HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3211
  • 6,0822
  • 208.92
  • 93.953

Çocuklarımız için: Sıfır tolerans!

Ankara Polatlı’da kaybolan ve maalesef cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Eylül’den sonra, 2 Temmuz’da Ağrı Bezirhane’de 4 yaşındaki Leyla’nın cansız bedeninin bulunmasının derin keder ve üzüntüsünü yaşıyorum. Böyle bir acı, böyle bir üzüntünün tarifi yok! Konuyu köşemde yazmak için saatlerdir uğraşıyorum ama Eylül ve Leyla’nın dünyalar tatlısı fotoğrafları gözümün önüne geliyor duygularımı ifade edecek cümleler kuramıyorum.

Ben bu vahşet sarmalını ahlaki terör olarak tanımlıyor ve en az diğer terör unsurları kadar çözüme ve yok edilmeye muhtaç bir mesele olarak görüyorum. Ahlaki terörü vakit kaybetmeden bertaraf etmemiz gerekir ki başka Eylüller ve Leylalar ölmesin; annelerin yürekleri yanmasın.

Çocuklarımızı, kadınlarımızı, yarınlarımızı koruyabilmemiz için ailelere, eğitim kurumlarımıza, din adamlarımıza, medyaya, sivil toplum kuruluşlarına, yargı ve asayiş birimlerimize… önemli görevler düşmektedir.

Öncelikle aileler, eğitimciler olarak çocuklarımızı çok iyi bir ahlâk eğitiminden geçirmemiz, merhameti, sevgiyi, hoşgörüyü, şefkati, vicdanlı hareket etmeyi ve Allah korkusunu öğretmemiz gerekiyor. Bu tip sosyal olayları sadece teorik olarak öğrenmek asla yeterli olmaz. Çocuklarımıza doğru örnek ve rol model olmalıyız.

Lafı hiç eğip bükmeyeceğim.

Yaşananlarda medyamızın büyük vebali ve sorumluluğu bulunmaktadır.

Yıllarca modernlik, çağdaşlık adı altında fuhşu, tecavüzü, gayrimeşru ilişkiyi işleyen; Tecavüzcü C…, Gazozcu N… vb. karakterleri tüm ülkeye rol model olarak sunan medyamızın ektiği tohumların zehirli meyveleridir Leyla ve Eylül’ün katilleri.

Yaklaşık 100 yıllık sinema tarihimizde, özellikle “siyah-beyaz Türk filmi (!)” dönemindeki filmlere bakıldığında gençlere ahlak, örf ve insani değerler öğretmek bir yana sigara ve alkol kullanmaya özendirmenin ve kadına şiddetin olmadığı adeta hiçbir film yoktur. Yani o günlerden itibaren rüzgâr ektik, şimdi fırtına biçmekteyiz.

Ekranlarımız dün olduğu gibi bugün de ailece oturup seyredemeyeceğimiz, seyrettiğimizde yüzümüzü kızartan film ve dizilerle dolu.

Bu konuda televizyonların bir çeşit yüksek mahkemesi olan RTÜK’e büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. RTÜK’ün bu tür yayınlara merhameti çocuklara merhametsizliktir.

Vicdanları yaralayan kadına şiddet, taciz ve çocuk istismarı gibi olaylarda halkımız tek ses, tek yürek, tek vücut olmuş, bu gibi aşağılık suçları üreten bataklığın kurutulmasını ve caydırıcı cezalar getirilmesini istemektedir. Bu konuda yerden göğe kadar da haklılar.

Çocuklarımız aydınlık yarınlarımızın teminatıdır ve onlara yönelik gayri ahlaki tutumlar asla görmezden gelinemez, geçiştirilemez. Bu caniler en ağır cezalarla cezalandırılmalıdır.

Hukukçular ve bu konunun uzmanları bu tip trajedilerin önlenebilmesi için kimyasal hadım ve idam da dahil olmak üzere tüm seçenekleri tartışıyor.

Çözüm bu kadar basit olsaydı, hemen “idam kanunu” çıkarılıp sorun kökünden çözülürdü. Ancak şöyle bir düşünelim: idam cezası olan ülkelerde sorun çözülebilmiş midir? Maalesef hayır. Yani bir başka bakış açısıyla sadece “idam” sorunu çözememektedir. Kimyasal hadım ve hatta idam gibi en ağır cezaların uygulamaya konulmasının yanında bu suçlara zemin oluşturan sosyal, psikolojik ve her türlü diğer etkenlere yönelik tedbirler ve koruyucu önlemler hiçbir taviz vermeden alınmalıdır. Bu konuda prensip “sıfır tolerans” olmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın idamla alakalı bir soruya “yavaş yavaş” yanıtı vermesini son derece anlamlı buluyor ve önemsiyorum.

Milletin vicdanı ve sağduyusu olan Sayın Cumhurbaşkanımız, her konuda olduğu gibi bu konuda da gerekeni ve kendisine yakışanı yapacaktır.

Şiddetten haz alanlar ve sapıklar bu ülkede layık oldukları cezayı muhakkak tadacaklardır.

Liderimiz ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan, Milli İrade’nin tecellisi sonucu yeni sistemin 1. Cumhurbaşkanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı seçilmiş ve adını demokrasi tarihimize altın harflerle yazdırmıştır. Rabbim utandırmasın.

Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımızı, yeni kurulacak 1. Cumhurbaşkanlığı Kabinesini ve 27. Dönem Milletvekillerini tebrik ediyor, ülkemiz, milletimiz, gönül coğrafyamız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Sağlık ve afiyet içinde kalınız.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 100 yaşındaki Nazmiye Balcı´yı tedavi gördüğü hastanede

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nazmiye Balcı´yı tedavi gördüğü hastanede ziyaret etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Türkiye'nin en yüksek barajı projesinde sona geliniyor

Bu adada yaşayanlar kraldan farksız!

En Çok Okunanlar