• $8,1071
  • €9,7071
  • 454.754
  • 1378.37
10 Şubat 2014 Pazartesi

Gündemimiz gerçek mi?

Gündemde olması gereken konuları neredeyse hiçbir zaman hakkıyla tartışamıyoruz.
Ya da tartıştıklarımıza bakarak Türkiye'nin gündeminde var olduğunu sandıklarımız, ülkemizi dışarıdan izleyenlerin ya da vatandaşın gündeminde doğru düzgün yer bulmuyor.
Tartışmamız gerekenleri değil, önümüze sürülen ve aslında küçük bir kesimin gündeminde olanları Türkiye'nin gerçek gündemi sanıyoruz.
Oysa bu tartıştıklarımız vatandaşın gündeminde yok.
Sadece vatandaşın değil, ülkemizi merak eden, izleyen yabancıların da bize dair gündemleri çok farklı. Bu satırları yurtdışından yazıyorum.
Çok basit bir gözlem bile buralardaki Türkiye algısının özellikle son yıllarda ne denli değiştiğini gözler önüne sermeye yetecektir.
Tartıştıklarımıza bakınca, ne olduğu iyice anlaşılan ve esasen artık tartışılması gerekeni perdeleyen 17 Aralık Derin Operasyonu, farklı bir darbe girişimi olarak siyasi tarihimize mal oldu bile.
Ortada çıplak bir gerçek var.
Bu kez yargı yoluyla hükümet alaşağı edilecekti.
Olmadı.
Bu darbeye soyunanlar ve niyetleri tam anlamıyla ortaya çıktı.
Ne söylenirse söylensin, toplum nezdinde de hiçbir karşılığı kalmadı.

Yol bu değil!
Şöyle bir kıssa anlatılır.
Osmanlı'nın son dönemleridir.
Çocuklarından birini âlim yetiştiren bir baba diğerini kabadayı yetiştirmek arzusundadır.
Mahallenin kabadayısına açar meramını.
Merak etme beybaba der mahallenin kabadayısı.
Getir oğlunu bir göreyim diye ekler.
Bir müddet sonra çocuğun da dâhil olduğu bir ortamda konuşma devam eder.
Kabadayı bu işin ölçüsünün çok basit olduğunu anlatır.
Ve der ki, şimdi senin çocuğun ile ben işaret parmaklarımızı dişlerimizin arasına alarak, karşılıklı var gücümüzle sıkacağız.
Sıkarlar.
Tam bir restleşmedir.
Ve bir an gelir ki, çocuk bas bas bağırmaya başlar.
Külhanbeyi raconu keser.
Olmaz der.
Bu iş hem kolaydır hem de çok zor.
Ama esas olan bir şey var ki, bu işte asla cıyaklamak yoktur!
İlk cıyakladığında, aslında sonun başlangıcı gelmiştir.
Bitersiniz.
Bir kez cıyaklarsanız, artık sonuna kadar cıyaklatırlar.
Beceremediler.
Önce en güçlü olduğu yeri, toplumu, sokağı hedef aldılar.
Olmadı.
Sonrasında yolsuzluk masaya getirildi.
Vatandaş, ortadaki iddiaların araç olduğunu, amacın Başbakan Erdoğan'ı göndermek olduğunu hemen anladı.
Ve Başbakan Erdoğan'a sahip çıktı.
AK Parti, Gezi olayları ve ardından 17 Aralık Operasyonu ile toplumdaki desteğini iyice konsolide etti.

Saflar sıklaşıyor
Görünen o ki, iki tarafta da saflar iyice sıklaşıyor.
Eski Bakan Erdoğan Bayraktar, yanlış anlaşıldığını söyleyerek özür diledi.
Siyasi çalışmalara destek olmak için seçim bölgesinin yolunu tuttu.
Türkiye siyasi restleşmenin en uç noktasına taşındı.
Bugünlerde, yine eski bakan İdris Naim Şahin benzeri bir adım atarsa hiç şaşırmam.
Bu restleşmenin nihai hedefinde Cumhurbaşkanlığı seçimi var.
30 Mart Yerel Seçimleri de artık çok başka bir anlam taşımaya başladı.
Seçimlerde oylanan yerel adaylardan ziyade Başbakan Erdoğan olacak.
Seçim sonuçları bir sonraki sandık için de prova anlamı taşıyacak.
Başbakan Erdoğan'ın ilk sandık başarısı, 27 Mart 1994'te İstanbul Büyükşehir Belediye Seçimleri'ni kazanmaktı.
O tarihlerde gırtlağına kadar yolsuzluğa batmış bir siyaset kurumu vardı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde başlayan yürüyüşte öncelikle yolsuzlukların ortadan kaldırılması hedef alındı.
Ve başarılı da olundu.
Şuna eminim; Başbakan Erdoğan, bir yandan safları sıklaştırırken, öte yandan atacağı adımları planlıyor. Kendisine duyulan güveni yine boşa çıkarmayacak.
Göreceksiniz; nereye ve kime uzanırsa uzansın yolsuzluk iddialarının köküne kadar gidecek.
Ve inadına sonuna kadar demokrasi diyecek.
Başbakan Erdoğan, Yeni Türkiye'ye giden yolun yolsuzlukla mücadeleden, inadına ve daha çok demokrasiden geçtiğini hem de çok iyi biliyor.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler