• $12,5779
  • €14,2284
  • 727.662
  • 1782.04
18 Ocak 2013 Cuma

Şanghay'dan ayrılırken

Şanghay'a, Pekin'den sonra gitmek, o kadim gerçeğin altını bir daha çizdi:
Deniz yahut nehir, fark etmiyor; İçinden su geçen şehrin havası, geçmeyenle bir değil. Biraz da bu sebeple; iki şehir; başka ülkelerin iki şehirleriyle (Madrid ile Barcelona, Washington ile Newyork, İstanbul ile Ankara) kıyaslandı durdu.
Doğrusu ya, eksi 20'lerde donduran, kesif kömür kokusuna boğulmuş Pekin'den birkaç saat uçup minyatür mandalinlere rastlamak hakikaten hoştu. 'Tropikal' sıfatı iddialı kaçsa da Şanghay, yumuşak iklimiyle sürpriz yaptı. 
Çin Komünist Partisi'nin kurulduğu yer olması, Şahghay'ı tarihsel açıdan ve siyaseten 'ağır' kılıyor kuşkusuz. Fakat kenti bugün stratejik kılan asıl özellik; radikal bir kentsel dönüşümün ardından, bilişim/yüksek teknoloji alanındaki üretim üslerine evsahipliği yapıyor olması.  
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, küresel bilişim altyapı şirketi Huawei'yi gezdi. Türkiye'de de merkezi bulunan ve telekomünikasyon altyapısı alanında faaliyet gösteren Huawei'nin Kılıçdaroğlu'na verdiği brifingte ilginç detaylar vardı: Iphone'lardaki 'uçak modu'nun orada geliştirilmiş olması, son dönemde ise 'en ince' tablet bilgisayarı geliştirerek, düşük fiyat avantajıyla pazara girmiş olması.
Şanghay'da yaşayan değişik sektörlerdeki iş adamlarının, fırsat oldukça, Kılıçdaroğlu'nu görmeye geldiğini, birkaç dakikalığına da olsa beklentilerini aktardığını gözledik. CHP lideri talepleri dikkatle dinledi.
DOĞU TÜRKİSTAN DEMEYİN 
Çin seyahatinin üçüncü durağı Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin başkenti Urumçi.  (şu anda uçakta yazılan bir yazıyı okumaktasınız) Fakat Şanghay'dan Urumçi'ye gitmek pek kolay değildi. Uzun yolumuz boyunca, bilgi ekranlarındaki haritalardan Asya kent adları aktı durdu.
Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin 'hassasiyeti' malum. Gelgelelim bölgenin, Türkiye'de bazı kesimlerce hala 'soğuk savaş refleksleriyle algılanıp değerlendirilmesi' de Çin'i rahatsız ediyor. Gerek diplomatik kaynaklar, gerekse burada yaşayanlar Kültür Devrimi sürecindeki insanlık dışı manzaraların geride kaldığını ifade ediyor.  Bu konuda STK'ların zaman zaman 'yanıltıcı' bir işlev gördüğü ve bölgenin realitesinin temsil etmediği belirtilirken, uluslararası medyanın da küresel güçlerin örtülü hedefleri doğrultusunda yayın yapmasından yakınılıyor.
Mesela Sincan Uygur bölgesinin 'Doğu Türkistan' diye anılıp yazılması, kavrama yüklenen siyasi içerikten dolayı hoş karşılanmıyor. (İşin bu kısmı 'Kuzey Irak, 'Irak'ın Kuzeyi' diyenler arasındaki 'niyet ve anlam' farkına benziyor.)
ALTI CEPLİ İMPARATOR KİM?
Tek çocuk politikası, Çin'in en katı gerçekleri arasındaki yerini korumaya devam ediyor. Küçük esneklikler yok değil. Ama parası olana. Mesela işadamları 10 bin dolarlık cezayı ödeyerek, ikinci çocuk sahibi olabiliyormuş. Ama kamu görevlisine  ikinci çocuk mutlak işten çıkarma sebebi.
Bu yasağın Çin kadınlarını nasıl mutsuz ettiğini gözlemledim. ÇKP'nin Kasım ayındaki 'yenileşme ve gençleşme' kongresi  öncesinde, yasağın kaldırılması beklentisi epeyi yükselmiş. Karar çıkmayınca hayalkırıklığı da büyük olmuş. İpek Pazarı'nda kaşmir şallar satan genç bir kadın, 'Birden çok çocuk yapabilmek şans olmalı. Belki bizde de ilerde değişir' dedi. Çinli aileler, çocuklarının yalnız büyümesinden ciddi kaygı duyuyor. İşte 'altı cepli imparator' da burada tek çocuk realitesini gayet veciz, ama bir o kadar da hoş anlatan bir deyimmiş. 'Altı cep': Anne, baba, anneanne, babaanne ve iki dede. İmparator da kardeşsiz büyümek zorunda kalan Çinli bebek.
Sevgi ile kaygının bu kadar iç içe geçtiği bir deyime az rastlanır.

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

Omicron varyantının semptomları açıklandı

Zor şartlarda mangal kömürü üretip ailelerinin geçimlerini sağlıyorlar