• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
02 Ağustos 2012 Perşembe

İtirazı olan var mı?

Burhan Ayeri
Burhan Ayeri
YAZARIN SAYFASI

Bugün biraz Olimpiyatlar, biraz ekran tartışmalarını yazacaktık. Sonuna İzzet Çapa'nın özrünü koyacaktık. Ancak Yaşar Usluer'den gelen 'Durum Analizi' her şeyin önüne geçti. Bu mükemmel yorumu herkesin okumasında yarar var:
Sevgili Burhan Abi,
- Dediğiniz gibi 'Görünen köydü. Kuzey Irak'tan sonra Kuzey Suriye. Sonrası Güney Türkiye ve Güney İran. Yıllar yılı uyardık.' Ama bizi yönetenler 'Çekiç Güç'ün konuşlanmasına razı oldular. 'Biz iktidara gelirsek, süresini uzatmayacağız' diyenler de uzattı. Arada Ecevit gibi karşı çıkıp, bedel ödeyenler olsa bile, sonuç değişmedi.  'Üç maymunu oynayacak' başkalarını buldular.
- Silopi Kaymakamımızı tokatladılar, askerlerimizin başına çuval geçirdiler. Hatay Milletvekilimizi İskenderun Körfezi'ne sokmadılar, görmezden geldik. Barzani ve Talabani'ye 'Aşiret Reisi' deyip muhatap almadık. Çavuşlarımız görüştü. Sonra pasaport verdik. Kırmızı çizgilerimizi yerle bir ettik. 
- 'Irak'a demokrasi getireceğiz' diye girenler bir milyondan fazla Irak'lıyı katledip, Talabani'yi Irak Cumhurbaşkanı, Barzani'yi Kuzey Irak Bölgesel Başkanı -Irak Dışişleri Bakanı'nı unutmayalım- yaptılar. Sözde 'Ortak düşmanımız PKK'yı Kandil'e yerleştirip gittiler. 'Müslüman kardeşlerimizi katlettiniz, özerk bölge kurdunuz, PKK'yı koruma altına aldınız' diyebildik mi? Şehit haberleri artık trafik kazası kadar yer bulmuyor. Asıl amaç 12 Eylül öncesi milletin 'Yeter artık, ihtilal olsun, kan dursun' dediği gibi, yine 'Lanet olsun, ver kurtul, yeter ki kan dursun' noktasına getirmek mi?
- Zira ABD'nin Avrupa ve Avrasya İşlerinden sorumlu Bakan Yardımcısı Philip Gordon Hürriyet'te Cansu Çamlıbel'e verdiği röportajda 'Suriye'nin geleceğinde özerk bir Kürt bölgesi ya da sınırı öngörmüyoruz' diyor ama Irak'a girerken de 'Demokrasi(!) getireceğiz' dediklerini, Esad'ın ve babasının yıllardır Suriye'yi diktatörlükle yönettiklerini unutuyor. Amaç Suriye'yi bölmek değilse, neden şimdiye kadar görmezden geldiler? Kaldı ki Lehigh Üniversitesi'nden Ortadoğu Uzmanı Henri J. Barkey ise, AKŞAM'da Şenay Yıldız'a verdiği röportajda  'Kuzey Irak'taki Kürtlerle nasıl iyi geçiniyorsanız, Suriye'deki Kürtlerle de geçinebilirsiniz' diyor. Bunun açılımı 'Büyük Kürdistan'a hazır olun' demek değilse, nedir?
- Başbakan Erdoğan 'PKK ve PYD'nin yanlarına farklı oluşumları alıp adım atmaya kalkmaları halinde müsamaha göstermeyeceğiz' diyor. İyi de daha önce 'Bizim için Irak'ın toprak bütünlüğü önemlidir. Libya'da NATO'nun ne işi var' dememiş miydi? Barkey, 'Türkiye kendi Kürt sorununu çözebilse, Türkiyeli Kürtler niye ayrılmak istesin?' diyor. Bizim tatlı su demokratları da benzer sözlerle 'Çözüm' istiyor ama nedense bunun 'Özerklik' olduğunu söyleyemiyorlar. Peki, 'Özerklik' vermekle Kürt sorunu çözülür mü? Doğudaki Türkleri, Batıdaki Kürtleri ne yapacağız? Kürtlerin, Türklere baskı yapmayacağının garantisi var mı? Buna karşılık Türkler de, Kürtlere baskı yaparsa iç savaş çıkmaz mı? Sonra da gelsin NATO öyle mi?
- Geçen hafta AKŞAM'a 'HER ŞEY DAHİL YEREL YÖNETİM' manşeti attıran AK Parti'li Denizli Milletvekili Nihat Zeybekçi, Bursa Milletvekili Mustafa Kemal Şerbetçioğlu, Van Milletvekili Mustafa Bilici, Karabük Milletvekili Osman Kahveci, Trabzon Milletvekili Aydın Bıyıklıoğlu'nun hazırladığı rapora ne diyeceğiz? Bu raporda 'İl genel meclisi ve ilçe belediyelerinin tümü kaldırılsın. Tek bir belediye başkanı ve doğrudan seçilen tek yerel meclis olsun. Yerel yönetimlerin bütçesi yüzde 100 artırılsın. Vergi ve harç toplama yetkisi verilsin vb' denmekte. Hem 'Vergi ve harç toplama yetkisi' verip, hem yüzde 100 'Yerel yönetimlerin bütçesini' nasıl artıracaksın? Merkez bütçeye vergiyi kimden/nereden toplayacaksın? 'Her il doktorunu ve öğretmenini kendi seçecekse?' Kürt belediye başkanının Kürt, Türk belediye başkanının Türk doktor ve öğretmen seçmesini nasıl önleyeceksin? Bu ayrımcılığa ve bölücülüğe yol açmaz mı? Sonra Muğla Belediye Meclisi 141 km uzaktaki Fethiye, Antalya Belediye Meclisi 159 km uzaktaki Kalkan'ı nasıl yönetecek? Yoksa eyaletlere mi böleceksiniz?
- CHP yönetimi olağan 'Kurultay'dan sonra yeniden dizayn edildi. Yeni anayasa müzakereleri öncesi 'Vatandaş' tanımını tartışa dursun. MHP il ve ilçe kongrelerini tamamlamasına rağmen neden şimdi değil de 4 Kasım'da olağan büyük kongresini yapacağını söylüyor? Yoksa yeni yönetim, 6 Kasım'da yapılacak ABD Başkanlık seçimlerine göre mi dizayn edilecek? Böylelikle yine (Terörist başının idam dosyasının Meclis'e getirilmemesini Bahçeli'ye imzalattıkları gibi) çayın kuşunu, çayın taşı ile vurdurmayı mı (MHP'yi iktidar ortağı yaparak,  Kürtlere özerkliği vermeyi) düşünmektedirler. Zira Erdoğan'ın iktidarının devamı ve kimin cumhurbaşkanı olacağı da ABD seçimlerinin sonucuna göre belirlenmeyecek mi?

<p>Çevre dediğimiz hadisenin sadece devletlere bırakılamayacağını söyleyen Oğuzhan Bilgin, konuya il

'Çevre, dünya ve tabiat bize emanet olarak bırakıldı'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor