• $7,4171
  • €9,0259
  • 439.114
  • 1534.42
20 Mayıs 2011 Cuma

Derviş'in IMF adaylığı

Çarşamba akşamı. Çankaya'daki Kuğulupark taksi durağı. Beş metrekarelik kulübe tıklım tıklım. AKP Ankara adayı Ali Babacan, şoför esnafının sorunlarını dinliyor. Yanındaki 'taksici' 'Neden Türk üreticiler, New York'ta ihaleye giriyor da bizim güvenliğimizi düşünmüyor?' diyor. Soru bir yerlerden tanıdık... CHP'nin seçim bildirgesinin maddelerinden biri. O sırada Babacan'ın başının üzerindeki küçük televizyon, Kemal Derviş'in IMF Başkanlığı adaylığını haber veriyor. Önce bir muhabir arkadaş soruyor:  'Derviş'in adaylığına nasıl bakıyorsunuz?' 'Bu soru bize daha önce de soruldu' diyor Babacan. Net cevap gelmeyince bu kez, dert anlatan taksici soruyor: 'Sayın Bakan acaba düşünüyor musunuz Derviş'i?' Babacan birkaç saniye durarak cevaplıyor: 'Henüz hükümetimizin belirlediği bir isim yok.'
Aslında, seçime haftalar kala, hükümetin ajandasına böyle bir gündem maddesi eklenmesi, kaderin tuhaf bir cilvesi. Nedenini biraz sonra açacağım. IMF'nin yeni başkanını belirleme takvimi, cinsel saldırı suçlamasıyla cezaevinde bulunan Dominique Strauss Kahn'ın istifasıyla dün başladı. İstifa, kritik bir eşikti. Çünkü IMF tarihinde görevden azil gibi bir gelenek yok. Dominique Strauss Kahn, dokunaklı bir mektupla bu adımı atar atmaz da IMF sitesi yeni başkanın seçimi için görüşmelerin 'yakın bir gelecekte' başlayacağını duyurdu. Bir ay içinde sonuçlanması beklenen yeni başkanın seçimi için, hükümetlerin isim önermesi ve  üzerinde uzlaşılması gerekiyor.
 Peki Derviş'in başkanlık ihtimali nasıl? Eskilerin tabiriyle 'liyakat ve müktesebat' kriterleri açısından hiçbir sorun olmadığı ortada. Öte yandan, IMF'nin karar oydaşmasında Türkiye, kotası yeni yükseltildiği için de güçlü bir pozisyonda. Dahası, Türkiye'yi dokuz yıldır yöneten hükümetin, ekonomi yönetimindeki performansı, uluslararası camiada takdir topluyor.

HÜKÜMET DERVİŞ'TEN HOŞLANMIYOR
Ancak hükümetin bir aday önerme konusundaki 'kaderin cilvesi', sadece, seçimlerin çok yakın olmasından kaynaklanmıyor. İç ve dış kamuoyunda hatırı sayılı bir kesim, AKP hükümetlerinin ekonomideki 'başarı'sını, 2001 krizi patlayınca Türkiye'ye çağrılan Derviş ve ekibinin hazırladığı kurgusu sağlam programda, 'majör bir hata yapmamasına' bağlıyor.
Fakat sorun da burada işte. Hükümetin ekonomi kurmayları, bu tespitten hiç hoşlanmıyor. Aradan 10 yıl geçmesine rağmen, koalisyon döneminin 'kurtarıcısıyla' anılmak, her seferinde yüzlerin asılmasına neden oluyor. Söz gelimi geçen şubat ayında, Paris'teki G-20 toplantısında izlediğimiz Babacan, (ki, tam da o günlerde, Avrupa'da Kahn'ın Sarkozy'ye halef olacağı çok ateşli tartışılıyordu) uçakta kendisine bu soruyu yönelttiğimde, 'Biz programa farklı unsurlar ekledik. İnsan unsuru ihmal edilmişti. Bu kesimlere dönük yenilikler yaptık' demişti. Dahası, hükümetin ekonomik 'başarılarını' anlatmak istediği zaman, tüm grafiklerin, sanki böyle bir program yokmuşcasına 2002'den başlattığını da hatırlatalım. 
Hükümetin, Derviş'ten hoşlanmamasının bir nedeni daha var: CHP'ye yakınlığı. Şimdi unuttuk ama çok değil bir buçuk ay öncesine kadar, Derviş'in adı, CHP İstanbul adaylığı için geçiyordu. Ancak 'yer' konusunda yaşanan anlaşmazlık, bu planı rafa kaldırdı.
Türkiye'nin IMF Başkanlığı'na kimi aday göstereceği sorusuna bu tablo içinde bakmakta yarar var. 

<div><br></div><p><br></p>

Meteoroloji Hava Tahmin Uzmanı açıkladı... İstanbul'a kar yağacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor