• $9,6059
  • €11,191
  • 553.639
  • 1479.93
31 Ekim 2013 Perşembe

“Asya’nın kanatları”

Büyük tarihçi Paul Wittek, İstanbul’un fethini anlatırken, Osmanlı Devleti’nin Anadolu’da ve Rumeli’deki genişlemesinin son devresini bir kartalın iki kanadına benzetir. Kartalın başı olarak da İstanbul’u ve fethi anlatır. 
Biliyorsunuz, Marmaray açıldı. Üsküdar Meydanı tarihi günlerden birine daha tanık oldu. Tanık olan sadece bu meydan değildi elbette. Esasen dün o meydandan, bütün dünyaya da önemli mesajlar verildi. 
Yeri gelmişken, Marmaray’ı bile iç siyasi çekişmenin parçası olarak görenlere bir çift lafım olacak. Her vesileyle tekrar ediyorum. Yaptığımız iş ne olursa olsun, dünyayı iyi okumak ve çağın ritmini yakalamak zorundayız. Muhalefeti de etkili, doğru ve çağdaş yöntemlerle yapmak zorundayız. Yoksa, komik oluyor. Bazı okullarda bayram kutlaması adı altında değişmeyen ezber ve alışkanlıklarla, hamaset dolu “müsamereler” sergilendi. Üzüldüm. Tek cümleyle ifade edeyim ki, yeri de yöntemi de hiç doğru değildi. 
Fakat işin çok daha garip tarafı, muhalefetin dili de, meydanlarda siyasi renkle bezemeye çalıştığı bayram kutlamaları da bazı okullardaki bu müsamerelerden hiç de farklı değildi. 
Türkiye’nin ciddi, konusuna hakim, ülke için tezleri, projeleri olan muhalefete her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı var. İşin bu yönünü bir kenara bıraksak bile, en azından temsil edilmesi gereken her platformda muhalefetin de yeri olmalı,
muhalefet de yerini almalı. 
Örneğin, Marmaray açılışında muhalefet cenahından hiç kimsenin olmaması size göre normal mi? 
Benim açımdan kabul edilebilir değil. Muhalefete önerim; açılışına katılmadığı Marmaray ile ilgili, yerinde gözlem yapması ve İstanbulluların sesine kulak vermesi. Marmaray ile ilgili yapılacak bir anket çalışması da var olan resmi gözler önüne serecektir. Törende olmayarak, tüm yapılanlara yanlış diyerek, sadece karşı çıkarak iktidar alternatifi olmak mümkün mü? Bu söylemlerle mümkün görünmüyor. Bizden söylemesi, bu yol, yol değil. 
İşte, bizimkilerin Marmaray’ı görmezden gelip yok sayarak, sanki muhalefet ettiklerini sandıkları o törende Japonya Başbakanı Shinzo Abe, Japonya ile Türkiye’yi Asya’nın iki kanadı olarak niteledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasında da benzer bir mesaj vardı. 
Daha dün iki yakasını toplayamayan Türkiye, bugün Japonya Başbakanı tarafından bile Asya’nın batı kanadındaki omuzdaşı olarak ilan ediliyor. Hem de kanat olarak Asya’yı uçuracak, şaha kaldıracak metaforun bir parçası olarak kabul ettiğini gösteriyor. Türkiye çok değişti. Dünya değişiyor. Herkes bütün bunları iyi takip etmek, gidilen yöne uygun politikalar geliştirmek zorunda. Kabul edin ya da etmeyin ama bilin ki, bu çıplak ve sarsıcı bir gerçek. Bunu hala fark edememiş olanlara bir kez daha seslenmek istiyorum. Artık ne pahasına olursa olsun, zihin parametrelerinizi değiştirmek zorundasınız. Unutmayın; bu herşeyden önce kendiniz için gereklidir. 

***
Ve Fenerbahçe... 
Benim gibi bütün Fenerbahçeliler için önce altını çizelim ki, Türkiye’ye yakışan bir Fenerbahçe hepimizin arzusu ve ortak hedefi. 
Hafta sonunda Fenerbahçe Genel Kurulu toplanacak. En önemli gündem maddesi ise hiç şüphesiz başkanlık seçimi. İki güçlü aday başkanlık için yarışacak. Biri Fenerbahçe’nin mevcut başkanı Aziz Yıldırım, diğeri ise Futbol Federasyonu eski başkanı Mehmet Ali Aydınlar. 
Adayları izliyoruz. Kongrede de dinleyeceğiz. Kamuoyu her iki adayı da çok iyi tanıyor. Elbette bizler şahsen de tanıyoruz. Bir kere ilk arzumuz Fenerbahçe’ye yakışır bir genel kurul olması. 
Sonrasında ben şahsen artık geleceği konuşmak derdindeyim. Kimin kimlerle ve ne tür gelecek projeleriyle Fenerbahçe’nin yarınlarını yönetmeye talip olacağına odaklanacağım. 
3 Temmuz sürecinde sporun, futbolun dışında her şeyi konuştuk. Artık Fenerbahçe’yi, yarınları konuşalım istiyorum. Aziz Yıldırım’ın başkanlığı döneminde yaşanan bu talihsiz yol kazası için bugüne kadar Fenerbahçe de, Fenerbahçeliler de üzerine düşeni fazlasıyla yaptılar. Elbette yarın da yapacaklardır, yapacağız. 
Bu genel kurula gelince, bu süreç ile Fenerbahçe’nin geleceğini birbirinden ayırmak durumundayız. Bütün üyelerin öncelikli görevi mutlaka sandığa gitmek olmalı. Fenerbahçe’ye borcumuzu ödemenin temel şartı bu. 
Oyumuzu, aklımız ile vicdanımızın sesine kulak vererek kullanmak ise kendimize ve Fenerbahçe’ye olan saygımızın öncelikli gereği. Kazanan Fenerbahçe olsun. 

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi