• $8,4643
  • €10,286
  • 501.181
  • 1441.33
07 Haziran 2013 Cuma

Mozaik dağılmadan

Hatay tarihsel olarak hep önemliydi. Ama bugün daha önemli. 3-4 Haziran tarihleri Hatay’da bir kırılma eşiği yaratmış. Abdullah Cömert’in “darpla” öldürüldüğü gece ve ertesi günü... 
Mahalle sakinlerini kovalayan eli sopalı tuhaf  “tim”lerin, gösteri yapan kalabalığın önünde taş atarken gördükleri hiç tanımadıkları gençlerin, demir çubuklu adamların ve ille de sabaha karşı yoğunlaşan gaz bombalarının yol açtığı dehşeti ve travmanın tekrarlanmayacağından emin değiller. 
Bir yandan can güvenliği korkusu yaşarken, diğer yandan da parçası oldukları şehrin ana karakteri “mozaik”, göz göre göre ufalanıyor mu?” diye soruyorlar.  
Kentin sokaklarında dolaşır; esnafla,  mahalle sakinleriyle sohbet ederken en çok şundan etkilendim: 
Korku, şaşkınlık, üzüntü ve kızgınlık; bu dört ayrı duygudan da izler taşıyan o tarifi zor ifadeyi, yüzlerde bu kadar yaygın görmek.    
Hataylılar iki yıldır, kentin dokusunu  tamamen değiştiren “Suriyeli mülteciler” realitesinin sonuçlarıyla baş etmeye çalışırken, bugün de Taksim Gezi Parkı Eylemleri’ne destek amacıyla yapılan gösterilerin vardığı eşik karşısında şaşkın. 
DALAK PARÇALAYAN KAPSÜL    
1.5 milyon nüfuslu Hatay’da yaşayan 400 bin civarındaki Aleviler, provokasyon malzemesi olarak algılanmaktan yorgun düşmüş. Bir gücün, bu tür dedikoduları sürekli canlı tuttuğunu, şehirde aslı astarı olmayan dedikoduların gerçekmiş gibi hızla yayıldığını anlatıyorlar. Sözgelimi Armutlu mahallesindeki bir kasap “Ben komşumun bu arabayı, bu evi hangi zahmetlerle aldığını biliyorum. 30 yıldır yan yana yaşıyoruz. Ona taş atmak için deli olmam lazım. Bizi ne sanıyorlar?” diye soruyor. 
33 yaşındaki Esat Tatlıoğlu, polis aracından atılan gaz kapsülüyle ağır yaralanmış. İlk müdahaleden sonra evine gönderilen Tatlıoğlu’nun yarası, gece kanamaya başlıyor. Tekrar hastaneye gittiğinde, dalağının parçalandığı anlaşılıyor ve ameliyata alınıyor. Kendisini hastanede ziyaret ettiğimde, yürürken direkt hedef alındığını söyledi.  
Tatlıoğlu’nun başına gelenler, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun dün Köşk çıkışında yaptığı tespitin çok somut bir örneği. Gaz bombası, yaydığı gazdan çok; kapsülün fırlatma hızının basıncı ve yanıcılığı birleşerek ölümcül olabiliyor. Bir taşla çok kuş yani!.. 
TRAJİK OLAY  
Ziyaret ettiğim duraklardan biri de MHP Merkez İlçe Başkanı Fedai Yücedal oldu.. Kentteki dedikodu mekanizmasına Yücedal da dikkat çekti. Güvendiği bir isimden kendisine “AK Parti ile MHP bu olayları beraber protesto edecekmiş. Hazırlığınız var mı?” diye bir telefon gelmiş. 
O da “Lahavle” çekmiş. 
Ancak Yücedal’ın aktardığı diğer olay tam bir trajedi. Üzerinden yaklaşık 10 gün geçmesine karşın, duymamamız trajediyi büyütüyor. Hatay’ın istihbarat servislerinin “operasyon merkezine”ne dönüştüğünü güvenlik açıklarının arttığını anlatırken söz etti. Altınözü ilçesine bağlı Kansu köyünde Ahmet Yağcı, sınır ötesindeki Suriyeli tacirlerden aldığı kaçak mazotun bedelini ödemekte gecikmiş. Yücedal, tacirlerin görüşelim diye aradığını ve Yağcı’yı geldiği yerde öldürdüklerini anlattı. 
İnanmakta güçlük çektiğimi görünce birkaç yere telefon ederek doğrulattı.  
Hatay’dan Ankara’ya dönerken hissettiğim en belirgin duygu, “mozaik büsbütün dağılmadan” bir şeyler yapılmasının zorunlu olduğuydu. 

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi