• $8,2364
  • €10,0505
  • 485.016
  • 1441.33
30 Haziran 2013 Pazar

Otopsi ve demokrasi

Henüz genç bir hukuk öğrencisiyken,  çalışmakta en fazla zorlandığım dersin, Adli Tıp olduğunu hatırlıyorum.  Müfredat hacminin ağırlığından değil. Sınıfı geçmek için çalışmaya mecbur olduğumuz içerik  öyle ürperticiydi ki, bazılarımız ders notlarını tek başına çalışmaya cesaret edemezdi.   
O ürpertici konuları, adalet doğru dağıtılabilsin diye öğrenmek zorunda olduğumuzu bilmek, biraz olsun güç verir; hocalardan duyduğumuz,  “Fakülte kalabalık değilken, bu ders uygulamalıydı”  sözüyle de şansımıza şükrederdik! 
Hafızanın hayli gerilerine atılmış bu bilgiyi, yıllar sonra yeniden çağırmama sebep olan şey, Lice’deki karakol inşaatını protesto gösterileri sırasında güvenlik güçlerinin  kurşunuyla yaşamını yitiren Medeni Yıldırım oldu. 
Daha geçen hafta üniversite sınavına girmiş, ekranlara düşen bütün fotoğraflarında kameraya gülerek bakan 18 yaşındaki bir gencin otopsi tutanağını okumak, insanda tarifi zor etkiler bırakıyor. 
Lice’de lise bitirebilmiş, karakol istemeyen Medeni’nin üç sayfalık otopsi tutanağı, Diyarbakır Devlet Hastanesi’nde dün sabaha karşı tamamlanmış. 
Ayrıntılara tabii ki girmeyeceğim. Ne var ki, Medeni’yi ömrünün baharında öldüren merminin sağ dirseğinin dış yanından girip akciğerleri geçerek kalbi parçaladığı tespitini vurgulamak, kaçılamayacak bir borç. 
 Otopsi tutanağındaki bu bulguların, Lice Kaymakamı Özer Özbek’in olaydan hemen sonra yaptığı açıklamayla ne kadar  uyumlu olup olmadığını ise merak eden herkes karşılaştırabilir. 
Kaymakam Özbek, “Özel harekat havaya ateş açtı. Asla bir hedef alma durumu yok. Vurma varsa eğer kendilerini de vurmuş olabilirler”  demişti. 
Havaya açılan ateşin, koldan girip akciğerlerden geçip kalbi parçaladıktan sonra vücudu terk edecek kadar zeka dolu (!) olup olmadığını; herhalde adli ve idari incelemeler ortaya çıkaracaktır. 
Tıpkı, molotof kokteyli dahi kullanılsa, göstericilere arkadan ateş etmenin, meşru müdafaayla bağlantısı, yasal sınırlar içinde kalıp kalmadığı konularının ortaya çıkarılacağı gibi. 

KAMUOYUNA AÇIKLANMALI 

Zaten; İçişleri Bakanlığı’nca yapılan açıklamada, görevlendirildiği belirtilen dört müfettişten ikisinin Jandarma; ikisinin de Mülkiye müfettişi olması dikkat çekici. Belli ki, iki farklı kurumdan ikişer müfettiş,   “havaya açılan ateşin”,  Kaymakam Özbek’in söylediği gibi özel harekatçılardan mı, yoksa ilçe sakinlerinin söylediği gibi jandarmadan mı geldiği sorusuna da cevap arayacak.  
İş ki, devlet aygıtlarını sıkıntıya düşüren her olayda yapıldığı gibi, bu kez Lice’de görevlendirilen müfettişlerin tespitleri, tamamlandığında kamuoyuyla paylaşılsın. 
Müfettiş görevlendirme açıklaması gelince, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın web sitesine baktım. Sayfanın en üzerinde  yanıp sönen “Yeni” uyarısıyla, “2012 Yılı Yurtdışı İnceleme Araştırma Raporları” duruyor. 
Buna karşın sitede, mülkiye müfettişlerinin yurt içinde yaptığı, sonuçlanmış  sayısız incelemeye dair tek bir raporu dahi yer almıyor. 
Gerçeği aydınlatmak, adalete yol göstermek, hesap verebilir demokrasiye ve Çözüm Süreci’ne katkıda bulunmanın yollarından biri de “içerideki raporları” yayımlayacak özgüvene ulaşmaktan geçiyor.

<p>İsrail polisi sabah namazı sonrası Mescid-i Aksa'dan çıkan cemaate müdahale etmesi sonucu 10 kişi

İsrail polisinden Mescid-i Aksa'dan çıkan Filistinlilere müdahale: 10 yaralı

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti

Hobi diye başladı! Şimdi tanesini 2 bin liradan satıyor