• $13,6368
  • €15,4363
  • 781.22
  • 1927.39
19 Eylül 2013 Perşembe

Çubuklu nereye?

Taraftarlık, bütün dünyada son derece yaygın ve mustarip olanların da asla çaresini aramadıkları bir hastalık! 
‘Hastalık’ diyorum; çünkü böyle olduğunu bizatihi kendimden biliyorum. 
Hemen hepimiz bu hastalığın mustaribiyiz. 
Bana göre; kronik tarafı her birimizde farklı olmakla birlikte, bu hastalığı tatlı bir rekabet içinde sürdürüyorsanız ve yaşıyorsanız bir anlamı var. 
Güzelliği ise her birimizde farklı renklere tutkuyla bağlanma biçiminde tezahür ediyor olması... 
Ben asıl zenginliğin bu olduğunu düşünenlerdenim. 
Salı akşamı Galatasaray taraftarlarıyla omuz omuza Real Madrid maçını statta izledim. 
Üzüldüm. 
Dün de, Türkiye Futbol Federasyonu eski Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ın kahvaltı davetine iştirak ettim. 
Daha önce de yazdım; 3 Temmuz 2011 tarihinden beri kayıt, belge, zabıt, mahkeme, karar, temyiz, ceza, cezaevi konuşmaktan, izlemekten bıktım. 
Yanlış anlamayın. 
Fenerbahçe başkanlığı sırasında efsanevi hizmetlerle kulübü sırtlayan Aziz Yıldırım’ı cezaevinde de ziyaret edenlerdenim. 
Halen de görüşürüm. 
Önümüzde Fenerbahçe Genel Kurulu var. 
Bu genel kurula gideceğim. 
Ama birbiriyle ilgili olmayan konuların karıştırılmasından gına geldi. 
Gündemde, mevcut Yönetim Kurulu’nun ibrası maddesine sıra gelince sadece ‘geçmişe’;  başkan ve yönetim kurulu seçimlerine sıra geldiğinde ise, sadece ‘geleceğe’ bakacağım. 
Burada benim olan, ölümsüz olan, kalıcı olan, esas olan FENERBAHÇE’dir. 
Şimdiden ilan ediyorum ki, kimse benim oylarımı ipotek altında görmesin. 
İbrada başkasına, seçimde başkasına verebilirim. Bu, en doğal hakkımdır. 
Adayları bilmiyorum; kendileri yarışa çıktıktan sonra gelecekle ilgili projelerine bakacağım. 
Aklıma yatanın sonuna kadar yanındayım. 
Aklıma yatmayanla da dostluğuma hiçbir halel getirmem. 
Daha önce de yazdım. 
Ben futbolumu istiyorum. 
Benim bu güzel hastalığım, mahallede naylon top ile oynarken nüksetti. 
Okul bahçesinde çam kozalaklarıyla oynayarak kronik hale geldi. 
Lisanslı sporcu da oldum; Allah nasip etti, milli formayı da gururla taşıdım. 
Yıllardır resmen kongre üyesiyim ama bunun benim Fenerbahçeli oluşumu belgelemek için hiçbir anlamı da yok! 
Ben, kendimi bildim bileli Fenerbahçeli’yim. 
Kahvaltı sonrasında Mehmet Ali Aydınlar’a da söyledim. 
Açıkladığı gibi, şartlar gerektirir ve aday olursa... 
Gelecek için söyleyeceklerine bakacağım. 
Yegâne kıstasım bu olacak. 
Yeri gelmişken bir hususun altını çizeyim. 
Rahmetli Kerem Aydınlar adamdı. 
Oğlumun arkadaşı ama benim de arkadaş gibi gördüğüm adam gibi bir adamdı. 
Derdi vardı; Türkiye’nin dertlisiydi, değerlerinin dertlisiydi, inancının dertlisiydi, Fenerbahçe’nin dertlisiydi. 
Ben dertli adamları hep çok sevdim. 
Dünkü kahvaltıda işi çığırından çıkaran o yersiz soruyu ise hiç sevmedim, ayıpladım. 
Elmalarla armutları birbirine karıştırmaktan vazgeçelim, artık bu son olsun diyorum. 
Genel Kurul 2 Kasım’da toplanacak. 
Şimdi adaylara düşen, gelecekle ilgili hazır olabilmek. 
Sarı - Lacivertli sessiz çoğunluk, biliyorum ki, buna göre oy kullanacak, kullanmalı. 
Ben kendimden de, konuştuğum diğer ‘hastalardan’ da biliyorum ki, artık yegâne ölçümüz bu olacak. 
Tribüne çıkıp ya da ekran karşısına geçip sadece futbol izlemek istiyoruz. 
Bütün dünyada futbol çok büyük bir endüstri, inanılmaz keyif verici bir ‘entertainment’ haline gelmiş durumda. 
Yıllar önceydi, Monaco’da Liverpool - CSKA Moskova arasında oynanan Süper Kupa maçını izledik. Başkan Aziz Yıldırım ve Nihat Özdemir ile birlikteydik. 
Ruslar 3-1 kaybettiler ama hiçbir şey olmamış gibi sabaha kadar eğlenenler yine Rus taraftarlardı! 
Bu bize şimdilik çok uzak olabilir. 
Ama iyi örnekler de görmüyor değilim. 
Geçtiğimiz günlerde Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Beşiktaş tribünlerinde maç izlemesi beni umutlandırdı. 
Diyorum ki, sporu, futbolu ‘kan davası’ gibi kabul etmekten artık vazgeçelim. 
Adam gibi keyif alarak, tatlı bir rekabet içinde izleyelim. 
Bunun bir hayal olmadığını gösterelim. 
Son yıllarda Türkiye, pek çok alanda yaptığı atılımlarla güzel örnekler ortaya koydu. 
Otuz yıldır akan kanı durdurmayı becerdi. 
Ben umutlulardanım. 
İnanıyor ve diyorum ki, biz istersek hiçbir şey hayal değildir! 

 

<p> </p>

Mesut Özil - Vitor Pereira arasında soğuk savaş devam mı ediyor?

İsrail hapishanesinden kaçan Filistinli tutuklular mahkemede darbedildi

Bir çiftçi tarafından bulundu! İçinden servet çıktı

Kedilerin en çılgın halleri