• $7,5124
  • €9,0748
  • 442.974
  • 1523.51
17 Ağustos 2012 Cuma

CHP'nin Aygün'le imtihanı

Terör örgütü PKK tarafından kaçırılan CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün serbest kaldıktan sonra yaptığı açıklama, kaçırılmasından daha büyük infial yarattı.
Niye 'arkadaşlar' demiş, silahlı örgüt militanlarının 'eve dönmek istediğini değerli bulması' terör örgütünün propagandasıymış.
Evet; PKK'nın Aygün'ü propaganda amacıyla kaçırdığına kimsenin şüphesi yok ki?
 Ama karşımızda da kendisini 'insan hakları savunucu' olarak tanımlayan, 'Avukatlığımı Meclis'e taşıdım' diyen bir milletvekili var.
Aygün'ü sözlerinden dolayı, neredeyse 'katli vaciptir' eşiğine taşıyanlar onun PKK'ya, BDP'ye dönük sert eleştirilerine; BDP'nin kaçırılmasını kuvvetli ifadelerle kınamayışına ilişkin sözlerine ısrarla gözlerini kapatıyor.
Şehit cenazelerinde takım elbise kravatla, on dakikalığına kederli görünüp tören bittiğinde kendi günlük hayatına, şakalarına, taksitlerine ışık hızıyla geri dönecek olan kullan-at masklar neyimize yetmiyor öyle değil mi?

BOZULAN İLK EZBER

Bu; aktif siyaset yaşamı sadece 14 ayla sınırlı olan Aygün'ün bozduğu ilk ezber değil. Başbakan'ın 'Dersim özrü' olarak tarihe geçen tartışmanın fitilini ateşleyen Aygün, bu özürden iki hafta önce (Kasım 2011) Zaman gazetesine Dersim Katliamı'ndan Atatürk'ün de haberdar olduğunu söylemişti.
O sözler, tıpkı bugün olduğu gibi partide çalkantı yaratmış; onun partiye  'ihanet ettiğini' düşünen bir grup CHP'li vekil, kamera karşısına geçerek, iki sayfalık bildiri okumuştu.
CHP açısından oradaki sorunlu alan, böyle bir bildiri hazırlanıp okunmasında değil;  küçük ama 'jakoben' bir detayda gizliydi. Aygün'ün sözlerini kabul edilemez bulan vekiller, o iki sayfayı parlamento muhabirlerine satır satır okuyup, tek soru kabul etmeden gitmişlerdi. Sorularla gelişebilecek muhtemel bir özeleştiriden kaçma tedbiri.

İDEOLOJİK DOĞRULTU
Bu çerçevede son Kurultay arifesinde CHP'yle ilgili temel sorunun 'Nasıl bir ideolojik doğrultu?' olduğunu hatırlayalım. CHP, yeni fikirlere, yeni insanlara açık, tahammüllü bir parti olduğunu gösterecek miydi, yoksa donmuş çizgisinden taviz vermeyecek miydi? 
Kılıçdaroğlu'nun, kurultay konuşmasında  'ister terör, ister Kürt, ister Güneydoğu sorunu' nitelemesi denge gözeten bir yaklaşımı yansıtıyordu. Bir yandan MHP'yi (ki, bir ay içinde bariz biçimde farklılaştı) diğer yandan parti tabanındaki ulusalcı kanadı gözetiyordu.
O Kurultay'ın üzerinden tam bir ay geçti. Aygün'ün serbest kaldıktan sonraki sözlerinin tıpkı dokuz ay önceki Dersim sözleri gibi, CHP bünyesinde yine ve yeniden bir turnusol kağıdına dönüştüğünü görüyoruz. 
Kürt meselesi, beklenmedik bir olayla, bir kez daha CHP'nin önüne imtihan olarak çıktı. Eğer CHP, 'yeni CHP' olduysa, Kürt meselesini Kılıçdaroğlu'nun vurguladığı gibi siyaset üstü bir bakışla değerlendirmeyi sürdürecek mi, yoksa oy geçişkenliği bulunan ve Kürt sorununu reddeden MHP'ye yakın bir çizgide mi duracak?
Devletin 'tunç eli'ni temsil eden zihniyetin bugün Hüseyin Aygün'ün üzerinde bir kılıç gibi salınması ise garip bir tesadüf olsa gerek.

<p>Türk savunma sanayisi şirketi HAVELSAN kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer risklerin tespi

İHA'lara 'milli' dokunuş: Kimyasal riskleri de tespit edecek

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı