• $7,3608
  • €8,9528
  • 436.392
  • 1536.11
26 Ekim 2011 Çarşamba

Önce tedbir sonra şükür

Burhan Ayeri
Burhan Ayeri
YAZARIN SAYFASI

İvo Andriç, Nobel'li kitabı Drina Köprüsü'nde infazı anlatır. Osmanlı yönetimindeki ülkede, sırp eşkıya asılmak üzeredir. O, hala 'Tanrım, şükürler olsun sana' deyip, durmakta. İdamı gerçekleştirecek ekibin başı patlar; 'Niçin şükrediyorsun, öbür tarafa gitmek üzeresin'. Bu cümleyi tamamlarken, Özel ulak gelir. 'Durun, paşanın emri değişti. Kazığa vurulacak' der. Acele, 'Kazıkçı çağırılır'. İşlem başlarken, eşkıya, kendisine 'Ne şükrediyorsun' diye bağırana seslenir; 'Gördün mü? Beterin beteri var'. İşlem tamamlanır. O dönemde, kazıkçılar uzman. Her yaşattığı güne ekstradan bir altın almakta.
...
Televizyonlara bakıyoruz da, son depremle ilgili 'Şükürlerin sayısı' hayli fazla. Telefonların 1999 depreminde çalışmadığı hatırlatılıyor. Gerçekten bu kez, uzun süreli arızaya rastlanmadı. 17 Ağustos'taki 'Marmara Depremi'nde, AKUT dışında kurtarma ekibi -Bir de TKİ'ninkiler- yoktu. Bu kez Malatya Belediyesi'nin kurtarıcılarını enkaz altından insan çıkarırken, canlı yayında izledik.
...
Yiyecek-içecek sorunu kısa sürede çözüldü. Tek gecikmeyi çadır ve battaniye gibi ısınma unsurlarında gözlemledik. İşte bu noktada, Kızılay'ın bir önceki Genel Başkanı Tekin Küçükali'nin kulaklarını çınlattık. Oluşturduğu ekibe haksızlık yapmayalım. Küçükali'nin  organizasyon anlayışı ve ileri görüşlülüğü arandı. Başbakan siyasete kurban verdiği değerli ismi yeniden değerlendirmeli. En azından 'Danışmanlarının arasına dahil etmeli'. Unutulmasın ki, Türkiye deprem kuşağında. Mutlaka lazım olur.
...
Medyanın olayı aktarışını iki kategoriye ayırabiliriz. Başarılı olanların sayısı azdı. Bir kişi yıldızlaştı; Cüneyt Özdemir. 'Ben İstanbul'da kebap yaparım' demedi. Atladı gitti. Hem de, yardım ekiplerinin protesto edildiği köylere. Şikayetleri yerinde inceledi. Turunu attı, tekrar uğradı. Sorunlar çözüldü müyü gözleriyle yokladı. Cüneyt Kardeşimiz, ne de olsa savaş muhabiri. Guantanamo'ya girmiş biri. Kutluyoruz. En büyük hataları ise bazı spikerlerde gördük. Cümle kuramadılar. Farkında olmadan 'Ayırımcılık yaptılar'. BDP'li Selahattin Demirtaş, 'Yardımlar, dört bir yandaki kardeşlerden geldi' bölücülüğünü bırakmadı. Toparlarsak 2011'deki çaba 1999'daki ile kıyas kabul etmeyecek kadar başarılı. Sınıfı hala geçemeyen iki kesim var. Biri 'Demirtaş kafalı' politikacılar. Diğeri medyamız.
***
Yrd. Doç. Dr. Ömer Kalafatçılar'ın e-postası, günlerdir yapılan konuşma ve yazışmalardan daha net. Sebep-Sonuç ilişkisi'ni güzel özetliyor:
. Yine 7.2. Yine 'Depremden korkma, binalardan kork' teranelerini dinliyor, alınması gereken tedbirleri tekrar ezberliyoruz.
. Yıkılan binalardan sorumlu üç grup var: 1. Mimar-Mühendis Odaları; bunlar parayı alıp, projeyi onaylayanlar ve işi o noktada bitirenler. Oysa, inşaat tamamlanıncaya kadar her gün kontrol etmekle mükellefler. 2. Belediyeler; bunlar oturma raporu vermeden, suyunu bağlamadan o binalara kimse girebilir mi? 3. Müteahhitler; kontrol olmayınca, bunların bazıları, cibiliyetlerini gösteriyor. Yine de bu ağır ihmal, hatta ihanet ve mesuliyetin son halkası. İlk iki grup kısa sürede ve çok ağır şekilde cezalandırılmalı. Bundan sonra görevlerini hakkıyla yapmaları sağlanmalı.

<p>İki ülke arasında gerçekleştirilen istikşafi görüşmelerin 61. turu tamamlandı. Bir sonraki turun

Atina ile hangi konular masada?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor

Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor