• $13,2417
  • €15,0102
  • 757.833
  • 1857.4
25 Temmuz 2013 Perşembe

Bu ülke...

Mütevazı olmaya hiç gerek yok. 
Yaşadığımız bu ülke, dünya üzerinde hemen hiçbir ülke ile mukayese edilemeyecek özelliklere sahiptir. 
Kendine özgü ve özgündür. 
Doğu-Batı aksından bakın. 
İnsanlık tarihinin karşıt iki kadim varlığı aksından baktığınızda, Türkiye hem doğuludur; hem batılıdır. 
Baktığınız yere göre, doğunun batısı ya da batının doğusu kabul edebilirsiniz. 
Ancak esas olan şudur ki, Türkiye her ikisidir. 
Dünyanın yoksul ve gelişmekte olan güneyi ile gelişmiş ve kalkınmış kuzeyi aksından baksanız her iki tarafa da aynı anda mensubiyeti bulunan bir ülke olarak çıkar karşınıza. 
Sadece bizim açımızdan değil bütün bir insanlık açısından kültürün ve tarihin anası bu topraklardır. 
İnsanlığın toplumsal, tarihi ve kültürel bilinç ve bilgisi, ağırlıklı olarak Anadolu ve Mezopotamya, Ege ve Akdeniz havzasında var edilmiştir. 
İşte bütün bu özellikleri ile baktığınızda dünyanın ve insanlığın merkezi burasıdır. 
Geçtiğimiz aylarda gündeme gelen Lufthansa-Türk Hava Yolları ortaklığı projesi, tam da bu gerçeğin ifadesidir. 
Türkiye ve İstanbul, dünyanın doğal merkezidir. 
Havayolu işletmeciliği gibi bir alanda sadece ticari bir bakış açısı bile Türkiye ile en büyük olabilme potansiyelini ortaya koymaktadır. 

TÜRKİYE GÜNDEM BELİRLİYOR

Türkiye, son dönemde bu özelliklerini doğru ve yerinde kullanarak, gündemi dışardan belirlenen bir ülke olmaktan, gündem belirleyen bir ülkeye dönüştü. 
Son yaşadığımız türbülans bile esasen böylesi bir duruşun bedelidir. 
Türkiye’nin büyük düşünmesi, gündem belirleyici olması arzu edilmiyor. 
Ve bunun hilafına adımlar attığında bir şekilde bedeli ödettirilmeye çalışılıyor. 
Velev ki böyle bile olsa, Türkiye, tarihi misyonundan vazgeçemez. 
Bedeli ne olursa olsun, gerek kültür politikalarında, gerekse dış politikada Türkiye hatırlamaya başladığı misyonuna sadık kalmalıdır. 
Geçen yüzyılın başında dünya kenti özelliğini yitiren İstanbul, son yıllarda dünyanın merkezi olmaya doğru yol alıyor. Sadece bu gidiş bile küresel bazı rahatsızlıklar için yeter sebep değil midir? 
Yazdıklarımı komplo teorisi gibi görenler olabilir. 
İspatı basit. 
Dünya haritasını açın ve en değerli yeraltı yataklarının olduğu yerlere bir bakın. 
Nerede kaynak varsa orada darbe var, iç savaş var, yıkım var. 
Türkiye’de hem yeraltı kaynakları var, hem insan kaynağı var, hem uluslararası ticaret yollarının kesişimindeyiz. 
Hem de tüm bunları nasıl kontrol edeceğimize dair yüzlerce yıllık birikimimiz var. 
Başka delile gerek var mı? 
Napolyon’un bir sözüyle bitirelim; 
“Dünya tek bir devlet olsaydı, başkenti İstanbul olurdu!” 

<p> </p>

Ali Babacan casusluktan tutuklanan Metin Gürcan'ı nasıl savundu?

Harran Sarayı'nın 9 asırlık salonu gün yüzüne çıkarıldı

2. el dükkanından aldı servet sahibi oldu

Kolanın daha önce duymadığınız 8 farklı kullanım alanı