• $9,5325
  • €11,0885
  • 549.226
  • 1509.2
7 Nisan 2013 Pazar

Gülden'in walkman'i

 "Çocuklar, yemin ederim ben de düşünmüştüm." 
İkizler ve abileri tuhaf tuhaf baktı. O sıra PSP'lerine, USB kabloyla Pitbull şarkıları indiriyorlardı. Derin bir soluk aldım: Bu walkman var ya... Walkman ne ya? Bi' durun, anlatıcam.
Kardeşimle ortak ilk teybimizi dayım almıştı. Orta son'dayım. Pabucum kadar kartuş kasetlerden, küçük boyuta henüz geçilmişken bu hediye bir mucize! Portatif Sanyo'muzun kutusunu, elektronik cihazlara has kokusunu içimize çeke çeke açarken heyecandan ölüyoruz.
"Oraya dokunma", "Bak bozulursa" uyarıları arasında, dayımın teyple birlikte getirdiği İbrahim Tatlıses kasetini takmayı, sonunda başarıyoruz. Yanık bir sesten "Ayağında Kundura" diye garip (!) bir şarkı yükseliyor. Kardeşimle ben hiç mutlu olmuyoruz. (Sesin de şarkının da esaslı bir sosyolojik dönüşümün işaret fişeği olduğunu nerden bilelim?) Bu yüzden kasetin markasıyla meşgul olmak çok daha ilginç: Sabra. Henüz Raks fabrikası kurulmamış.
Düğmelerden RECORD ve EJECT çok mühim... EJECT'e basınca çıkan "trak" sesi kapağın çabuk bozulacağını haber veriyor. RECORD'a yanlışlıkla bastığın an ise bittiğin andır. (Kasetin arkasındaki iki küçük tırnak koparılırsa, bu kaza ihtimali de ortadan kalkıyormuş; zamanla öğreniyoruz)

BÜYÜK KEŞİF...

Bütün tuşları iyice belledikten sonra, ilerleyen günlerde bambaşka bir şey keşfediyorum: Sanyo'muzun tıpkı çanta gibi, bir de askısı var. Yani? Bulaşıkları yıkarken müziği kulaklıkla dinleyebilirim.. Oley! Bu buluş müthiş hoşuma gidiyor. O günden sonra; Boney M'i, Abba'yı hatta Zülfü Livaneli'nin yasak kasetini bile, her yerde teybi omzuma takarak dinliyorum.
Bu keşifle birlikte; ışıklı camında, Kahire-Odesa-Simpferepol şehir adlarını, olanca gizemiyle yan yana resmeden emektar radyomuzun pabucu dama atılıyor. 
Fakat arada, omuzum acıdıkça içimden "Ah" diyorum. Şu teyp, az daha küçük olsa ne iyi olurmuş. O sıralar, Sony'nin bu fikir üzerine ar-ge çalışması yaptığından tabii ki habersizim. Şans... İki yıl sonra walkman çıktığında, tıpkı Ergun Plak gibi küçük bir çığlık atışım işte bundan: Ama bunu ben düşünmüştüm!

İLK WALKMAN'İM

İlk walkman'im galiba bir "no name"ydi. Hatırımda kalan fıstık yeşili rengi, plastik oluşu, bana böyle düşündürüyor.
90'ların ikinci yarısında aldığım son Sony Walkman'imi hala muhafaza ediyorum. Çıkışları öyle güçlüymüş ki, kasetlerimi  özleyince, kabin bağlayarak dinlediğim de oluyor. Sanki canlılarmış da birbirlerinden feyz alsınlar diye iPhone'un yanına kuruyorum bir de.
Cuma günü, sürmanşetimizde "Türkiye'nin ilk akustik caz radyosu Joy Cazz" haberini okumadıysanız mutlaka okuyun. Gülben Çapan imzalı o haberi görünce, ilk iş telefonuma aplikasyonunu indirdim. Ve portatif Sanyo'dan bugüne kadarki taşınabilir müzik serüveninin her anını yaşamış biri olarak, kendimi şanslı hissettim.

<p>Evi alev alev yandı. Tabloları küle döndü. O, gözyaşları içinde basın açıklaması yaptı.</p><p>Ola

Çevreci ressamın evi yandı

Kepçe ile yol kapatıp drift yaptılar

Muğla'daki fosil alanında yeni buluntulara ulaşıldı

''UÇBEY''in ilk kez kullanıldığı operasyonda gri listedeki terörist vuruldu