• $7,387
  • €8,9953
  • 441.468
  • 1551.57
27 Şubat 2012 Pazartesi

CHP rahat bir nefes alacak mı?

Kılıçdaroğlu'nun 12 Haziran'da kullandığı 'Türkiye rahat bir nefes alacak' sloganı; seçim yarışlarında üretilen her kampanyada olduğu gibi; etki ve inandırıcılık bazında tartışılmış, hatta şakalara konu olmuştu. 
Slogan, seçim sonuçlarıyla birlikte unutuldu gitti. Yüzde 26'nın yarattığı derin hayal kırıklığının bunda etkisi büyüktü.
 Fakat dün Arena'da tanık olduklarımız, 'Türkiye rahat bir nefes alacak' sloganının, seçmen nezdinde neden hükümsüz kaldığını anlatan örneklerle doluydu.   
Salonu dolduran partililerin;  iyi şeyler görüp duymaya hasret kalmış, endişeli yüz ifadeleri, saatler boyu kulaktan kulağa yayılan 'duydunuz mu imzalar toplanamamış', 'bir kısmı sahteymiş' söylentileri, Genel Başkan tam konuşmaya başlamışken, tek kişilik bir anti enerji topuna dönüşmüş İsa Gök'ün dilekçe girişimi, buna karşılık veren partililerin agresif tavırları, genel başkanın yüzünde patlayacak diye bir an korktuğum iki dolu pet şişeyi, korumaların bir milletvekiline karşı yaka-paça hoyratlığını izledikçe, bu sloganın sekiz ay sonra bile CHP'yi ne kadar ilgilendirdiğini hissettim.
CHP, iktidara talip ana muhalefet partisi olarak, kendisi rahat nefes almadan; Kürt meselesi, 'teröristlerle' dolup taşan cezaevleri, temel insan haklarının ağır ihlalleri, gelir dağılımı eşitsizliği gibi yakıcı sorunları olan Türkiye'ye rahat bir nefes aldıracağına inandıramazdı. 
O nedenle bugün sloganın öznesini değiştirerek sorma zamanı:   
CHP rahat bir nefes alacak mı?
Bu soruya kurultaylar tamamlanmadan olumlu cevap vermek pek kolay görünmüyor. Henüz taleplerinin tamamı karşılanmayan muhaliflerin, bugünkü kurultayda sergileyeceği tutum ve sonuçları; tatsız görüntülerin tekrarlanıp tekrarlanmayacağı; parti yönetiminin izleyeceği yolu görmeden tahminde bulunmak zor.
Dahası kurultayın hukuk ve asayiş açısından sorunsuz tamamlanması da suların durulacağı anlamına da gelmiyor. Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı değilse bile, partinin  ideolojik doğrultusu, 12 Haziran'la yönetime eklemlenen merkez sağ çizgiden gelen aktörlerin konumu tartışılmaya devam edecek. 
Buna karşılık, ilk kurultayda artı hanesine yazılacak gelişmeler oldu. Sokaktaki vatandaşı bugün  ilgilendirmiyor gibi görünse de, orta vadede kadınlar ile gençlerin siyaset yapma zeminini kolaylaştıran, daha demokratik bir katılımı ifade eden 'çarşaf liste'yi esas alan, karar sürecini daha dinamik hale getiren PM sayısını düşüren değişikliklerin tümü, ana muhalefet partisi açısından; bugüne dek yokluğu eleştirilen demokratik adımlar anlamına geliyor.
Konuşmasında, kadınlara 'ötekileştirmeyen, giysilerine bakmadan' katılım çağrısında bulunan Kılıçdaroğlu'nun bu sözleri; biraz mahcup da olsa 'seçkinci CHP'li kadın prototipine' yönelik altı çizilmesi gereken bir özeleştiriydi.
Keza, Kılıçdaroğlu'nun, sonuç getirmese bile kurultay öncesi Deniz Baykal'ı üç kez araması, 'elini uzatması', yapıcı bir tutumu sergilemesi açısından önemlidir. Baykal'ın o kapıdan içeriye girdiği anda, salonun alkıştan yıkılacağını hissede hissede; salona gelmeyerek parti çıkarları adına neyi koruduğunu anlamak zor oldu.

<p>Türkiye'de yeni bir siyasi partiye ihtiyaç var mı?</p><p>HDP tabanı hangi olaylar sonrasında part

HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yılanların yuttukları dev canlılar

Simpsonlar yine şoke etti! Bunu da bildiler