• $13,7197
  • €15,5637
  • 787.613
  • 1910.41
30 Ocak 2013 Çarşamba

Kılıçdaroğlu'nun tercihi

Bu yüzden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun hafta sonundan bu yana beklenti çıtası hayli yükselmiş grup konuşmasına, Eskişehir operasyonundan başlaması şaşırtıcı olmadı.

Zaten bir süredir aynı rotayı izliyor CHP lideri. Daha önce yaşanan kritik parti içi tartışmalarda da gözlediğimiz bu tercihe, artık bir 'yoğurt yiyiş tarzı' demek mümkün: 'İçerideki' sarsıntı ne kadar büyük olursa olsun, heyecanla beklenen ana konuyu daima sona bırakıyor. Biraz verdiği önemden, biraz da gündemine aldığı diğer konular ziyan olmasın diye...

Adım atılamayacak kadar dolu salonda adrenalin yükseliyor yükseliyor, her cümleden sonra ayaktaki partililer, alkışa her an hazır elleriyle 'hah şimdi' diyecek oluyor. Ama hayır! Az daha beklemek lazım.

Bir saat süren grup konuşmasında CHP liderinin, Eskişehir Operasyonu'ndan sonraki konu sıralaması şöyle oldu: Türkiye Taşkömürü Genelgesi'nin iptali, Cezaevleri Raporu, TSK mensuplarının uzun tutukluluğu üzerinden Başbakan eleştirisi, HSYK eleştirisi, ve Şanghay Beşlisi derken, saat 13.40'ta başlayan grup konuşmasında 14.20'de sıra ana konuya geldi.

AH ŞU MEDYA!
Kılıçdaroğlu, her CHP'linin 'son derece dikkatli olması' uyarısını yaparken, partisini sadece dış değil 'iç' düşmanlara karşı da esirger gibiydi. CHP lideri fazla açık söyleyemese de partideki bazı unsurların dolaylı olarak iktidar partisine hizmet ettiği kanaatinde.

Medyaya gereğinden fazla sert yüklendi CHP lideri. Güler'in tartışma yaratan o sözleri, sanki medya tarafından çarpıtılmış mealindeki değerlendirmesi zorlamaydı. Ama buna karşın; ırkçılık tartışılacaksa, Başbakan Erdoğan'ın; seçim döneminde kendisini hedef alarak 'boy değil soy önemli' sözüne atıfta bulunması, bir hakkaniyet gözetme kılavuzu niteliğindeydi.

CHP lideri, partinin felsefesini 90 yıl öncesinden bugüne getirerek bir çerçeve çizse, okların anlamını okusa, Prof. Birgül Ayman Güler'e hitaben ve zımnen, 'parlamento kürsüsü üniversite kürsüsü değil' dese dahi; son tahlilde ana meseleye ayırdığı bölümü şekillendiren temel motifi 'gelenekçileri de yenilikçileri de gözeten dengeci tutumu' oldu.

DİSİPLİN BEKLENTİSİNE DİRENİYOR
Belli ki CHP Genel Başkanı, üzerindeki bütün baskıya karşın, disiplin mekanizmasını işletmekten yana değil. Kılıçdaroğlu'nun öteki kanattan benzer bir baskıya, daha iki hafta önce maruz kaldığını hatırlamakta yarar var. Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün, Paris'te öldürülen PKK'lı kadınların taziyesinin ardından 'ihraç ihraç' korosunun yükseldiğini.

Kılıçdaroğlu dün Aygün olayında hangi sebeplerle disiplin mekanizmasını işletmediyse, aynı sebeplerle bugün de Güler olayında işletmekten kaçındı. Anlamak o kadar zor değil: CHP lideri, ülkenin çözüm bekleyen bu kadar yüklü bir ajanda ve ağır sorunlardan geçtiği bir dönemde, CHP'de kopma ve parçalanma algısı yükseltecek, 'el ovuşturtacak' bir adımdan özenle kaçınıyor. Ve belli ki, aynı özeni grubundan da bekliyor.

Not: CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, dünkü yazımda geçen bir kulis bilgisiyle ilgili olarak aradı. Birgül Ayman Güler'in düzenlediği basın toplantısının, bizzat Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla yapıldığını belirtti.
<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler