• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
25 Temmuz 2012 Çarşamba

İftarda müzikle diplomasi

Türkçe okumak istersek, Cibran Üçlüsü. Bilinen adıyla ise 'Le Trio Joubran'.    
AK Parti Genel Merkezi'ndeki iftarın sürprizi, Filistinli üç udi kardeşin kurduğu grup oldu.
Niye sürpriz? İç içe geçmiş iki sebepten: Zamanlama ve yaptıkları müziğin niteliği. Son birkaç yıldır, Filistin davasının müzikteki sembolüne dönüşen Le Trio Joubran, dinleyeni, gündelik olanın sığlığından alıp farklı bir evrende seyahate çıkarıyor. Bu niteliğiyle hatırı sayılır dinleyici kitlesine erişti.
Sırları ise basit  görünen ama zor bir hünerde saklı: Ortadoğu'nun durmaksızın acı üreten topraklarını, bırakın politik sloganı, tek kelime etmeden, sadece notalarla hissettirebilmesinde. 
İsrail ve Suriye dışındaki bütün büyükelçilerin davet edildiği iftar için, Filistinli kardeşlerin seçilmesi, bu yanıyla iyi müziğin ötesinde siyasi mesaj da içeriyor.
Grubun açış parçası, Youtube'de en fazla tıklanan kült parçaları Masar oldu. Ama o müthiş ezgi, gürültüye gitti. (Kelimenin tam anlamıyla çatal bıçak gürültülerinden söz ediyorum.) Yine de Cibran kardeşler mutlu görünüyordu. Sahneden sessizce inerlerken Başbakan, arkalarından seslendi; Samir, Wissam ve Adnan'ı tek tek kutladı.
DİPLOMATLAR NOT TUTTU
AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı'nca düzenlenen iftar; Şam yönetiminin kimyasal silah kartını açıkladığı, Suriye sınırındaki bazı kentlerin Kürt grupların kont-rolüne geçmesiyle, Ankara'da hızla organize edilen bir dizi kritik görüşmelerin yapıldığı güne rastladı.
Ne terasın serinliği ne de birazdan başlayacak iftarın manevi havası sorularla ağırlaşmış zihinleri dağıtmaya yetiyordu. Herkes, Başbakan'ın kürsüde vereceği mesajları bekledi. Bu yüzden olsa gerek, sadece gazeteciler değil, misyon şefleri dahi kalemlerini defterlerini çıkarıp Başbakan'ın konuşmasından notlar aldı.
Erdoğan'ın konuşmasında, yeni sayılacak ayrıntı yoktu. Sınırın az  ötesinde, nabzı her an değişen gelişmelere dair yaklaşım, sohbetlerde çıktı. O sohbetlerden Türk Dışişleri'nin bakışı: 
- Esad rejimi hakkında başından bu yana üç grup vardı (gitmesi gerektiğini, kalması gerektiğini savunanlar ve duruma göre  pozisyon alanlar). Ankara, diğer tezleri savunanların son gelişmeler karşısında 'mahcup da olsa' aynı çizgiye geldiği kanaatinde, bundan memnun.
- Esad yönetiminin  PYD'yi organize etmesi yeni değil. Boşalttığı yerlerde kontrolü zaten PYD'ye kendisi veriyordu. Dolayısıyla sanılanın aksine, 'Nereden çıktı Kürt kontrolü' şaşkınlığı yok. 
- Ankara 16 ayrı fraksiyona bölünmüş Kürt gruplarına homojen bir bakış açısıyla yaklaşmıyor. Ancak PYD'nin  Ankara için 'makbul olmadığı' sır değil. PKK'nın yeni bir zemin kazanmaması için, 'PYD faaliyetlerinin sınırlanması' talep ve telkini sıkça iletiliyor. 
- Gelişmeler çok dikkatli izleniyor. Özellikle, PYD'nin son Erbil toplantısında SUK ile birlikte çalışacakları taahhüdü. Kürt grupların, otonomi talebini ileri sürmek için kaosun durulmasını bekledikleri ve bu bekleyiş sürerken 'ellerindeki kartı maksimize etme' niyetleri göz ardı edilmiyor. 
- Ankara, Barzani ile sık görüşüyor. Son olarak 'Bizim için hala en önemli olan Suriye'nin toprak bütünlüğü' tezi işleniyor.

<h3>Siyasetin gündemi reform ve ittifak çalışmaları oldu. Peki muhalefet neden reform ve ittifak çal

Siyasetin gündeminde ne var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Eren-3 Ağrı Dağı Operasyonu başlatıldı

'Bora-12' ve Ejder aktif hale getirildi: Karadeniz'de PKK operasyonu