• $9,3104
  • €10,8455
  • 529.778
  • 1429.85
25 Ağustos 2014 Pazartesi

Eylülle gelen...

Eylülle gelen yepyeni bir mevsim olsun.

Şimdiye kadar neredeyse hiçbir zaman yaşamadığımız bir mevsim...
Adeta "5. mevsim" olsun.
Bir yılı aşkın zamandır son derece gergin bir ülkede yaşıyoruz.
Bu dönem zarfında iki sefer sandık önümüze geldi.
Ve her ikisinden de, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan çıktı.
İlki, yerel seçimlerdi.
30 Mart'ta, Türkiye'de bugüne kadar hiçbir yerel seçimde ulaşılamamış bir oy oranını bir önceki yerel seçimlerdeki oyunu % 7 artırarak yakaladı.
10 Ağustos ise, karşısındaki 14 partinin ortak adayına karşı oyunu bu sefer bir önceki seçimin de % 7 üzerine çıkardı.
Sandığa giden her 100 kişiden 52'si ona oy vererek, esasen seçim kampanyasında en ince ayrıntısına kadar tarif ettiği Yeni Türkiye'nin yeni yönetim biçimine de oy vermiş oldu.
Millet sözünü en net biçimiyle, üstelik iki kez söyledi.
Önce bunu kabul etmek ve anlamak zorundayız.
Birlikte, aynı ülkede yaşamanın temel kuralı bu.
Millete, tercihlerine saygı duyacağız.
Millet cahil, bilmez, biz ona öğretiriz üslubundan, tepeden bakan tavırlardan uzak duracağız.
Esas olan ve egemenliğin kayıtsız, şartsız sahibi olan odur diyeceğiz.
Kısacası, aklıselim sahibi herkes farkında ki, bundan sonrasında artık yeni bir iklime ihtiyacımız var.
Ve bunu oluşturmak hem elimizde hem de bu ülkeye karşı borcumuz.
Ülke inanılmaz yoruldu.
Bir yılı aşkın zamandır yaşadıklarımızı hatırlatmak bile istemiyorum.
Bu hafta Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli haftası olacak.
Esasen ağustos ayının bu son haftasında Eski Türkiye defterini kapatacağız.
Eylülle gelen, artık Yeni Türkiye olacak.
Yeni Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan kendine düşen ilk adımı attı.
Elini, son derece mütevazı bir anlatım içinde uzattı.
Bu seçimin mağlubu yoktur, dedi.
Toplumsal uzlaşı adına yeni bir dönemi birlikte hayata geçirelim, dedi.
Ve ekledi ki, aslında bir toplumsal sözleşme olan yeni anayasa bütün siyasi partiler için Haziran 2015 seçimlerinin ilk hedefi olmalıdır.
Geleceğimizi böylesi anlamlı ve son derece önemli bir sacayağının üzerine bina etmemiz, temelin sağlamlığının olmazsa olmaz koşuludur.
Ve hepimiz böylesi kavi bir temel için kolları sıvamak zorundayız.
Artık seçimi tartışmanın hiçbir anlamı kalmadı.
Millet seçimini yaptı.
Artık bu gerginliği sürdürmenin bir anlamı yok.
Hepimiz aynı gemideyiz.
Ve artık hepimizin altına imza atabileceği bir anayasaya, bir toplumsal sözleşmeye, teneffüs ettiğimiz hava kadar ihtiyaç duyar bir haldeyiz.
Mevcut darbe anayasası hiçbirimiz için altı imzalanabilir bir toplumsal sözleşme değil.
O zaman her siyasi partinin hedefi, önümüzdeki 9 ayı ülkemiz adına doğru değerlendirerek, Haziran 2015 seçimlerinde milletten yetki alabilmek olmalıdır.
Sandıkta millet anayasa yapma yetkisini tek bir partiye mi verecek, aralarında mı paylaştıracak ve bunu nasıl yapacak göreceğiz.
Bu hafta yeni Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, yeni Başbakanımız Ahmet Davutoğlu ve yeni Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti göreve başlamış olacak.
Onlar bu yetkiyi milletten ve emaneten aldıklarını unutmayacaklar.
Muhalefet de, karşılarındaki isim ve isimlerin esasen milleti temsil hakkına sahip olduklarını unutmayacak.
Demokrasinin en temel esası, budur.
Millete saygı duyacağız.
Millet emanetinin takipçisidir.
Emanete sahip çıkılıp çıkılmadığı ya da saygı duyulup duyulmadığı bir sonraki seçimde siyasilerin önüne sandık sonucu olarak çıkacaktır.
Bunu hepimiz hem de çok iyi bildiği halde, yanlış bir hesabı ya da önümüzdeki sandığın sunduğu bu fırsatı harcama hovardalığı içinde olmayalım.
Ülkemizde bugünkünden çok daha güzel bir gelecek için asgari müştereklerde omuzdaş olalım ve çoluk çocuğumuzun yüzüne utanıp sıkılmadan; iç huzuru içinde bakabilelim.

<p>'Telafi kitapları ücretsiz.' Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'in Akşam gazetesine özel açıklamalar

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'den AKŞAM'A özel açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi

Bufalonun hatası canına mal oluyordu! İşte o anlar...

İsrailli dalgıç Akdeniz'de Haçlılardan kalma kılıç buldu