• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
5 Eylül 2013 Perşembe

“Usta’nın hikayesi”

Türkiye bu programı konuşuyor. 
Beyaz TV, Başbakan Erdoğan’ın hayat hikâyesini konu edinen bir program hazırlamış. 
Şuna eminim ki, önümüzdeki dönemde buna benzer farklı çalışmalar mutlaka ki yapılmaya devam edecek. 
Başbakan Erdoğan, zaten kendisini güçlü kılan “sahici” tarafıyla, “dobra dobra” bir üslupla izleyenleri ekran karşısına kilitledi. 
Kendini kontrol etmeye hiç çalışmadı. 
Olan biteni açık açık konuştu. 
O kadar ki, dün kendisi için “muhtar bile olamaz” yazanların bugün hiç “utanmadıklarını” alenen söyledi. 
Beyoğlu Belediye Başkanlığı için aday olduğunda, tehditler aldığını ve özellikle bu konuda çalışmak üzere İsviçre’den eski milli güreşçi rahmetli Tevfik Aydeniz’i çağırdığını, onun da hemen geldiğini anlattı. 
Sonradan yol arkadaşlığı yaptığı ve halen birlikte yürüdüğü bir başka ismin, o gün “yarımlık” rakı şişesi bir elindeyken “çakırkeyf” bir üslupla yaptığı, “merak etmeyin gelecek bizimdir” yorumunu aktardı. 
Birçok ayrıntısıyla Pınarhisar’ı, cezaevini anlattı. 
Başbakan Erdoğan’ı, 1993 yılında Almanya’nın Krefeld şehrinde davetli olduğu bir kuyumcu açılışında tanıdım. 
O’nun, üzerine böylesi özel programlar yapılan ve gelecekte de yenilerinin yapılacağına inandığım,  bu uzun yürüyüşünün bazı kritik dönemeçlerine yakından, bizzat tanık oldum. 
Farklı düşündüğümüz ya da hareket ettiğimiz zamanlar da oldu. 
Program herkes gibi beni de etkiledi. 
Beyaz TV’yi kutluyorum.  O uzun yürüyüşe benim gibi yakından tanıklık edenleri yeniden o günlere götürdü... 
Bu nedenledir ki, onun içtenlikle anlattığı, benim de değindiğim, hayatından kesitlere bazı katkılarım olsun istedim. 

RAHMETLİ TEVFİK AYDENİZ

Tevfik Ağabey, sözünü esirgemeyen, özel bir adamdı. 
Başbakan Erdoğan’ı çok ama çok seviyordu. 
Oğlunun adını “Tayyip” koyacak kadar. 
25 Mart 1999 Perşembe gecesi, Başbakan cezaevine girmeden bir gün önce, Tevfik Ağabey’in evindeydik. 
Hayır!.. Maalesef buluşup dertleşmek, uzun sohbetler edebilmek için değil... 
Annesi ağıtlar yakıyordu. 
“Tayyip hani birbirinizi hiç yalnız bırakmazdınız!” 
Başbakan Erdoğan’ın “Ben de yarın cezaevine giriyorum” cevabı akan gözyaşlarına karışıyordu. 
Fikirlerine ya da icraatlarına katılmadığınız taraflar olabilir. 
Ama onu farklı ve başarılı kılan hasletleri var. 
Bunlardan belki de en önemlisi, “vefa”dır. 
Son Bursa programında, artık orada yaşayan rahmetli Tevfik Aydeniz’in kızı ve eşi otobüste gün boyu Başbakan Erdoğan’ın programına iştirak etmek üzere davet edilmişlerdi... 
Tayyip Aydeniz, şimdilerde rahmetli babası gibi Başbakan Erdoğan ile birlikte çalışıyor. 
İşte bu vefalı tavrıdır ki, onu farklı kılıyor ve milletin kendisini bağrına basmasına sebep oluyor. 

PINARHİSAR CEZAEVİ

Ömrümde cezaevine girmedim. 
Allah kimseyi de düşürmesin. 
Ama çok mahkum ziyareti yaptım. 
Fakat Pınarhisar Cezaevi, bizim için farklıydı. 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. genel müdürüydüm. 
Başbakan Erdoğan’ın koğuş arkadaşı Hasan Yeşildağ’ın yanı sıra Erhan Şenol ve Zeki Yeşildağ ile birlikte bir gün önce Pınarhisar Cezaevi’ne girdik. 
Bizimkisi akşam çıkıp sıcak yataklarımıza gireceğimiz bir girişti... 
Bir de orada kalmak var; bir başka iradenin emriyle ve suçsuz yere hem de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı elinizden alınacak ve cezaevini boylayacaksınız. 
Suçunuz, Ziya Gökalp’in bir şiirini okumak! 
Tekrar tekrar bir düşünün bakalım? 
Ve kendi kendinize sorun: Olabilir mi diye... 
Oldu! 
Programda izlemiş olmalısınız; orayı Medrese-i Yusufiye olarak kabullenmese nasıl katlanıp, kabullenecekti? 
Siyaset ve siyasette bu denli başarılı olabilmek için hayatın cenderesinden geçmeniz gerekiyor. 
O’nu başarılı kılan da zaten bu. 
Hikâyesi. 
Öyle kampanyalar biliyorum ki, bir “hikâye” uydurabilmek için günlerce kafa patlatılıyor. 
Oysa Başbakan Erdoğan için imajı ve hakkında ne deneceği hiç umurunda değil. 
Askerde kura çekince, Hasdal çıktı diye anlatıyor ve devam ediyor: Hasdal’ın İstanbul’da olduğunu bilmiyordum. 
Evime yarım saatlik mesafede olduğunu komutandan öğrenince kepi fırlattım diye ekliyor. 
***
Ben bu satırları yazarken  Başbakan Erdoğan da Rusya yolcusuydu. 
Oradan Arjantin’e, Buenos Aires’e geçecek. 
İnanıyorum ki, oradan da 2020 İstanbul Olimpiyatları’nı Türkiye’ye kazandırarak dönecek. 
Ve bu da, ülkemiz için inanılmaz yeni bir açılım olacak. 
Böyle bakıldığında, Usta’nın Hikâyesi aslında biraz da bizim hikâyemizdir.

<p>Otto Yayınlarından çıkan 'Nebevi Liderlik ve Hz. Muhammed'  kitabı 508 sayfadan oluşuyor. Hz. Pey

Yalçın Akdoğan'ın yeni kitabı: “Nebevi Liderlik ve Hz. Muhammed”

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor