• $9,5288
  • €11,101
  • 547.127
  • 1455.42
24 Kasım 2014 Pazartesi

Budur!

Türkvizyon Şarkı Yarışması Finali'ni, Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti başkenti Kazan'da izledim.

Bu coğrafyayı, tarihini, imkânlarını, fırsatlarını ve elbette sorunlarını da iyi bildiğimi düşünürüm.
1990 yılında ilk defa olmak üzere, farklı köşelerine, farklı tarihlerde bir sürü seyahatim oldu.
Bazen bir etkinliğe katıldım, bazen davet sahibi oldum.
Demirperde'nin sımsıkı kapalı olduğu yıllarda da arkasını merak ederek elime geçeni ilgiyle okurdum.
Tabii ki bu merak karşılıklı had safhadaydı.
Daha ilk seyahatimizde Azerbaycanlı bir dostumuz şöyle tasvir etmişti: "Kısa dalgada Türkiye'nin Sesi Radyosu'nu bir an bile bulup dinleyebildiğimizde, odada sinek uçuyor olsa, onun kanat seslerini duyabileceğimiz kadar derin bir sükût hâkim olurdu!"
Hiç unutamam; yine aynı seyahatte Moskova - Bakü uçuşumuzda Ermenistan'da yaşayan bir Türk, "Siz hiç özleminizi Ağrı'dan kalkan turnaları seyrederek bastırmaya çalışmanın nasıl bir şey olduğunu tattınız mı?" diye sormuş, bizim de gözlerimiz dokunulsa ağlayacak kadar dolmuştu.
İşte o ilk günlerden itibaren, bu coğrafyanın her bir köşesinde, hiç olmazsa bir ayağın dünya gerçeklerinden koparılmadığı yeni adımlara ihtiyaç duyuldu.
Hayal olarak bile kabul edilemeyecek ütopik siyasi mesajlar bu ihtiyacı daha da artırdı.
Oysa aklın yolu birdi...
Şurası bir gerçek ki, günümüz dünyasında uluslararası ilişkilerin temelinde en etkili ve en kalıcı olarak kültürel diplomasi yer bulabiliyor.
Kazan'da tam da bu gerçeğin çok sesli, çok renkli ve çok da güzel bir örneğini, muhteşem bir koreografi ile yaşadım.
Özellikle izledim demiyorum; Samir Gurbanov'un artık ağırlıklı olarak Türkvizyon Televizyonu ismi ve misyonuyla Türk dünyasında iz bırakacak TMB Televizyonu'nun, bizim de 360'ta ortak olarak canlı yayınla ekrana taşıdığımız finalleri bana, "budur!" dedirtti.
Kapanış yemeğinde doğaçlama olarak sahneye taşınan katılımcı ülke ve bölgelerin gösterileriyle kendiliğinden oluşan dostluk ve kardeşlik gecesi, yapılması gerekenin tam da bu olduğunu açık seçik ortaya koymuş oldu.
Öte yandan finaller sırasında sadece sahnede izlenen koreografi bile, Rusya ve Rusçanın ihmal edilerek dışarıda tutulmaması gereken önemli bir temel olduğunu ortaya koymaya yetecek bir faktördü.
Bu çerçevede yayının akış dilinin Rusça, Tatarca ve Türkçe olması da, bu coğrafyada olabildiğince geniş kesimlere en etkili biçimde ulaşmayı sağlayacak bir diğer önemli faktör olarak öne çıktı.
Müzik gibi, insanlık tarihinin bilinen ilk dönemlerinden itibaren etkili olmuş bir ifade biçiminin 25 ayrı ülke ve bölgeden gelen insanlarda oluşturduğu ortak payda, sanırım başka hiçbir yol ile bu denli büyütülemezdi.
Finalde sahneye davet edilen Rusya Federasyonu Tataristan Cumhurbaşkanı Rustam Nurgaliyeviç Minnihanov, TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov ile Türk Dünyası Kültür Başkenti unvanını teslim almak üzere gelen Türkmenistan Kültür Bakanı Annageldi Garajayew'in konuşmaları iyice altını çizdi ki, Türkvizyon'un geleceği çok daha parlak olacak.
Türkvizyon Şarkı Yarışması finalinde, Türkmenistan'ın Merv şehri 2015 Türk Dünyası Kültür Başkenti unvanını da resmen teslim almış oldu.
Hazreti Mevlana'nın bir dönem kaldığı bu şehirde gelecek yıl yapılacak etkinlikleri şimdiden merakla bekliyoruz.
Bütün bu etkinlikleri taçlandıracak en büyük organizasyon ise, Eskişehir'de başlatılan, Kazan'da sürdürülen ve artık Merv'de tam anlamıyla gelenekselleşecek olan Türkvizyon olacaktır.
Önümüzdeki yıl Türkmenistan Cumhurbaşkanı Kurbankulu Berdimuhammedov'un himayelerinde yapılacak Türkvizyon'a, Türkmedya sadece 360'ta canlı yayınlayarak değil, çok daha köklü bir biçimde destek olacaktır.
Daha önemli ve elbette anlamlı olan ise, ülkemizin son yıllardaki dışa açık çizgisini Türkvizyon özelinde de göstermesidir.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu