• $7,3526
  • €8,9325
  • 438.246
  • 1547.44
22 Ekim 2011 Cumartesi

Yolun sonu görünüyor

Burhan Ayeri
Burhan Ayeri
YAZARIN SAYFASI

Yosun Gazel'in 'Susmayınız, siz millete tercüman oldukça, bizler de okuyucu olarak çok rahatlıyoruz. Çünkü tek kişilik gücünüz onları bastırmaya, bizleri de rahatlamaya yetiyor' şeklindeki emrini aldık. Görevimizi yerine getirelim, önümüzdeki günlerde 'Allah Kerim'. Her türlü iletişim aracıyla gelen mesajlar hız kesmiyor. Zorbey Çiçek 'Sayın yazarım; siz televizyon köşesinden ülke gündemini çok iyi takip ediyorsunuz. Tüm köşe yazarlarının -Başyazarlar dahil- kaleme alması gerekenleri yazıyorsunuz. İyi bir gazetecisiniz' diyor. Hayatı boyunca hep 'Ben' yerine 'Biz'i tercih etmiş kişilik olarak, inanın bu övgüleri aktardığımız için yüzümüz kızarıyor. Bir başkası 'Bırak diğer konuları, memleketin durumunu dillendir' şeklinde duygularını ifade etmekte. Yakup Keser'in e-postası 8 kelimelik. Diğerlerinden farkı, kocaman harflerle yollanması:
'Ağzına, diline,yüzüne, kalemine sağlık.
Sağolasın.
Varolasın.
Teşekkürler'.
***
Şükrü İlker Birakoğlu, Fransa'da çalışan yüksek mühendis. Mükemmel diyeceğimiz 'Durum analizi' yolladı. En çarpıcı bölümlerden biri 'Şehit ve gazi yakınları için bağış kampanyası'. 'Filistin ve Somali için ağlayanların, ekranda şov yaparak para toplayanların, uçaklara binip Somali'ye giden sanatçı denilen insanların bugün çıtı çıkmıyor' diye içini dökmekte. Bir başka okurumuz Ferhan Akdüz de, aynı görüşte. Haklı değil mi? 'Kraliçelik payesi' yakıştırılanlar nerede? Karl Marks sakalıyla bölücülerle fotoğraf çektirenler hangi yere saklandılar? Köşelerinden KCK'lıya destek atanları, her gün ekranda görmekten içimize fenalık geldi. Bu vatan hainlerine zaten lafımız yok. Böylesi malların genci yaşlısı karşılıklı oturtulup, konuşturuluyorsa, yuh olsun patronlarına. Sibel Mangıt'ın isyanındaki iki cümledeki ruh halindeyiz; 'Milletimizin başı sağ olsun. Yeter artık'.
***
Yaşar Usluer'in dile getirdiklerinin hiç olmazsa bir bölümünü aktarmayı arzuladık:
Sevgili Burhan Abi,
- İki günde 30 şehit, 4 sivilin katledilmesiyle yine yüreklerimiz yandı. Yazılarınızla kalplerimize su serptiğiniz için sağolun, var olun. Ama şehit ailelerinin yüreğindeki yangınları devlet erkanı cenaze törenine katılıp evine taziyeye gitse de söndüremez/söndüremiyor. Bizler bir hafta, on gün sonra isimlerini bile unutuyoruz ama aileleri unutmuyor/unutamıyor. Yıllardır sabah akşam fotoğrafını bağrına basıp, onunla konuşup ağlayanlar, mezarlarında dua ediyorlar. Sizin de dediğiniz gibi 'Muhalefet aranıyor' sözcüleri, havanda su dövüyor. 
- Her baskında 'Sınırın çok dağlık ve engebeli olduğu, baskın yapan teröristlerin karanlıkta kaçtığı' söylenir. İyi de 'Çok dağlık ve engebeli olan' bu sınırdan teröristler nasıl geliyor, karanlıkta nasıl kaçıyor?  'Anlık istihbarat verdiğini/vereceğini' söyleyen ABD nasıl oluyor da 200-300 teröristin gelişini görmüyor/haber vermiyor? Bize boş dağları bombalatıyor.  Sizin de değindiğiniz gibi şehit asteğmen hatıra defterine, 'Görüyoruz katırlarla geçiyorlar, müdahale etmemiz niye engelleniyor?' diye NEDEN yazmak zorunda kalıyor?
- 10-15 bin askerle Kuzey Irak'a girmişiz. Jetlerimiz, helikopterlerimiz havadan destek veriyormuş. Kuzey Irak'a geçeceğimizi sağır sultan duydu. Teröristler salak mı o kamplarda askerimizi bekleyecek? İki günde 30 şehide karşılık, 300 değil 3 bin terörist ölmedikçe, ABD desteğini kesmedikçe, bu terörü kimse bitiremez. Biz de karanlığa kurşun sıkmakla, boş dağları bombalamakla, şehitlerimize daha çok yanmakla kalırız.

<p><span>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Ekipleri HDP Binası'na 6 saatlik

Kandil değil HDP binası

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı

Herkes memleketinde yaşasaydı illerin nüfusu kaç olurdu?