• $8,2364
  • €10,0327
  • 484.788
  • 1441.33
13 Ocak 2014 Pazartesi

Doğum sancıları artıyor!

Doğum yaklaştıkça sancılar artıyor.
Belli ki, çok daha sıklaşacak.
Çünkü 2014, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kritik yılı olacaktır.
Bilirsiniz, yara yeniyken, henüz sıcakken çok da acımaz.
Bugünlerde yaşadığımız tam da budur.
Yeni Türkiye yürüyüşü yeni bir darbe teşebbüsüyle karşılaştı.
Şükürler olsun, teşebbüs akim kaldı.
Bu sefer darbe teşebbüsünün içinde eski dostlar da vardı.
Acıtıcı ve yakıcı tarafı teşebbüsün kendinden ziyade bu tarafıydı.
Belli ki, bu toz bulutu iyice çökmeden, olayın bütün veçhelerinin kamuoyu tarafından tam anlamıyla anlaşılması mümkün olamayacak.
Özellikle Fethullah Gülen Cemaati’nin tabanı büyük bir şaşkınlık içinde.
Anlam veremedikleri bir ikilem içindeler.
Artık yaygın bir biçimde kullanılan “dostmodern darbe” nitelemesi onları çok yaralıyor.
Böylesi bir darbenin vebali altında kalmak inanılmaz eziyor.
Operasyonun ardındaki niyet ile hedefin en çok farkında olanlar da onlar.
Onlardan farklı olarak, şimdiye kadar Türkiye’deki diğer vesayet unsurlarının düştüğü hayale ya da yanılgıya bu kez Fethullah Gülen Cemaati’nin ileri gelenleri düşüyor.
Ve kendileriyle birlikte Fethullah Gülen Hoca’yı düşürüyorlar.
Burada özellikle altını çizeyim.
Millet yolsuzluğun ne olduğunu, olmadığını, kimin bu işin içinde olduğunu, olmadığını görüyor.
Elbette mahkeme karar verirse, AK Parti de gereken her türlü tedbiri alacak, cezayı verecektir.
Zaten bunu yapmazsa, bedelini kendisi çok daha pahalı öder.
Ama bu operasyonda, esasen yolsuzluğun sadece kılıf olarak hazırlandığı açıkça belli oluyor.
Milletin zekâsıyla alay etmek anlamsız.
Öyle bazıları gibi tepeden bakmanın da hiçbir anlamı ya da karşılığı yok.
Seçkinciler, her seçim sonrası halka yine anlatamadıklarından yakınırlar.
Oysa Türk halkı ariftir.
Derdi, birileri tarafından aydınlatılmak değildir.
Tam tersine, millet her seferinde, kendi adına ve kendi tarafında siyaset yapacağını bildiği kadrolar arar ve vekaletini onlara teslim eder.
Türk halkının siyasi bilinci yüksektir.
Göreceksiniz, bu toz bulutuna rağmen her şeyi çok da güzel bir biçimde ayrıştıracak.
Tablo, ancak sandık açıldığında iyice anlaşılır hale gelecek.
Elindeki yegâne güç olan oyu, sandığı o kadar güzel kullanacak ki...
Herkes bir kez daha anlayacak.
Egemenlik milletindir.
Bunu unutup, sık sık kestirme, ara yollar deneyenler oluyor.
Siyasi iktidarı böylesi bir yolla gönderebiliriz hayaline kapılanlar çıkıyor.
Her seferinde bu yolun çıkmaz olduğunu görüyorlar, bu kez de gördüler.
Yol bu değil.
Evet bir açıdan baktığınızda çok zor görünebilir.
Ama öte yandan da çok kolay.
Son derece basit bir formülü var.
Milletin yanında yer alacaksınız; Türk insanını yönlendirerek, Türkiye’yi istedikleri yörüngeye sokma arzusundaki birilerine piyon olmayacaksınız.
Ancak böyle yaparsanız, ittifakı doğru güçle, milletle yapmış olursunuz.
Millet bunu her seferinde çok güzel ayırıyor.
Siyasi talep ve beklentileri var.
Bunları da sizin fark etmeniz, ayırdına varmanız gerekiyor.
Örneğin Kürt sorununun çözümü, milletin siyasi taleplerinin başında geliyor.
Şöyle bir sokağa çıkın, sahaya bir bakın, göreceksiniz.
Millet bu yaranın düne değil, yarına bakacak bir yaklaşımla çözülmesini istiyor ve bekliyor.
Bugün, onun yanında olmanın en belirleyici turnusolu, çözüm sürecinin paydaşı olmaktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli sorunu budur.
Bu yıl, Türkiye bu sorununu çözme iradesini tamamlayacak ve cumhurbaşkanlığı seçimiyle fiilen başkanlık sistemine geçecektir.
Türkiye için söylenecek sözü olanların sürekli reaksiyoner bir tavırdan artık kendilerini kurtarmaları gerekiyor.
Zaman su gibi akıyor ve gelecek artık çok daha hızla geliyor.
Esasen, rüzgârın önündeki yaprak gibi savrulmadan, ülkemiz için en idealine kafa yormak, iktidarı, muhalefeti, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası, kanaat önderleri ve medyasıyla Yeni Türkiye’yi biçimlemeye katkı sunmak hepimizin ortak vazifesidir.
Bu vazifenin altını çizerek, bir sonrakini çok daha iyi günlerde yaşayacağımız temennisi ve inancıyla dün idrak ettiğimiz Mevlit Kandilinizi kutluyorum.
Bu mübarek doğum gününün, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kritik kavşağında, 2014 yılında, Yeni Türkiye için de müjdeci olmasını diliyorum.

<h3><strong>Haftanın magazin başlıklarını Akşam Gazetesi Magazin Müdürü Barış Kocaoğlu ve Eda Cabul

Kerem Bursin kafelere gidenlere 'salak' dedi, Maldivler'e gitti!

Türkiye'nin ilk silahlı insansız deniz aracı, füze atışlarına hazır

İzmir'de denizin yüzeyini 'deniz marulu' kapladı

Halk pazarları Covid-19 tedbirleriyle açıldı