• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
9 Ağustos 2015 Pazar

Ama... Her zaman başka bir hesap vardır!

Geçen hafta Mısır cuntası, Süveyş Kanalı’nın genişletilmiş halini yeni Süveyş Kanalı propagandası ile açtı. Bir yıl gibi kısa bir sürede tamamlanan yeni proje, hiç şüphesiz, ticari gerekliliklerden çok, siyasi mesajlar için kullanıldı. Süveyş Kanalı zaten şu an daralan ticaret hacmi nedeniyle de tam kapasite ile çalışmıyordu. Kanala paralel yeni yolun Amerika ve genel olarak da Batı tarafından Sisi’yi aklayan bir tezahüratla karşılanması yalnız kanalın ticari kapasitesinin artması ile ilgili değildir. ABD Dışişleri Bakanı Kerry’in son Mısır ziyareti, Mısır’ın, İran’ın sisteme girmesinden sonra, Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde temel askeri ve ekonomik güç olarak güçlenmesini ABD’nin istediğini ortaya koymuştur. Böylece Doğu Akdeniz enerji alanları ve hem Afrika hem de Ortadoğu ticari geçişleri ABD’nin daha da ötesi Batı’nın doğrudan denetleyeceği bir hale gelecektir. Hesap budur... Ancak her zaman başka bir hesap da vardır. Ama şimdi, tam iki yıldır, yani Mısır darbesi ve Türkiye’de Gezi ayaklanmasından sonra olanlarla devam edelim.

Darbe değil, süreç...

Mısır’da Sisi darbesinin olduğu günleri hatırlayın yani tam iki yıl öncesinin yazı...
Türkiye, şimdi açılan Süveyş Kanalı’nda özel geçiş ve Doğu Akdeniz’de Mursi yönetimiyle münhasır ekonomik bölge anlaşmaları yapmak üzereydi. Bölgenin gelecekteki önemine bağlı olarak şunu söyleyebilirim; Türkiye’nin Mursi yönetimiyle Doğu Akdeniz ve Ortadoğu, Kuzey Afrika ticari geçişleri için yaptığı özel ekonomik anlaşmalar bile Mısır darbesi için yeterli bir nedendi. Ama öte yandan biliyorsunuz, 2013 yılı Türkiye için de oldukça önemli gelişmelere sahne oluyordu. Gezi kalkışması hemen Mısır’da Sisi darbesinden hemen önce başlamıştı. O zaman şu tespiti yapmıştık: “Mısır darbesi sıradan bir darbe değildir; bir süreçtir. Bu süreç, Türkiye’de 2013 yılının Mayıs ayında Gezi kalkışması ile başlamıştır. O zaman şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; Mısır darbesi, Türkiye’de başlamıştır ve yine Türkiye üzerinden devam etmektedir.”
Tam şimdilerde Türkiye’de olan bitene baktığımızda sürecin Türkiye’nin doğusuna taşınarak devam ettiğini söyleyebiliriz. Bu sürecin varmak istediğini yer, Gezi kalkışması ve 17-25 Aralık süreçlerinin varmak isteğini yerdir.
Yani, halkın seçtiği Cumhurbaşkanını etkisiz bir siyasi-sembolik- figür haline dönüştürmek (tasfiye edilemiyorsa) AK-Parti’yi de 20. yüzyıldan kalmış herhangi sağ parti formuna sokup, AK-Parti’nin ya da AK-Parti ile kurulacak hükümetleri açık teknokrat hükümetler olarak siyaset sahnesine sürmek. Burada mesafe aldıklarını, bazı mevziler kazandıklarını söyleyebiliriz.
Ama Türkiye’de devlet, hem bu oyunun, tam iki yıldır süren küresel hesabını ve stratejisini hem de bu büyük oyunun içerideki küçük figüranlarını biliyor.
Bu açıdan PKK terörü ile başlattıkları yeni istikrarsızlaştırma sürecinde de istedikleri teslimiyetçi hükümet formülüne varamayacaklar.

Bu yeni dönem, iyi şeyler de olacak, bekleyin!

Doğu Akdeniz, Ortadoğu hatta Kafkasya ve Kuzey Afrika coğrafyalarındaki siyaset ve ekonomi bir önceki yüzyılda olduğu gibi, Londra, Washington ve Berlin’de dizayn edilemeyecek. Rusya’nın, Çin’in ve nihayet Türkiye gibi ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettikleri yeni bir döneme giriyoruz. Soğuk Savaş döneminde de Rusya ve Çin sistemden ayrı konumlanan ama genel sistemik detantın içinde hareket eden güçlerdi. BM Güvenlik Konseyi de zaten bu paradigmaya göre biçimlendi. Ama şimdi böyle değil, bu iki büyük güç de, sistemik detantı tanımıyor ve kendi bölgeleri dışında da küresel siyaseti ve ekonomiyi belirleme doğrultusunda hareket ediyorlar. Bu gerçek Latin Amerika ülkeleri için de geçerli. Yakında Afrika için de geçerli olacak.
Hal böyleyken kimse “Türkiye’ye Mısır olacaksın” diyemez. Ama çok kirli bir oyunun kurulduğunu da biliyoruz. Ancak, bütün bu oyunu kuranlar, hatta İran’ı da Türkiye kozu karşısında acele “içeri” alanlar, Doğu’dan hızla gelen yeni dalgayı ve Türkiye’de devletin tepesindeki farkındalığı ve buradaki halk desteğini hesap etmediler.
Önümüzdeki günlerde hiç ummadığınız ama “işte böyle olması lazımdı” diyeceğiniz gelişmeler olacak ve deyim yerindeyse “yüreğinize su serpilecek” bekleyin, ümit var olun!

<p>Şişli Ermeni Kabristanındaki anmaya Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu ve Kült

Markar Esayan'a vefa... 'Bugüne kadar geri adım atmadı, Markar yalnız değildir'

Cevizi 1 gece suda bekletip içerseniz... Faydasını bir bilseniz

4 bin yıllık gizem çözüldü! Çığlık atan mumyanın sırrı ne?

Merkel'den Türkiye'ye veda ziyareti! Cumhurbaşkanı Erdoğan, Huber Köşkü balkonunda İstanbul Boğazı'nı anlattı