• $9,3003
  • €10,7986
  • 528.544
  • 1417.13
30 Nisan 2015 Perşembe

Kervanımız yürüyor!

İki yıl önce yüzmesinden bile umut kesilen ve her an batması beklenen medya filomuzun, bugün artık yeni ufuklara yelken açtığı bir dönemde, siz değerli okurlarımızla gelecek vizyonumuzu paylaşmak ve kurumsal tarihimize bir not düşmek için yazıyorum bu satırları.
Bu dönem zarfında omuzdaş olduğum yüzlerce arkadaşımız ile siz okurlarımızın hissiyatına tercüman olarak diyorum ki, çok şükür o günler geride kaldı. Çalışanların maaşlarının aylarca ödenemediği, hacizlerin, icra takiplerinin vakayı adiyeden olduğu bir dönemden, 2015 yılının ilk çeyreğinde koyduğu bütçe hedeflerini bile geride bırakan bir medya grubuna ulaştık.
Ve artık büyük bir dönüşüm süreci yaşıyoruz.
Medya sektöründe, demokrasi ve çoğulculuk açısından fikri öncülük yapacak bir vizyona ihtiyaç var.
Bu vizyon, ülkemizde şimdiye kadar medyayı ticari bir alan olarak görmeyen çarpık anlayışı değiştirecek, ticari sürdürülebilirliği temel ilke olarak kabul eden ve mutlaka Türkiye dışında da bölgesel bir güç olmayı hedefleyen bir misyonun devamı olmak zorundadır. Buna talibiz ve bu iddiaya sahibiz.
Gazetelerimiz AKŞAM, STAR ve GÜNEŞ, televizyonlarımız TV360, TV24 ve TV4, radyolarımız ALEM FM ve LİG RADYO, dergilerimiz PLATİN ile ALEM yayın hayatlarının en başarılı dönemlerini yaşıyorlar. Mevcut yayınlarımız ve onların bugünkü halleriyle yetinecek değiliz. Ülkemiz ile birlikte biz de yeni atılımlar içinde olacağız. Türkiye’de, geçen 12 yıllık zaman zarfında büyük bir değişim yaşandı. Çok daha büyük bir değişimin zamanının geldiğini de görüyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti başta olmak üzere bütün kurum ve kuruluşlarımızı milletimizin talep ve ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırmak, artık sadece bir tercih değil, önünde durulamaz toplumsal bir talep ve aynı zamanda zorunluluktur.
7 Haziran seçimleri ile bu toplumsal talep iyice görünür hale gelecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin başkanlık sistemine geçişi yolunda son derece önemli bir yeni safha daha geride kalacaktır.
Unutmayın ki, 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan esasen artık “Devlet Başkanı” olarak ifade etmemiz gereken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, siyasi rakipleri de aynı tezi seslendirmişler ve halkın seçtiği cumhurbaşkanının başkanlık sistemine geçiş anlamına geleceğini açık seçik söylemişlerdir.
Halk, bütün bu söylenenleri dinlemiş ve son derece net bir biçimde hem de ilk turda % 52 oy oranıyla esasen başkanlık sistemine de evet demiştir.
Türkiye’ye tarihinin, coğrafyasının, mensubu olduğu medeniyetin ve toplumsal talebin çizdiği yol bellidir. Hiç kimse birtakım vesayet odaklarının taleplerini hayata geçirme düşüncesiyle boş hayaller kurarak milletle savaşmaya kalkmasın. Dün bu topraklarda tarihin gördüğü en büyük ve en uzun süreli gönüllü birlikteliği hem de 72 kavim ile hayata geçirenler başkaları değildi. Çok daha güzel bir gelecek için Türkiye’nin karşısında az sayıda ama son derece önemli adımlar kaldı.
Çözüm sürecini yine toplumsal talep doğrultusunda sonlandırmak bunlardan birisidir. Bir diğeri devlet yapısında herhangi bir vesayet unsuru ya da paralel yapılanmaya dair en ufak bir kalıntı bile bırakmamaktır. En önemlisi ise, yeni anayasamızı bu ülkede yaşayan her bir ferdin altına gönül rahatlığıyla imza atabileceği kadar kısa ve özlü, herkesi kucaklayacak kadar kapsayıcı, Türkiye’yi yeni ufuklara taşıyacak kadar zamanın ruhunu yakalayan ve tam anlamıyla bir toplumsal sözleşme olarak yapabilmektir. Bütün bunları yapabilmek, insan olmanın getirdiği ve uluslararası rekabette ülkemiz adına demokrasi ve çoğulculuk açısından doğru yerde durmanın gerektirdiği bir zorunluluktur.
Bu zorunluluk, her birimize kendi sorumluluk alanlarımızda da yeni görevler yüklüyor. Bizim için, yaptığımız işin omurgasını oluşturan içeriğin, bizden bir bakışla derinleştirilmesi ve çeşitlendirilmesi bu görevlerin başında geliyor.
Gelişen teknolojik imkânlar, kişiselleştirmeyi bizi bekleyen bir başka ihtiyaç olarak karşımıza çıkarıyor.
Haberin eğilip bükülmeden sunulduğu, partizan olmayan ama sağlam tavırlı bir taraflılık içinde her zaman ve her konuda milletimizin yanında olduğumuzu ve olacağımızı altını kalınca çizerek tekrar ilan ediyoruz.
Geliştirdiğimiz iş modellerine yeni bir örnek olarak, Anadolu’nun nüfusu 1 milyonun üzerinde olan büyük illerinde açmaya başladığımız bürolarımızı göreceksiniz. Değişen medya tüketicisini odağına alan bir yayıncılıkla bütünleşen bir ticari anlayış bize rehberlik edecek. Dünyanın doğusunu ve güneyini kendisi için hedef coğrafyaların başında gören bir bakışla grubumuzun geleceğini kurguluyoruz.
Dijital medyanın yükselen çizgisi, yeni yatırımlarımıza yön verecek. Bu çizgiyi grubumuzda hayata geçirirken, bilgi kirliliğinin her türlüsüyle canla başla mücadele etmek azmimizden hiç taviz vermedik, vermeyeceğiz.
Kirlilik demişken, benim görevime son verildiğine dair kurgulanan Sayın Ethem Sancak ve benim kimin tarafından ve niçin tezgâhladığını çok iyi bildiğimiz kumpas için kumpasçıya da bir çift sözümüz var tabii ki: Başka kapıya!
Bu tezgâha yardım ve yataklık edenler ise, hesaplarını yargı önünde verecekler.
Bugüne kadar, başta medya grubumuzun sahibi Sayın Ethem Sancak olmak üzere, şahıslarımız ya da yayın organlarımız farklı kumpasların hedefi oldular.
Kumpasçıların heveslerini her seferinde kursaklarında bıraktık.
Sonuç bundan sonrasında da farklı olmayacak.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Kargaların şaşırtıcı zekası ve alet kullanabilme becerisi

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar

Servis minibüsüyle kamyonet çarpıştı: 2 ölü, 11 yaralı