• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
25 Aralık 2014 Perşembe

Bir kez daha ilan ediyoruz!

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tartışmasız en kritik yılının son günlerini yaşıyoruz.

Tarih, Türkiye’nin uçurumun kenarından nasıl döndüğünü yazacak.
Vesayetin, bu kez uluslararası güçlerin Türkiye’de uzantısı olan bambaşka bir örgüt üzerinden sinsi saldırısının nasıl akamete uğratıldığı gelecek kuşaklara aktarılacak.
Geçen yılın bu haftasında, 17-25 Aralık tarihlerinde milli iradeye saldırının, halk oyuyla seçilmiş olanları demokrasi dışı yollarla devirme girişiminin en pervasız örneği tarihin kayıtlarına alındı.
Türkiye daha önceki yıllarda da toplum olarak sarsıldığı, adalet ve vicdan duygusunun örselendiği girişimlerle karşılaşmıştı.
Bu kez, vesayet rejimiyle mücadelede oluşan gedikleri kendi çıkarlarına uygun bir genişleme zemini olarak değerlendiren, sinsi bir yapının milletin demokratikleşme özlemini nasıl haince istismar ettiğine ülkece tanık olduk.
Bahse konu dönemin hassasiyeti nedeniyle vicdanları kanatan bazı süreçleri yutkunarak izlemiş olmayı “kötü ama öğretici tecrübeler” hanemize kaydettik.
Söz konusu bu tarihlerde Türkiye şimdiye dek bir benzerine tanık olmadığı saldırılarla karşılaştı.
Kamuoyuna yolsuzlukla mücadele gibi lanse edilen operasyonun, aslında 17 Aralık ile başlayan ve 25 Aralık ile birlikte hükümetin devrilmesine kadar götürülmek istenen, kökü dışarıda olan bir başka operasyonun parçası olduğunu önce seçilmiş irade sonra da bu iradenin hakikati ortaya çıkaran çabalarıyla millet fark etti.
Hatırlayın; İstanbul Emniyet Müdürü’nden, Cumhuriyet Başsavcısı’ndan bile gizlenen bir darbe girişimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milli iradeyi arkasına alan dirayeti sayesinde hızla deşifre edildi.
Millet, üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.
İradesini, önce yerel seçimlerde, hemen ardından cumhurbaşkanı seçiminde açık ve net bir biçimde ortaya koydu.
Önce yerel seçimlerde, sonrasında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halka verilen en büyük taahhüt olan devletten paralel yapıyı temizleyeceğiz vaadini seçmen sandıkta gösterdiği iradeyle tam bir vazifeye dönüştürdü.
Millet bu paralel ihanet şebekesiyle hesaplaşmayı, yerel seçim sonuçlarıyla AK Parti’ye Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarıyla da Türkiye’nin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’a bir görev olarak verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da, AK Parti de bu sorumluluktan geri duramaz.
Bugün 25 Aralık.
Darbe girişiminin yıldönümünde, yine son derece hassas bir kavşaktayız.
Bu darbe girişiminin yıldönümünde yine benzer bir sonucu hedefleyen yeni bir gayretkeşlik dikkatli gözlerden kaçmıyor.
17-25 Aralık darbe girişimiyle birlikte kamuoyu önünde ağır ithamlara maruz kalarak, bakanlık görevlerinden ayrılmanın ötesinde, bedel ödemek zorunda kalan isimlerin Yüce Divan'a gönderilme ihtimali yeni bir tehdit ve tehlike dalgasını beraberinde getirmektedir.
Türkiye siyasal atmosferi Yüce Divan’a gidecek bir kişinin sırf oraya gidiyor olmakla bile, masumiyet karinesinin yok sayılarak, suçlu ilan edilmesine imkan sağlayacak bir olağanüstülüğe teslim olmuş durumdadır.
Böylesi anormal bir süreçten geçilirken, “yargılama, yüzleşme, aklanma” oyunu ile darbe heveslilerine, seçilmiş iradeyle sandıkta başa çıkamayan yerli ve yabancı güç merkezlerine, Türkiye’ye zarar verebilmek konusunda, yeni bir motivasyon kaynağı oluşturulmamalıdır.
Türkiye’nin milletiyle bütünleşmiş bir siyasi iradenin koruması altında sürdürdüğü demokratikleşme ve kalkınma sürecini “yolsuzlukla mücadele” illüzyonu ile buradan açılacak bir gedikle riske etmenin sorumluluğu asla üstlenilemez.
AK Parti’nin bütünlük içerisinde böyle bir ihtimalin lehinde oy kullanmayacağı görülmektedir ancak milli iradenin paralel yapıyı temizleme konusunda verdiği vazifeyi hakkıyla yerine getirebilmesi için bu konuda milletin diğer temsilcileri de dahil duyarlı tüm insanların tavizkar olmaması ve kendi üzerlerine düşen ne varsa o sorumluluğu içtenlikle üstlenmesi gerekmektedir.
Türkmedya olarak bu konuda üzerimize düşen sorumluluğu tüm içtenliğimizle üstleniyoruz.
Milletin aklında ve vicdanında en ufak bir şüphe varsa bununla gerçek anlamda yüzleşilebileceği, milletin içini ferah tutabileceği, tartışmaların olgunlukla hayata geçirilebileceği, darbe de dahil anti-demokratik tüm girişimlerin tehdit olmaktan çıktığı yeni Türkiye’yi kurma sürecine katkılarımızı sürdüreceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

<p>Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a 67'inci doğum günü için

Beyoğlu Belediye Başkanı Yıldız'dan Başkan Erdoğan'a doğum gününde özel klip

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı