• $13,6146
  • €15,2173
  • 787.383
  • 1997.69
15 Eylül 2014 Pazartesi

Başka Türkiye yok!

Yeni Türkiye, artık hepimizin kaleminde, dilinde.

Ülkemizi, bambaşka bir ülkeye dönüştürmek için elbirliğiyle gerçekleştirmemiz gereken, biri diğerinden önemli iki büyük hamle var.
Bunlardan biri Çözüm Süreci.
İki yıl oldu.
Terör belasını defettik ve artık şehit cenazeleri karşılamıyoruz.
Daha dün, akşam olduğunda sokaklarına çıkılamayan şehirlerimizin ve o şehirlerin sakinlerinin sabaha kadar doyasıya yaşadıkları yeni bir hayatları var artık.
Adeta kaybedilmiş yılların acısını çıkaracak bir yoğunlukta akan bir tempodalar.
İnsanımız nihayet kavuştuğu bu süreci geri çevirme niyet ve hesaplarını bozma konusunda bu kez inanılmaz derecede kararlı.
Kazanımlarından geriye tek bir adım bile atmayacak.
O zaman, bu ve benzeri niyet sahipleri iyi bilmeliler ki, artık onlara bu ülkeden ekmek çıkmaz!
Bu süreci kalıcı kılmak, hepimizin boynunun borcudur.
Yeni Türkiye’yi gerçek anlamda yeni bir Türkiye yapacak iki önemli süreçten diğeri ise, ülkemizde yeni bir toplumsal sözleşmenin tarihi belgesi olacak olan yeni anayasamız ve yapma süreci olacaktır.
Elbette bu iki önemli süreci başarmamızın önünde de ısrarla engel olmaya çalışan odaklar yok değil.
Bu nedenle, bugün Türkiye yepyeni bir cepheleşme anlayışıyla tanışmak zorundadır.
Bu odakları etkisiz, başarısız kılmak ve daha geniş bir toplumsal mutabakat sağlamak için geçmişi tam anlamıyla geçmişte bırakarak, her türlü farklılığı da içinde barındıran bir demokrasi cephesi oluşturmak zorundadır.
Bu nedenle, Türkiye; medyası, iş dünyası ve sivil toplum örgütleriyle “asgari müşterekimiz Türkiye” diyebileceğimiz geniş katılımlı ve çeşitliliği ihtiva eden bir demokrasi cephesi için yeni bir başlangıç bekliyor.
Dün sabah Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile kahvaltılı bir sohbet toplantısına katıldım.
Yönetim Kurulu Başkanımız Ethem Sancak Bey’in de katıldığı kahvaltıda 30'a yakın medya patronu ve medya yöneticisi vardı.
Bu güncelin konuşulduğu bir basın toplantısı değildi.
Türkiye'nin temel sorunları ve stratejik yaklaşımları konuşuldu.
Bütün katılanlar, Çözüm Süreci’ne destek konusunda ilk günkü kararlılığı fazlasıyla taşıyorlardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan D-8'den Avrupa Birliği'ne ülke gündemindeki her konuda konuştu.
Konuşanları dinledi.
Kısacası Türkiye, boş durmuyor.
Birleşmiş Milletler'de 2016'da Güvenlik Konseyi adaylığı için şimdiden kolları sıvayacak.
Afrika ve Güney Amerika ülkeleri ilk ziyaret edilen ülkeler olacak.
Bu arada, ülkenin Avrupa Birliği projesine yeni bir ivme kazandırmak için de Baltık ülkelerinden başlayan bir dizi yeni ziyaretler yapılacak.
Ve hafta sonlarında ise, ülke içinde yapılacak teşekkür amaçlı il gezileri.
Bu satırları bile havada yazıyorum.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a Türkiye Cumhuriyeti devletinin tahsis ettiği uçakta teknolojinin bütün nimetlerinden yararlanıyorsunuz.
İnternet bağlantınız da var; telefon görüşmesi de yapabiliyorsunuz.
Öyle küçük düşünenleri boş verin.
Türkiye'ye yakışan her adım birbiri ardına atılıyor.
Türkiye, belli ki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte yepyeni bir dönem yaşayacak.
Bu siyasi uyumu kurumsal bir çerçeveye oturtmak ise, Türkiye için en temel ihtiyaç.
Bunun yolu ise yeni anayasadan geçiyor.
Yöntemi ise, aralarında nüanslar olsa bile, söz konusu demokrasi olduğunda aynı duyarlılığı taşıyanların bir cephede buluşması.
Evet dün cepheleşmeden şikâyetçi olduğumuz bu ülkede, gün cepheleşme zamanıdır.
Çözümü demokraside gören herkes başka Türkiye olmadığını asla unutmamalı ve sadece demokrasi için cepheleşmelidir.
Dün Türkiye'ye sadece zaman kaybettiren yanlış cepheleşme alışkanlığı, bu kez belirleyenin tam anlamıyla demokrasi olması kaydıyla ülkenin geleceğini kurtaran cephe olacaktır.

<p> </p>

Kamu işçisinin maaşı ne kadar artacak?

Polisleri şaşkına çeviren suçluların ilginç fotoğrafları

dünyanın en zor testi olduğu iddia edilen dikkat testi! Sosyal medyayı salladı

Limonu mikrodalgada 20 saniye ısıtırsanız... Bakın nasıl bir etkisi var