• $8,3137
  • €10,1172
  • 498.568
  • 1454.25
20 Mayıs 2018 Pazar

Lider demek herşey demektir!

Cevdet Erdöl
Cevdet Erdöl
YAZARIN SAYFASI

İnsanlık için tarih boyunca bazı mukaddes (kutsal) kabul edilen yerler, dünyanın geri kalanına tercih edilmiştir. Bu yerlere kutsiyetini yükleyen de hiç kuşkusuz dini inanışlardır. Hicaz Müslümanlar için, Vatikan Hıristiyanlar için kutsaldır. Ne var ki Beytü’l-Makdis, Daru’s-Salem, Yeruşalim gibi isimlerle de anılan Kudüs hem İslamiyet hem Hıristiyanlık ve hem de Musevilik için kutsal ve muhterem bir mahiyettedir.

Asırlardır uğruna pek çok savaş ve sefer yapılan Kudüs, daima Müslümanların şefkatine, gayrimüslimlerin gazabına uğramıştır. Hazreti Ömer, Kudüs’ün anahtarını Patrik Sophronios’tan bizzat teslim aldıktan sonra, burada yaşayan gayrimüslimleöre tam bir din hürriyeti ve güven içinde yaşayacaklarına dair yazılı bir eman takdim etmiştir.

Selahaddin Eyyubi 1187 yılında Kudüs’ü kuşattığında, bu mübarek beldeyi savaşın yıkımından korumak için büyük çaba sarf etmiştir.

Osmanlı döneminde Kudüs, büyük bir itibar ve şerefle korunmuştur. Kudüs’e, “Kuds-ü Şerif” diyen Osmanlılar, buraya her zaman özel bir ihtiram ve ihtimam göstermişlerdir. Devlet-i Aliyye bu konuda öyle düşünceliydi ki üç büyük dinin kutsalı olan Kudüs’ün Yafa kapısı üzerine Kanuni Sultan Süleyman tarafından “Lâ ilâhe illallah, İbrahim Halîlullah” yazdırılmış ve “İbrahimi” üç dinin mensupları birleştirilmiş, kesinlikle ayrıştırılmamış hatta barıştırılmıştı. Gelinen noktada ABD Başkanı Trump’ın akıldışı bir kararla Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyarak Amerikan Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıması kaosun kapılarını aralamış ve yapılan barışçıl gösterilerde aralarından çok sayıda bebek, engelli, çocuk ve kadının da bulunduğu Filistinli masum vahşice şehit edilmiş binlercesi de yaralanmıştır. Topraklarını, kutsallarını, hukuklarını savunurken şehit olan Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum.

Kudüs’ün Müsebbibi Abdülhamid’i İndirenlerdir!

Esasında bugün Kudüs’te yaşanan zulüm sadece günümüzün küresel bir sancısı olmayıp tarihte yapılan büyük yanlışların, ihanetlerin zaruri bir bakiyesidir ve ders çıkarılmalıdır.

Cennetmekan Sultan II. Abdülhamid Han siyonizmin siyasi bir faaliyet olduğunun farkına varmış ve Musevilerin kitlesel olarak Filistin’e yerleştirilmelerini engellemişti. Abdülhamid Han’ın hain bir darbeyle devrilmesi hem Osmanlı için hem de Filistin için adeta her şeyin bitişi olmuş ve kısa sürede Osmanlı topraklarının yüzde 70’i kaybedilmiş, Museviler de Filistin’e yerleşerek bugün ki kaosun temellerini o günlerden atmışlardır. Filistin’de bugün yaşananlar kimseyi yanıltmasın.

Kudüs Hazreti Ömer’in emaneti, Selahaddin Eyyubi’nin rüyası, Yavuz Sultan Selim’in Mirası, Abdülhamid’in Hanın davasıdır ve unutulmamalıdır ki inananların kalbi her zaman ilk kıblesi olan Kudüs’te atmaktadır. Emanuel Karasu’nın bir asır önce “Bir Osmanlı kadını İslam ile bağını kesmediği sürece her an bir Abdülhamid doğurabilir” sözleriyle işaret ettiği üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu zulüm de payidar kalmayacak ve biiznillah Kudüs barış, huzur ve kardeşlik şehri olmaya devam edecektir.

Liderin Kaybedişi Kazanımların Kaybedilmesi Olur!

Türkiye’nin içinden geçtiği kritik süreçlerde ortaya çıkıp halkın arasına kin ve nefret tohumları eken provokatör bozuntuları, 24 Haziran’daki seçimler öncesinde yeniden sahneye çıkarak akıllarınca başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm iktidarı ve ona destek veren milyonlarca vatan evladını alenen tehdit etmeye başladılar. Bir tanesi “Hepiniz ağlayarak özür dileyeceksiniz. O gün geldiğinde; affedeni, acıyanı, yargılamaktan vazgeçeni de unutmayacağız! Yok öyle “torunlarla emeklilik, hepimiz kardeşiz, kavga istemiyoruz” falan. Her şey yeni başlıyor. Bu ülkeye, insanına yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz!” derken bir diğeri “Bir hukukçu olarak biliyorum ki; “Bir gün gelecek Ak Parti’li olmadıklarını ispatlamaya çalışacaklar.” Gelecek çok yakın. Unutmayın” çığlıklarıyla milli iradeye olan kinlerini kusuyorlar.

Bu açıklamalar çok net tehdit, kışkırtma, halkı kin ve nefrete sevk etme fiili olmakla birlikte aynı zamanda bu zihniyetin bir şekilde iktidarı ele geçirmesi halinde aziz milletimizin İstiklal mahkemelerini, Kel Ali’leri ve Kılıç Ali’leri, 27 Mayıs ve 28 Şubatları, Gezi olaylarını,15 Temmuzları arayacağının resmidir. Rabbim bu kin ve nefret yüklü güruhun tasallutundan milletimizi muhafaza eylesin. Sağlık ve afiyet içinde kalınız!..

<p class='MsoNormal'>Süper Lig'i şampiyon tamamlayan Beşiktaş, salgında  tüm rakiplerine büyük fark

Şampiyon Beşiktaş! Fenerbahçe ve Galatasaray'ın hataları neydi?

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı