• $7,4374
  • €9,0196
  • 421.707
  • 1473.49
27 Haziran 2012 Çarşamba

Tablo artık daha hassas

TÜRK savaş uçağının Suriye tarafından düşürüldüğü 22 Haziran'dan bu yana beş gün geçti.
Hükümet, farklı kesimlerden yükselen savaş kışkırtıcılığına karşı ihtiyatlı ve serinkanlı bir tutum sergiledi. Hepimizin ihtiyacı olan bu tutumun, genel hatlarıyla halen sürdüğünü söylemek mümkün. Ancak Başbakan Erdoğan'ın grup toplantısında verdiği mesajlarla dün itibariyle artık daha hassas bir eşikteyiz.
Başbakan, beklendiği gibi ayrıntılı bir 'yol haritası' sunmak yerine, canalıcı ve yoğunlaştırılmış iki mesaj verdi:
-'Askeri angajman kurallarının değiştiği' ve
-'Türkiye'nin yerini zamanını ve yöntemini kendisi tayin ederek, uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanarak gerekli adımları kararlılıkla atacağı'
Özellikle ikinci mesajdaki 'yer, zaman ve yöntem tayini'ne dair dil, dikkat çekici.
'SURİYE ÇİZİK ATTI'
Erdoğan'ın mesajlarını; pazartesi akşamı Suriye gündemli toplanan Bakanlar Kurulu toplantısına hakim atmosfer ve diyaloglarla birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Yedi saat süren o uzun toplantıda, Suriye'nin saldırısı, 'Mahallenin berduşu bir çizik attı ve bu iş burada kalmayacak' benzetmelerine konu olmuş.
Dahası, Türk jetinin vurulduğunun ortaya çıkmasından hemen sonra akla gelen ve 'her şeye hazırlıklı olunmalı' diye kulaktan kulağa yayılan o ihtimal de konuşulmuş. Füzenin atıldığı üs olduğu düşünülen Lazkiye'deki askeri tesislerin, Türk savaş uçakları tarafından 'gir-çık' taktiğiyle vurulması.
Önce Başbakan Yardımcısı, dün de Başbakan düzeyinde dile getirilen 'uluslararası hukukun gereği'nin arka planında, dillendirilmeyen ancak kapalı devre gündeme gelen bu tartışmanın izleri de var.
Ancak bu seçeneğin, beraberinde bir dizi soru ve sorunlu alan ürettiği de elbette bili-
niyor.
'MEŞRU MÜDAFAA': TARTIŞMALI KAVRAM
Uluslararası hukukun tanıdığı bir hak olan 'meşru müdafaa'; BM Sözleşmesi'nde yer almasına karşın, literatürde çok tartışılan bir kavram.
Meşru müdafaanın kullanımı; 'aciliyet şartı', 'saldırıyla, karşı eylem arasında zaman bağı', 'makul bir süre' bulunması, 'saldırıyla karşı eylem arasında orantılılık' gibi bir dizi koşulu gerektiriyor.
Hepsinden önemlisi, 'gir-çık'ın yazılıp söylendiği kadar kısa olmayabileceğinin görülmesi. 'Savaş istemiyoruz' denmesine karşın, böyle bir felaketi tetikleme olasılığı.
Diplomatik kanalların sonuna kadar kullanılması süreci bu nedenle büyük önem taşıyor.
Öte yandan, Suriye'yi bir 'tehdit' unsuru olarak tanımlayarak, 'vururuz' imasında bulunan Erdoğan, Suriye halkının mağdur olmaması konusundaki hassasiyetini koruyor.
Suriye'nin elektrik ihtiyacının yüzde 7'sini karşılayan Birecik-Halep hattının hemen kesilmesi mümkünken, Başbakan'ın, Bakanlar Kurulu toplantısında insani gerekçelerle; 'biraz daha bekleyelim, acele etmeyelim' demesi, bu motifin bir yansıması.
Suriye krizinde yükselen tansiyonu düşürecek en yakın adım, resmi bir özür olacaktır.

<p>ABD Başkanı Joe Biden'ın talimatı ile Suriye'deki İran destekli gruplara hava saldırısı düzenlend

ABD'den Suriye'ye hava saldırısı: Suriye'deki İran destekli gruplar vuruldu

Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde son durum havadan görüntülendi

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı