• $8,4007
  • €9,9967
  • 489.005
  • 1408.81
13 Ekim 2014 Pazartesi

İtidal, feraset ama ille de dirayet!

Herhangi bir İskandinav ülkesinde değiliz.

Burası böyle!
İnsana rahat yüzü göstermezler.
Türkiye, tam da çözüm süreci ile kendi iç barışını sağlama yolundayken bir haftada 40 canımızı kaybettik.
Hem de çok üzgünüz.
Daha dün Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde tüm ülkeyi heyecanlandıran mesajlarına tanık olduğumuz HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş bu kez tam tersine bir elinde benzin bidonu, diğerinde körükle gitti yangına!
Yaşadığımız yeni bir kalkışma denemesiydi!
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yardımcısı Sezgin Tanrıkulu bu sorumsuzluğun diğer ortakları oldular.
Sandıkta olamayanı sokakta bir kez daha denediler.
Öğrenemediler ki, olmaz!
Allah korusun varsayalım ki olacak olsa bile, böyle bir leke ile insan içine nasıl çıkacaksınız?
Ülke olarak teşekkür borçlandığımız isim ise Devlet Bahçeli oldu.
MHP Genel Başkanı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti söz konusu olduğunda gündelik siyasette önüne çıkacak fatura ne olursa olsun her zaman benzer bir soğukkanlı tavrı korumayı biliyor.
Açıkça yazalım.
Ülkemizin bir haftadır sürüklenmek istediği şiddet sarmalının gerçek sebebi, PKK'nın IŞİD karşısında yaşadığı askeri başarısızlığı örtme isteğidir.
Yıllarca dağlık arazide ancak vur-kaç yöntemiyle varlık gösterebilen bu silahlı yapı, dağdan inip Suriye gibi düzlük bir alanda savaşmaya kalkınca çuvalladı.
İşte örgüt bu başarısızlığını örtmek, saflarındaki olası dağınıklığı engellemek için kendi krizini Türkiye’nin içine taşımaya çalıştı.
Bunu yaparken de çözüm yolunda bugüne dek harcanan emeğe hiç acımayarak sorumsuzca davrandı.
Çözüm süreci tehlike altında mı sorusuna gelince, çözüm sürecinin bitmesini canı gönülden dileyen karanlık odaklara bakacak olursanız onlar bu süreci bugüne dek kendilerince yüz defa bitirdiler ama olmuyor işte…
Çözüm sürecinin arkasındaki siyasal ve toplumsal irade buna izin vermiyor.
Peki, kendisine çözüm sürecinin parçasıyım, barıştan yanayım diyenlerin yaptıklarına ne demeli?
Kobani için koridor diyor ama tezkereye hayır oyu veriyor.
Barıştan yanayım diyor fakat provokatif eylemlere imkân verecek şekilde sokaklara çağrılar yapıyor.
Bu nasıl barış istemek?
Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada Bingöl saldırısını PKK’nın gerçekleştirdiği ifade edilirken PKK’nın silahlı kanadı HPG ise, "Başta Bingöl’de olmak üzere yaşanan şiddet olayları tamamen lokal durumlar olup, HPG Merkez Komutanlığı olarak bizimle herhangi bir ilişkisi yoktur" diyerek terör ortamının sorumsuz, provokasyonlara açık ve acımasız yüzünü hepimize bir defa daha hatırlattı.
Bunların hiçbiri kabul edilemez.
Cumhurbaşkanı Erdoğan çok açık ifade etti; “Gerekirse anladıkları dilden konuşulur, askerimiz polisimiz gereği neyse onu yapar” dedi.
Bu bir talimattır.
Peki bu talimatı veren kişi kim?
Cumhurbaşkanı yani Başkomutan, hem de halkoyuyla seçilmiş bir başkomutan.
Sonuçta unutulmasın ki; seçilmişler üzerinde tahakküm kurmak isteyen vesayet odakları tasfiye edildi yoksa devletin kendini koruma refleksleri ve organları tasfiye olmadı.
Nihayetinde bu ülke güvenlik mekanizmaları işlemeyen, sahipsiz bir ülke değil, aksine geçmişten farklı olarak millet ve onun temsilcileri ülkeye ve devlete daha fazla sahip durumdalar.
Ve böylesi bir kalkışma denemesini boşa çıkaracak sacayağının olmazsa olmaz üç bacağında nelerin yer alması gerektiğini hem de çok iyi biliyorlar:
İtidal, feraset ama ille de dirayet!

<p>Sosyal medyadan #HelpTurkey etiketiyle yayılan ve bir kesimin devletin mücadelesini hiçe sayarak

'Help Turkey' provokasyonu

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor