• $13,6653
  • €15,2229
  • 789.241
  • 2011.02
29 Eylül 2014 Pazartesi

Vicdan ayaklanması...

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz hafta eşi ve beraberindeki heyetle, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için ABD'nin New York kentindeydi.
Birleşmiş Milletler'in 69. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma haftaya damgasını vurdu.
Kamuoyu iyi biliyor ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyadaki çeşitli hak ihlalleri, anti-demokratik gelişmeler ve insani dramlar karşısındaki ikiyüzlü tavrı nedeniyle Birleşmiş Milletler’i daha önceleri de defalarca kez eleştirmişti.
Diplomasinin alışık olduğu kalıpları gerektiği her seferinde hiçe sayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kez de iç kamuoyuna başka, Birleşmiş Milletler'e başka türlü konuşmadı.
Her zaman olduğu gibi, neye inanıyor, ne düşünüyorsa muhataplarına açıkça, doğrudan söyledi.
Diplomasinin ikircikli, her türlü dengeyi gözeten, pragmatist doğasını hiç umursamadı ve adeta bir vicdan ayaklanmasını andıran o konuşmayı yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana mesajını konuşmasındaki şu ifadelerle açıkça ortaya koydu:
“Birleşmiş Milletler'den ve uluslararası kurumlardan umutlarını kesen kitleler, çaresizlik ve umutsuzluk içinde terörün tuzağına düşüyorlar.”
Tespit çok net, mesajın muhatabı çok belli ve bu cümlenin kurulduğu yer Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ydu.
Ve dünya, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önceleri de yaptığı, "One Minute" çıkışı gibi yeni bir duruşa tanık oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyaretinden altı mutlaka çizilmesi gereken bir diğer tavırlı davranış ise, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un verdiği yemeğe, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile aynı masaya verildiği için katılmamasıydı.
Böylece bir kez daha açıkça ortaya koydu ki, içeride ya da dışarıda fark etmez; Yeni Türkiye hiçbir zaman ve hiçbir yerde darbecilerle aynı platformda yer almayacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, “Aynı masaya oturup darbecileri meşrulaştırmam” duruşunu asla bozmayacak bir devlet başkanına sahip olduklarını bir defa daha gördüler.
Millet iradesi ile seçilmiş meşru temsilciler konusunda, Türkiye’nin kararlılığının milletler ailesinin en üst kurulunda bu kadar açık bir biçimde gösterilmesi son derece önemli ve anlamlıdır.
Bu duruş, demokrasiye olan inanç ve sadakat konusunda yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değil onun temsiliyeti yoluyla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de kararlı ve tutarlılığının en açık göstergesidir.
Ve bu konuşma ile bu tavırlı duruş, mazlum ve mağdur halkların vicdan ayaklanmasının sözcüsü olarak tüm dünyaya verilmiş son derece manidar bir demokrasi dersidir.

'Göğnümüzdeki' Büyük Usta

Geçen haftanın perşembe günü, “Bozkırın Tezenesi” Neşet Ertaş’ın aramızdan ayrılışının 2. yılıydı…
Usta'nın aramızdan ayrıldığını öğrendiğimiz o günü hatırlayın, Türkiye’de coğrafi ayrımlarımız, siyasi görüş farklılıklarımız, günlük kavgalarımız hepsi bir kenara bırakıldı.
O gün, duygudaşlığı, ortak değerin ne olduğunu içimizi yakarak öğreten derin bir acı ile sarsıldık.
Neşet Usta türkülerindeki derin anlam, müthiş titreşimleri olan o bozlak gırtlağı, sazındaki üslubu ve tüm ustalığına karşın Anadolu insanının o mütevazı duruşunu her daim taşımış olmasıyla hepimizin “göğnünde” taht kurmuştu.
Neşet Ertaşlar, Aşık Veyseller ve diğer tüm halk ozanlarımız bu toprakların sadece türkü yakan insanları değildirler, onlar aynı zamanda bu toplumun içinden çıkmış felsefeciler, düşünce adamlarıdırlar.
Nâzım'ın dediği gibi “onlar topraktan öğrenip kitapsız bilirler…”
"Neşet Ertaş diye yazılır, 'Neşe, Dert, Aşk' diye okunur" diye güzel bir söz var.
Neşet Ertaş'ın hayatı, Devlet Tiyatroları tarafından bu yıl sahneye aktarılacak.
Şirin Aktemur Toprak tarafından yazılan oyunun adı da, "Neşe, Dert, Aşk" olacak.
Usta'yı rahmetle anıyor, oyunu merakla bekliyor, Devlet Tiyatroları'nı kutluyoruz.

<p> </p>

Kamu işçisinin maaşı ne kadar artacak?

Boynundaki şişlik için doktora gitti! İçinden bakın ne çıktı

Dalış sırasında köpekbalığına yem oluyordu! Okyanusta dehşet anları

Polisleri şaşkına çeviren suçluların ilginç fotoğrafları