• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
18 Mart 2018 Pazar

Yerli, milli ve insani bir bakış açısıyla

Cevdet Erdöl
Cevdet Erdöl
YAZARIN SAYFASI

18 Mart Ruhu

Bugün 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferinin 103. Yıl Dönümü. 18 Mart 1915 bir tarih olsa da bin kahramanlık destanının hikayesidir. “18 Mart Ruhu” tıpkı 15 Temmuz gibi milletimizin ta kendisidir ve bugün de Zeytin Dalı Harekâtı ile tekrar vücut bulmuştur.

Çanakkale Zaferi’nin 103. Yıl dönümü münasebetiyle, Anafartalar ve Conkbayırı’nda Şehadet Şerbetini içen Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane öğrencilerini ve tüm şehitlerimizi, gazilerimizi saygı ve minnetle anıyorum.

Sağlık Alanda Yerli ve Milli Adımlar

Sayın Cumhurbaşkanımız, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezinde Tıp Bayramı dolayısıyla hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının temsilcilerini kabul etti. Burada yaptığı konuşmada sağlık alanında ciddi bir millileşme ve yerlileşme hamlesi başlatılması gerektiğini ifade ederek yerli ilaç sanayisinin önemine dikkat çekti ve şu ifadeleri kullandı, “Türkiye, yerli ilaç sanayinin önünün kesilmesi pahasına, küresel ilaç sektörünün önünü açarak milyarlarca dolarını havaya savuracak bir ülke değildir. İlaç meselesinin yerli bir karadeliğe dönüştürülmesine kesinlikle izin veremeyiz.”

Türkiye’de yılda yaklaşık 20 milyara (TL) yakın tıbbi sarf malzemesi ve 25 milyara (TL) yakın ilaç harcaması yapılıyor ve bu harcamanın yaklaşık yüzde 60’ı ithal.

Bir yandan Aziz Milletimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine ekonomik darbelere dur demek için cebindeki 50 dolarını,100 dolarını bozmak için döviz bürolarına, bankalara koşarken, diğer yandan ithal ürünlere milyar dolarlarımızı akıtıyoruz. Bu yaman çelişkiye bir an önce dur dememiz gerekir.

Savunma sanayiinde ortaya konulan kararlı irade ile başarılan milli üretim hamlesini, üniversite-sanayi iş birliği ile “Yerli İlaç ve Yerli Tıbbi Cihaz” konularında da sergileyerek dış dünyaya olan bağımlılığımızı nihayete erdirebiliriz. Sağlık Bilimleri Üniversitesi olarak bu hayati ve stratejik meselede elimizi, yüreğimizi, bedenimizi taşın altına koymaya hazırız.

İnanıyorum ki İbn-i Sinaları, Farabileri, El Zehravileri… yetiştiren medeniyetimiz “Yerli İlaç-Yerli Tıbbı Cihaz” alanlarında da babayiğitler çıkaracaktır. Ülkemizin, milletimizin ve mazlum coğrafyaların sağlıklı geleceği için bu adımın atılmasına ihtiyacı vardır.

Her Ölüm ’den Çıkarılacak Dersler Vardır

Geçtiğimiz günlerde Trabzonspor’un eski yöneticisi değerli İş adamı Hüseyin Başaran’ın kızı Mina Başaran ile birlikte 10 arkadaşı talihsiz bir uçak kazasında hayatlarını kaybettiler. Evlat acısının tarifi yoktur. Büyüklerimiz Allah hiç kimseyi evlat acısıyla imtihan etmesin derler. Mina Başaran ve arkadaşlarına Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.

Kazada hayatını kaybedenlerin yaşam tarzıyla alakalı sosyal medyada olumsuz paylaşımların yapıldığı iddiasıyla bir tartışma başladı.

Akıl, mantık, sağduyu sahibi hiçbir vatandaşımızın ölmüş bireylerin ardından iddia edildiği gibi paylaşımlar yapacağına inanmıyorum. Peygamber efendimiz bir Hadis-i Şerifte “ Sakın ölenlerin ardından ve hakkında kötü şeyler konuşmayınız.

Çünkü ölen biri hakkında kötü şeyler konuşmak diriyi rahatsız eder; yaşayanları üzer; ölüye de konuşulan hiçbir şey ulaşmaz!” buyurmuştur.

Hadis-i Şeriften hareketle, insan olmanın kutsiyetine halel getirecek, gerilime ve ayrışmaya neden olacak söylemlerden uzak durarak, her olayda sinekten yağ çıkarır gibi toplumu germeye çalışan trollere fırsat vermemeliyiz.

Sayın Başbakanımız bu türden söylemleri hedef alarak “Yüreği burkulan ailelere sabır ve başsağlığı dilemeyi beceremeyenler, hiç değilse susmalıdır” ifadeleriyle gereken yanıtı vermiştir.

Ben de bu trollere unuttukları “Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size eksiksiz olarak verilecektir.” ayetini hatırlatmak istiyorum.

Üstad Necip Fazıl’a ait şu mısranın kulaklarımıza küpe olması dileği ile,

Sağlık ve afiyet içinde kalınız.

“Büyük randevu... Bilsem nerede, saat kaçta?

Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?”

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi