• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
21 Kasım 2013 Perşembe

Yeni bir dershane açmalıyız...

Son birkaç haftadır dershaneler konusunu -güya- tartışıyoruz. Hem de ne tartışma... Ya da nasıl bir tartışma? Okuduklarıma inanamıyorum. Stadyumda maç seyrederken kendinden geçmiş fanatik taraftarların arasında kalmış gibiyiz.
Topluma örnek olması gereken, gençlerin rol model olarak alacakları sembol isimler, tanınamaz bir ruh hali içindeler. Özellikle de Twitter’da.
Hakaretler, ithamlar tanıdığımız, bildiğimiz isimlerden. Üsluba gelince, tanıyabilmek mümkün değil...
Çözüm ya da ihtiyacı, yine Twitter’da Prof. Dr. Erol Göka çok güzel yazmış:
“Acilen bir tartışma üslubu ve sorun çözme becerisi dershanesine ihtiyaç var.”
Eskiler, “üslubu beyan aynıyla insan” demişler.
Cevdet Paşa, “usul esasa mukaddemdir” der.
Usul esastan önce gelir...
Tartışmanın biçiminden içerik tartışılamaz hale geldi. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, Skyturk360’ta konuğum oldu, enine boyuna konuştuk, tartıştık. Ben de, kamuoyu da hem şaşırdık hem de bilgilendik. Nabi Avcı, öncelikle bir üslup adamı.
Şaşkınlık içindeydi. Anlattıkça biz daha çok şaşırdık.
Her şeyi bütün ayrıntılarıyla konuştuk. Avcı, dershanelerin kapatılmayıp özel okula dönüştürüleceğinin altını ısrarla çizdi. Canlı yayında değinmek aklıma gelmedi ama esasen onun yıllar önce kaleme aldığı “Enformatik Cehalet” kitabına uygun bir örneği yaşadığımızı görüyorum.
Burada Nabi Avcı’nın “Eğitime Büyük Darbe” manşeti atan Zaman Gazetesi’ne sitemine de bir parantez açmak gerekiyor. Zaman Gazetesi’nin kuruluşunda yayın danışmanı olduğunu ve adeta bir kampanya biçiminde yapılan haberler sırasında kendisine hiçbir şey sorulmadığına dikkat çeken Avcı, gazeteciliğin en temel ilkelerinden birinin atlanmasından duyduğu üzüntüyü ise şöyle ifade etti:
“Başka gazeteler olsa bu kadar alınmayabilirdim.”
Yeri gelmişken, Bediüzzaman Said Nursî’nin ikna eden, “mukni” olmayı, yavrusunu kusarak besleyen kuş gibi değil de, yediklerini süt haline getirdikten sonra kuzusuna veren koyun gibi olabilmeyi tercih ve tembih ettiğini de hatırlatmadan geçmek istemiyorum.
Dershaneler konusuna gelince, öncelikle ilk defa gündemimize gelen bir konudan söz etmediğimizi hepimiz biliyor olmalıyız.
Şurası kesin olarak belli ki, bu bizim bulduğumuz ara bir yol.
Dershaneler deyince, yıllar içinde dünyada hiçbir ülkeyle kıyaslanmayacak bir büyüklüğe ulaşmış bir sektörden söz ediyoruz.
Ortada eğitim açısından ele alınması ve günün ihtiyaçlarına göre dönüştürülmesi gereken son derece teknik bir konu var.
Öncelikle bunun rasyonel bir biçimde masaya yatırılarak çözümlenmesi gereken bir konu olduğundan kimsenin tereddüdü olmamalı.
Hükümeti biz bunun için seçmiyor muyuz?
Milli Eğitim Bakanlığı’nı yaptığı taslak ya da eskizlerde bile rahat bırakmayacak ve biz yöneteceksek, niye seçim yapıyoruz ki?
Zaten belirleyici olan taslaklar değil, yasa tasarısıdır. Hali hazırda da ortada bir yasa tasarısı yok.
Yasa tasarısı oluşunca Meclis’te ve kamuoyunda tüm ilgili tarafların katılımıyla tartışılır.
Allah’tan Bakanlar Kurulu toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla Fethullah Gülen Hoca’nın son açıklamaları geldi de, konu daha makul bir tartışma biçiminde ele alınmaya başlandı.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, toplantı sonrasında son derece net bir açıklamayla paydaşların tamamının görüşlerinin teker teker alınacağı ve tekrar tekrar masaya yatırılacağını açıkladı.
Fethullah Gülen Hoca da devretmeye bile hazır olduklarını belirterek, esasen konunun tartışıldığı biçimden rahatsız olduğunu bir kez daha ortaya koymuş oldu.
O zaman kendimizden başlamak üzere bir durup düşünmemiz gerekiyor. Türkiye’de yıllardır çözüm üretmek yerine, pislikleri halının altını doldurarak vaziyeti idare eden iktidarlar gördük.
Acı reçeteyi biliyoruz ama bizim iktidarımız için tehlike olabilir diyerek işi geçiştiren siyasi manevralara tanıklık ettik. İlk defa bir iktidar gerektiğinde risk alıyor. Aldığı risk oranında da tartışılıyor.
Ama bu kararlılık sayesinde Türkiye’de pek çok alanda daha dün imkânsız görünen adımlar atılabiliyor.
Bu kolay olmadı. Hizmet, siyasi iktidarın bugünlere gelmesinde elbette pay sahibidir.
Elbette hükümet de, özellikle ‘Hizmet’in hassas olduğu bu konuyu muhataplarıyla hakkıyla müşavere etmeden bir dönüşüm dayatacak değildir.
Nitekim, dönüşüme dair yapılan ön çalışmaları da bizzat muhatabından, Sayın Avcı’dan canlı yayında dinledim. Twitter ile gelen soruları bile tek tek kendisine yönelttik.
Anladık ki, -zaten olamaz ama- ortada bir oldu bitti gayreti yok. Son derece teknik bir konunun mecrasından çıkarılarak bu biçimde tartışılıyor olması, anlaşılır değil. İşte bu nedenledir ki, program sırasında da, bu yazıyı yazarken de Twitter’da okuduğum o mesaj beni çok etkiledi.
Altına ben de imza koyuyorum.
Hepimizin, hem de çok acilen bir tartışma usulü ve sorun çözme becerisi dershanesinin açılmasına ve orada ilk öğrenciler olmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki...

<p>Markar Esayan'ın cesur bir insan olduğunu söyleyen Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah

'Markar Esayanlara bu toplumun her zaman ihtiyacı var'

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi