• $9,5427
  • €11,0694
  • 552.784
  • 1518.69
3 Ekim 2013 Perşembe

Millet, Meclis’inden bunu bekliyor

Salı günü, TBMM’nin açılışına katıldım. 
Yabancı misyon mensuplarının açılışa gösterdiği ilgi hayli dikkat çekiciydi. 
Basın locasının hemen solunda onlara ayrılan bölüm tamamen doluydu. 
En yakınımda Türkiye’nin konuğu yabancı dostlarımız vardı. 
Oturum süresince, bir yandan da göz ucuyla onları izledim. 
Yabancı konuklar, Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ü büyük bir ilgi içinde dinlediler. 
Kulaklarında anında çeviri sisteminin kulaklıkları, ellerinde satır satır takip ettikleri konuşma metninin İngilizcesi vardı. 
“Terazi kendini tartamaz” derler. 
O nedenle dün bizi bir dış göz olarak takip edenlerin tavırları çok önemliydi… 
Basın locasının sol kanadının bu ilgisi, Türkiye’nin hızla normalleşmekte olduğunu bir kez daha gösterdi. 
Sağımızda yer alan localarda ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül ve hemen ilerisinde Genelkurmay Başkanı Necdet Özel oturuyordu. 
TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in kürsüye daveti sonrasında; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte 61. Hükümet, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BDP Eş Genel Başkanları Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere genel kurul salonundaki bütün milletvekilleri ve davetliler tüm dikkatleriyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü dinlediler. 
Neden bu kadar altını çizerek yazıyorum? 
Öncelikle bu hepimiz için özlenen bir tablodur. 
Biz bu ülkenin insanlarıyız ve bu dünyada tek başımıza yaşamıyoruz. 
Elbette farklı düşüncelerimiz, inançlarımız, tercihlerimiz, kökenlerimiz olacak. 
Yeri ve zamanı uygun olduğunda, gereken her konuda sonuna kadar tartışacağız. 
Ama her tartışma öncesinde ya da sonrasında, dün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son derece veciz bir biçimde ifade ettiği gibi, bütün farklılıklarımızı zenginlik ve “milletimiz”i oluşturan kumaşın motifleri olarak göreceğiz. 
Doğrusu budur.  İyi hazırlanmış bu konuşmada, Türkiye için son derece kapsamlı bir muhasebe vardı.  Gazetecilik diliyle, ‘Sessiz Devrim’ vurgusu konuşmanın içinde dikkat çekici bir manşetti. 
30 Eylül 2013 günü demokrasi tarihimize geçen, gelecekte de anılacak önemli bir gün oldu. 
Bu Demokratikleşme Paketi geçtiğimiz 11 yıl boyunca atılan benzeri adımların her bakımdan en kapsamlısı oldu. 
Tekrar tekrar yazıyorum. 
Türkiye’nin kendine dar gelen elbiselerden, ayağındaki prangalardan kurtulması hepimizin ortak hedefi olmalıdır. 
Pakette yer alan yasal ya da idari düzenleme gerektiren yenilikleri merakla takip ediyor olacağız. 
Ama özellikle seçim sistemi konusu, bir an önce muhalefetin de etkin katılımıyla vuzuha kavuşturulmak zorundadır. 
Demokrasilerde, çoğunluğa sahip olanların güçlerini kullanarak seçim sistemini lehlerine çevirme gayretleri ortaya çıkabilir. 
Buna ülkemizden de dünyadan da pek çok örnek verebiliriz. 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Demokratikleşme Paketi içinde açıkladığı yeni seçim sistemine dair üç ayrı seçenek ve konuyu tartışalım önerisi, muhalefet tarafından mutlaka dikkate alınmalıdır.  Önümüzdeki iki yıl zarfında, üç büyük seçim yapacağız. 
30 Mart 2014’te yerel seçimler, Yüksek Seçim Kurulu’nun açıklayacağı takvime bağlı olarak aynı yılın haziran ya da temmuz ayında Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2015 Haziran’ında da genel seçimler var. 
Genel seçimlerde geçerli olacak yeni bir yasal düzenlemenin iktidar ve muhalefetin katılımıyla yapılması demokrasimizin olgunlaşması yönünde önemli bir adım olacaktır. 

VE YİNE ANAYASA

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, dünkü açılışta hepimizin ortak olduğu bir çarpıklığa tekrar işaret etti.  Şu anda Meclis’te grubu bulunan 4 siyasi parti de, Meclis’te temsil edilmeyen diğerleri de mevcut anayasanın yetersiz ve yanlış olduğunu defalarca beyan ettiler.  Yeni anayasanın 59 maddesinin nasıl olması gerektiğinde de uzlaştılar ve hatta bu maddeleri yeniden yazdılar. 
Hâl böyleyken, çalışmalar bitirilmediği için Anayasa Mahkemesi mevcuta, yani yanlışa göre karar vermek zorunda kalıyor. 
İktidar ve muhalefet bu çarpıklığı iyi bir fırsata çevirebilirler. 
Beklentimiz budur. 
Yeni bir anayasa yetişmeyecekse bile, hiç olmazsa bu 59 maddeyle yeni anayasamızın temelleri oybirliğiyle atılmış olur. 
Salı günkü TBMM tablosu beni çok umutlandırdı. TBMM’ye çağrımız esasen yarınlarımız içindir.  Gelin bütün Türkiye’yi umutlandırın. 
Şu 59 maddeyle hepimizi heyecanlandıracak çok büyük bir adımı bize çok görmeyin. 
Millet, Meclis’inden bunu bekliyor. 
  
  
 

<p>Navigasyonda araç yerine yaya yolunu açtı. Otomobili merdivende asılı kaldı.</p><p>İlginç olay, s

Navigasyon kazası!

En güzel, kısa, uzun, anlamlı, resimli 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajları burada!

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Şuşa'da ezan okudu

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor