• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
16 Mart 2011 Çarşamba

'Adli emanet'te kirlenen hatıralar

Cezaevine girerken, kundakta bir bebek de bırakan Mustafa Balbay'ın, açık görüşte kendisine, çerçeveli bir fotoğrafı öper gibi uzanan iki yaşındaki oğlunu anlattığı satırlar, işte bu cümleyle bitiyor:
'Bir fotoğraf gibi öptü beni oğlum.' 
'Düşünüyorum O Halde Sanığım' kitabı; yaşama sevincinin, en yıkıcı duyguların bile nasıl önüne geçtiğinin, dokunaklı örnekleriyle dolu. 
Sadece o kitap değil.
Cezaevine girmeden az önce, eşinin kalp ameliyatının özel bir zamanlamaya mı rast getirildiği sorusunu, sadece Nedim Şener'in değil; iradesini rehin bırakmamış, sinir uçları sonsuza kadar kısa devre yapmamış, her daim toprağa gömülü bıçaklarıyla dolaşmayanların hafızasında yer etmemesi zor.
'Ergenekon ile bağlantım bulunsun, intihar ederim' diyen Ahmet Şık'ın, baskın sırasında çocuğunun yatağı ve çizdiği resimlerinin aranması da öyle.  
Eee? Yani?
'Unutulmasa ne olacak? Yeter ki darbeciler yargılansın' diyenlerin,  bugün, nefes aldığımız şu ortamda ne kadar çok olduğunu tahmin edebiliyorum.
Fakat içinden bunu geçiren, geçirmekle kalmayıp hukukun en temel prensiplerini savunmaya bile gönül indirmeksizin, suçlu ilanında, henüz karar vermemiş hakimlerden bile heveskar görünenlerin birçoğunu; 'sahada' yıllarca koşturmuş, bir binanın önünde yağmur kar altında saatlerce, bir sorunun peşinde günlerce beklemiş, kimseler kendisini buna zorlamamışken, elinden başka türlüsü gelmediği için gerçeğin peşinde koşan bir muhabirlik geleneğinden gelmediğini de biliyorum...
Çünkü darbe karşıtlığı ile usule dair itirazın, aynı eleştirel zihnin içinde yer alamayacağı gibi tuhaf, absürd bir dogma oluştu... Daha da kötüsü, bu absürd dogma, tartışılmaz bir gerçekmiş gibi kabul ettirilmeye çalışılıyor.
Yine de bunları görüp bilmek, özünde bir 'tedbir' olduğunun hiç unutulmaması gereken tutuklamanın, 'de facto' peşin cezaya dönüşmesinin nasıl bu kadar kolay kabullenildiğini anlamaya yetmiyor. 

ADLİ KOLLUK'U TARTIŞMALIYDIK
İleri bir demokraside çoktan, sistem içindeki sağlıklı yerini almış olmalıydı. Fakat son dönemler açısından bakıldığında; bugün yargı reformu hazırlanıp tartışılırken, paketin içinde 'adli kolluk' müessesesinin yer almayışının eksikliğini yeterince anlayıp tartamamış olmanın sonuçlarını yaşıyoruz. 
Çağdaş bir adli kolluk sisteminin kurulması konusunda, verimli ve sonuç getiren bir tartışma alanı yaratılabilse, bugün yakındığımız tablonun düzelmesi adına, geç de olsa adım atılmış olacağını yeterince göremedik.
Ne siyasi aktörler ne de basının, zamanında bir ihtiyaç olarak hissedip gündeme getirmediği bu adım atılmadığı içindir ki, bugün hatıralar 'adli emanet'te hızla kirleniyor.
En özel anların şarkılarının toplandığı müzik albümleri, Peter Pan DVD'leri suç deliline dönüşürken,  Başbakan Tayyip Erdoğan, dün grup toplantısında 'Haktan, özgürlükten, bağımsızlıktan yanayız. İnsanlar insanlık onuruna yaraşır şekilde yaşasın istiyoruz' diyordu. 
Doğrusu kulağa çok da iyi geliyordu.
Fakat Başbakan, Türkiye'den değil, Libya'dan bahsediyordu.
Oysa ne zaman sona ereceği kimselerce bilinmeyen ucu açık tutukluluğun,  peşin cezaya dönüşmesinin, hukuki güvenlik ilkesinin ihlalinin de insanlık onuruyla bir ilgisi olmalı.
Hele ki çocuklar, babasızlığa mahkum ediliyorsa.

<p>Ankara'da boşanma aşamasında olduğu eşine karşı koruma tedbiri bulunan L.S. 4 aylık bebeği Asya S

Koruma tedbiri olan baba minik Asya'yı annesinden böyle kaçırdı! İşte o anlar...

Bakanı Karaismailoğlu, Hasankeyf-2 Köprüsü Açılış Töreninde katıldı

Milli Savunma Bakanlığı fotoğrafları paylaştı

''Baharın müjdecisi'' leylekler Bingöl'e renk kattı