• $13,3568
  • €15,1448
  • 789.866
  • 2014.21
29 Ağustos 2013 Perşembe

“Suriye’de muhalif olmak”

Elimde gazeteci yazar Feyza Gümüşlüoğlu’nun kitabı var. 
Suriye’yi doğru anlamak için mutlaka okunması gereken bu yeni çıkan kitapta, yazar aslında imkansız olanı yazmış. 
Suriye’de muhalif olmak tek kelimeyle imkansız.  
Muhalif olduğunuz bilindiği veya o zan altında kaldığınızda bile artık sonunuz belli. 
Sizi ya hapis bekliyor, ya da mezar... 
İşte bu nedenle, şu soru sıkça soruluyor. 
Televizyon ekranlarında neden sadece Suriye dışında yaşayan muhalifler konuşuyor? 
Muhalefetin bir başka türlüsü ya da ihtimali yok da onun için! 
Feyza Gümüşlüoğlu, Anadolu Ajansı’nın Katar muhabiri. 
Yaşadığı ülkede Suriyeli muhaliflerin toplantılarına katıldıkça merakı iyice artmış. 
Önce o da sorgulamış, neden muhalifler sadece ülke dışında yaşıyor diye... 
Ve sonra görmüş ki, farklı bir şey zaten mümkün değil. 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı, söz konusu “diktatör” ithamı olduğunda verdiği cevapları, kitabı okudukça çok daha iyi anlıyorsunuz. 

“...duvarlar seni duyabilir...” 

Kitabın alt başlığında, “Sakın konuşma, duvarlar seni duyabilir” yazıyor. 
Gerçekten de hayatın bu kadar acımasız yaşandığı bir ülkeden söz ediyoruz. 
Eğer buna yaşamak denirse... 
Suriye muhalefetinin Türkiye temsilcisi Halit Hoca, 15 yaşında babasına yapılan muhalif ithamı ile hapisle tanışmış. 
Kaldığı hücrede duyduğu babasının işkence karşısındaki çığlıkları hiç kulağından gitmemiş. 
Ve çıkar çıkmaz ülkeden ayrılmış. 
Sürgün yılları başlamış. 
Esasen Suriye muhalefeti bu nedenle sadece sürgünlerden oluşuyor. 
Kitapta 13 muhalif ismin hayat hikayesi var. 
Her biri diğerinden çok daha trajik gerçek öyküler bunlar. 
Duvarlara bile temkinle yaklaşan insanlar son derece zor şartlarda bir başka ülkede, bir başka hayat kurmuşlar. 

Baas Rejimi’nin içyüzü 

Kitabı okudukça, anlatılan hayat hikayeleri Baas Rejimi’nin arka planını gözler önüne seriyor. 
Artık muhalif olan Suriye Eski Başbakanı Riyad Hicab, Beşşar Esed ile yaptığı son görüşmeyi açıkça anlatıyor. 
Esed’in, kazanmak zorunda olduğu için her şeyi yapmaya hazır olduğunu söylemesi üzerine soruyor, “halkına karşı mı kazanacaksın?” 

Yalnızlık mı, doğruluk mu? 

Bu satırlar yazılırken, Suriye’de geri sayım başlamıştı. 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ironik ifadelerle yalnızlıkla suçlanıyordu. 
Bu kitabın yaşanmış hayatlarla ortaya koyduğu zulüm, artık çuvala sığdırılamaz bir hal aldı. 
Birbiri ardına pek çok dünya ülkesi ve onların liderleri Türkiye’nin çizgisine geldiler. 
Artık uluslararası bir müdahale için geri sayım başladı. 
Elbette iş böyle bir noktaya gelmeden çözülmeliydi. 
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Suriye ziyaretlerini, ikili görüşmeleri ve en net ifadelerle Türkiye’nin ortaya koyduğu talepleri hatırlayın. 
Olmadı. 
Nefsinden başka düşüncesi olmayan ve zulümden başka bir yol bilmeyen bir diktatör, bilinen hükmü bir kez daha doğruladı: 
“Zulm ile abad olanın, ahiri berbad olur.” 

<p class='MsoNormal'>Ezgi Aşık soruyor, Altınbaş Üni. Öğretim Üyesi Dr. Eray  Güçlüer ve Hacı Bayram

Zeytindalı Harekatı'nın yıldönümü…

67 yıldır banyo yapmayan dünyanın en pis insanı! Doktorları hayrete düşürdü!

Boğa'nın gazabı! Herkes kaçarken o kamerasını açtı ve...

Dev timsahı kepçeyle durdurabildi! Yaklaşık bir ton ağırlığında