• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
25 Şubat 2018 Pazar

Bizim dünümüz: Batı’nın bugünü

2018 yılının ilk günlerinde BBC, İngiltere’den hayli enteresan bir haberi “İngiltere’de sağlık sistemi krizi: Hastalar, hastane koridorlarında ölüyor!” manşetiyle servis etti.

Bu sıcak gündem, beraberinde başka haberlerle de desteklendi ve tazelendi. İngiltere’de Ulusal Sağlık Sistemi’nin (NHS) bütçe kısıtlamaları ve gerekli yatırımların yapılmaması sebebi ile krize girdiği yönündeki tartışmalara acil servis doktorları da katılarak İngiltere’deki hastanelerin acil servislerine başvuran 300.000 hastanın, ancak 4 saat bekledikten sonra doktor müdahalesi görebildiğini ve 4 saat içerisinde doktor görebilen hastaların oranının %85’te kaldığını açıkladılar.

Habere göre kış aylarında hastanelere gelen hasta sayısındaki artış nedeniyle NHS aciliyeti olmayan hastaların ameliyatlarını ertelemek zorunda kalmış, protez ya da katarakt ameliyatı gibi ameliyatları bekleyen binlerce hastadan özür dilenmiş. Çok sayıda acil servis doktoru Başbakan Theresa May’e hitaben yazdıkları açık mektupta, “Yeni hastalara oda kalmadığı için birçok kişinin derme çatma koğuşlarda tedaviye alındığını, yatakların boşalmasını bekleyen hastaların 12 saate varan süreler boyunca sedyelerde bekletildiğini, binlerce hastanın acil servis personeli olmadığı için ambulanslarda bekletildiğini, günde 120’nin üzerinde hastanın tedavisinin hastane koridorlarında yapıldığını ve bazılarının hayatını kaybettiğini” ifade etmişlerdir.

Aynı şekilde Amerika’da Obama döneminde uygulamaya geçirilen “Düşük Maliyetli Sağlık Sigortası (ACA)” ya da kamuoyundaki diğer adıyla “Obamacare” de tam bir muammaya dönüşmüş durumdadır. Pek çok gelişmiş ülkede de durum bundan farklı değildir. Dünyanın en güçlü ekonomilerinden olan İngiltere ve Amerika’nın bugünkü sağlık sistemleri bana sağlık ve sosyal güvenlik sistemi çökmüş, tedaviye ulaşılamayan 2003 öncesi Türkiye’sini anımsattı ve karanlık bir nostalji yaşattı desem abartı olmaz.

Hastaların, bebeklerin, cenazelerin hastanelerde rehin alındığı, fahiş ilaç fiyatlarıyla milletin canından bezdirildiği, sağlık ve sosyal güvenlik sistemindeki farklılıklar nedeniyle, vatandaşların farklı hizmet uygulamalarına muhatap olduğu, hastane ve eczane hizmetlerinde adaletsiz bir tablonun yaşandığı, kanser hastalarına tedavi için birkaç sene sonraya gün verildiği ve tedavi olamadan yaşamlarını kaybettiği, Bağ-Kur reçetelerine bazı ilaçların ödemesinin yapılmadığı, diş tedavisinin adeta mümkün olmadığı… ilkel bir dönemden bahsediyoruz.

Ülkemiz, çok şükür Sayın Cumhurbaşkanımızın istiklal, istikrar ve istikbale verdiği önem sayesinde sağlık gibi son derece stratejik bir alanda çok karanlık ve çarpık bir dönemi 10 yıl gibi kısa bir sürede geride bıraktı. Esasen bu dünya tarihinde erişilmesi güç bir rekordur.

Sağlıkta yakaladığımız yüksek standart sonucu sağlık turizminde ciddi bir ivme kazanılmış, başarılı yüz, kol, böbrek, ilik nakillerinin yanı sıra kalp, beyin, kanser ameliyatlarında elde edilen başarılarla birlikte Türkiye sağlıkta adeta cazibe merkezi haline gelmiştir. Bu insanların neden Türkiye’yi tercih ettiği sorusunun cevabı ülkemizin sağlıkta geldiği noktayı göstermesi açısından önemlidir.

Sağlık sistemini bir bütün olarak ele alarak düşünürsek, sadece tedavi edici hizmetler açısından değil, aynı zamanda koruyucu sağlık hizmetleri bakımından da ülkemizin çok önemi başarılar elde ettiğini görmüş oluruz.

Aşılama faaliyetleri ve diğer koruyucu önlemlerin yanında ülkemizde kanser başta olmak üzere, pek çok kronik hastalıktan ve ölümlerden sorumlu olan sigara ve tütün kullanımıyla mücadelede tüm dünyaya örnek olan bir başarı elde edilmiş ve bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü tarafından dört kez ödüllendirilerek bu alanda kırılması zor bir rekor kırılmıştır. Hatta bu başarı yurtdışında pek çok üniversitede anlatılmaktadır.

Bu vesileyle, ülkemizde sağlıkta atılan dev adımların atılmasını sağlayan Sayın Cumhurbaşkanımızın hem ülkemiz için hem de hinterlandımızdaki ülkeler için çok büyük bir şans olduğunu ifade etmek istiyorum. Milleti için çözüm ve sonuç odaklı çalışan, değer algısının merkezinde insan olan yüksek liderliğin meyvelerini hep birlikte yiyoruz.

Sağlık ve afiyet içinde kalınız.

<p>Akşam Gazetesi Yazarı Kurtuluş Tayiz, 'Markar'ı çok erken kaybettik. Markar hayat, yaşam doluydu.

'Anıları ve geride bıraktıkları bize ışık tutacak nitelikte'

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi