• $8,2365
  • €10,0479
  • 485.276
  • 1441.33
18 Kasım 2012 Pazar

İsrail'in başlattığı post ortaçağ

Yirmi yıl önce, uluslararası haber ajanslarından biri, Kudüs'te faksla günah çıkarmanın kabul edildiğini duyurduğunda, küçük dilimi yutuyordum. İletişim araçlarının dönüştürme gücü hakkında güçlü ipucu veren bu haberi, 'kısa kısa' sütunundan kesip sakladım.
Bu nedenle olsa gerek, haberden iki yıl sonra gittiğim İtalya'daki tarihi bir kilisede, mumların gerçek mum değil; mum görünümlü ampuller olduğunu ve merkezi sisteme bağlı bir butonla çalıştığını fark ettiğimde şaşırmamıştım. 'Butonlu dua', benim için postmoderniteyi kuramsal kitap okuma ihtiyacını azaltacak kadar sahici gösteren ikinci örnek oldu.
Yine de hafızama kazınmış bu iki yaşantı, İsrail'in Gazze saldırısını twitter'dan başlatıp  bombardıman görüntülerini youtube'da yayımlaması karşısında dehşete düşmemi engellemedi.
Türkçe'si 'cıvıltı' olan 'tweet', savaş narası olarak kullanılıyor ve biz bunu yadırgamıyorduk. Sosyal medya, masum sivillerin üzerine bomba yağdırılmasına da zemin oluşturuyor ve biz 'kardeşim zaten Arap Baharı da twitter'dan başlamadı mı. Kaldı ki, millet yediğini içtiğini paylaşıyor, akla gelen her şeyi konuşuyor, savaşı da duyurur ne var bunda?' diye kanıksıyorduk.
Optik kablo iktidarını elinde tutanlar, bu çılgınlığa sınır koysa da sonuç değişmeyecek:  İsrail'in savaş tweet'i, 2012 biterken post ortaçağa geçtiğimizi haber veriyor.

Cüneyt'e şartlı sevinmek
CHP milletvekilleri Mevlüt Dudu, Hasan Akgöl, Refik Eryılmaz ve Levent Gök, Suriye'ye gitti. Şam'da rehin meslektaşımız, kameraman Cüneyt Ünal'ın serbest bırakılmasını sağladı.
Bir: Ünal'ın 90 gün sonra sağ salim Türkiye'ye getirilmesi önce insani, sonra diplomatik olmak üzere iç içe geçmiş iki başarıyı temsil ediyor. 
İki: Bu sevinçli haber karşısında, söylenecek sözler bellidir: Cüneyt'e, 'geçmiş olsun', CHP heyetine, 'elinize sağlık'.
Ama bu kadar basit değilmiş. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Hürriyet com tr'ye Ünal'ın 'CHP'lilere teslimini manidar bulduğunu' açıkladı.
'Manidar'a, burada tekrarlamak istemediğim çağrışımları da katarak... Ölümüne siyasi husumet duyulsa da bu sevinçli finale 'şart'lı yorum, -Çelik'in de sık kullandığı ifadeyle- 'Şık olmamıştır.'

Lübnan'a Amin Maalouf'tan bakın
Amin Maalouf'un her kitabı, benim için sabırsız bir heyecan duygusu anlamına gelir. Hemen en yakın kitapçıya uğramak, içine alıp kuşatacağı dünyadaki süreyi uzatmak için, sayfaları günlere bölecek bir okuma ritmi tutturma derdi. 
Bu ritüel, 'Doğu'dan Uzakta' romanında da değişmedi. ('Ölümcül Kimlikler'i bilenler, oradaki denemelerin romanla akrabalığını fark edecek.)
Tek satırında ülke adı vermeden; Lübnan iç savaşının parçalayıp dağıttığı hayatları anlatıyor bize Maaluof. Savaşın, insanları nasıl da kaçınılmaz bir varoluş ve duruş sınavından geçirdiğini okurken, sık sık ekranlardan maruz kaldığımız Ortadoğu analizlerinin sığlığını; güvenli odalardan nakledilen plan ve stratejilerin soğukluğunu, çok şey anlatır gibi yapıp hakikate dokunmadığını fark ediyorsunuz. Lübnan iç savaşının henüz başladığı 70'lerden bugüne de ayna tutan şu cümle, belki daha iyi anlatır:
'Dünyanın geri kalanı için bilmem kaçıncı bir yerel çatışmadan ibaretti, bizim için ise tufandı.'

<p>İsrail polisi sabah namazı sonrası Mescid-i Aksa'dan çıkan cemaate müdahale etmesi sonucu 10 kişi

İsrail polisinden Mescid-i Aksa'dan çıkan Filistinlilere müdahale: 10 yaralı

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti

Hobi diye başladı! Şimdi tanesini 2 bin liradan satıyor