık olan, bir Başbakan Yardımcısı düşünün. ÖSYM Başkanı'ndan, yeğeninin tıp fakültesine yerleştirilmesi için torpil isteyecek... Torpil talebini, e-mail'le iletecek... Bu e-mail adresi de hotmail'den alınmış;  -hadi uyduruk demeyelim-, ama 'bula bula elimizde bu kalmış' izlenimi veren, hayatiyazici_ankara adlı tuhaf bir adres olacak.
Yetinmeyip torpil isteme gerekçesini, yeğeninin depresyonda olmasıyla açıklayacak... Bugüne dek, sayısız dava dilekçesine imza atmış, hukuk fakültesi mezunu Başbakan Yardımcısı, o torpil mailinde yeğeninden  'yiğenim' diye bahsedecek.
'Size yardımcı olucağım'  diye bir cümle kuracak.
Ve nihayet,  depresif 'yiğen'in adı, ne hikmetse, o mailde yer almayacak... Adına torpil istenen birinin adı-soyadı, verilmesi gereken en öncelikli bilgi olmaz mı sahi? Düz mantıktan söz ediyorum...
Kusura bakmayın ama  'buna kim inanır Kadir İnanır' tadında, bir çakma skandal ile karşı karşıyayız. Mecalimiz kalsa güleceğiz de, nerede o takat... Ayrıca takat kalsa da gülünmez. Gerçekten depresyon yaşayan yüz binlerce gence ayıp.
Bu olay,'gerçek' ile 'doğru'nun, her zaman aynı yerde buluşmadığının iyi bir örneği gibi duruyor. Ne mail trafiğinin varlığı, ne de bu trafiğin teknik olarak doğrulanması, 'skandalın' skandal olduğu konusunda inandırıcılık vaat ediyor çünkü.  Hiç değilse, e-mail alıp gönderen, devlet işleyişi hakkında azıcık fikir sahibi olanlar açısından.   
Velakin, hiç değilse enerjimizi boşa tüketmeyelim ümidiyle, illa bir skandal arayacaksak başka yerde arayalım:
ÖSYM Başkanı Ali Demir'in göreve vekaleten atanır atanmaz, kendisine gelen telefonu kontrol etme ihtiyacı duymamasında, meçhul danışmanın verdiği adrese hürmet dolu bir mail yazmasında mesela.
Ya da sonrasında gayriciddi bulunup çöpe atılsa bile, Demir'in, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın yanı sıra, neden Bakan Yazıcı'yı zamanında arayıp bilgilendirmediğini soralım.
Fakat 'dere geçerken at değiştirilemeyeceğini' öğrendiğimiz için
bunu da yapmayalım ama bir tespiti paylaşalım:

Belli ki, Hayati Yazıcı adına aradığını söyleyen meçhul odak, bu 'kurgu' e-mail'i vererek, Prof. Demir'den bir mail ulaşmasını hedeflemiş. Belki de bu yolla başka hesaplar kuruldu. Arkasında başka hangi amaçların olduğunu bilemiyoruz. Bakan Yazıcı'nın, suç duyurusundan anlamlı sonuçlar çıkabilir mi? Belki... Ama acemi, mahcubiyet duygusuyla tanışmamış kadroların mahvettiği gençlerin depresyondan çıkmakta zorlanacağı kesin. 
'Yiğenim' depresyonda...

<p>Sefirin Kızı'na transfer olan Tuba Büyüküstün neden bu kadar konuşuldu?</p><p>Rahatsızlığı sebebi

Haftanın Magazin Başlıkları

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları

''Eren-4 Karlıova-Varto'' ve ''Eren-5 Bagok'' operasyonları başlatıldı! İşte ilk kareler