• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
4 Mart 2013 Pazartesi

MEB'in zembereği dağılmadan...

Ortaokuldan liseye, liseden üniversiteye geçişte yapılması planlanan sınavların içeriği ve uygulanacak yöntem konusunda anlatılanlar kafalarda soru işaretleri oluşturdu. Açıkçası ben açıklamanın zamanlamasının hatalı, içeriğinin ise yetersiz olduğu görüşündeyim. Sayın Bakan'ın yaptığı açıklamalardaki cümle ve paragrafların yarım bırakıldığı izlenimine kapıldım. Hâl böyle olunca, yabancı dil sınavlarındaki "fill in the blanks" yani "boşlukları doldurun" sorularına benzer şekilde, gelecek dönem hakkında hafta boyunca pek çok kişi, cevap anahtarını bilmeden, yorumlarda bulundu. Umarım bu boşlukların cevap anahtarını Milli Eğitim Bakanlığı iyi biliyordur. Bunları detaylarıyla duymayı herkes merakla bekliyor.

AİLELERİN İLK GÜNDEMİ
Değerli okurlar, ülkemizde her sınıf seviyesinde yaklaşık 1 milyon 250 bin çocuk var. Kaba  bir hesapla eğitim sistemimizde ilkokullarda 5 milyon, ortaokullarda 5 milyon, liselerde 5 milyon toplam 15 milyon öğrenci öğrenim görüyor. Bu çok yüksek bir sayı ve Milli Eğitim Bakanlığı'ndan yapılan herhangi bir açıklama ülkemizde yaklaşık 10-15 milyon ana-babanın gündemine ilk madde olarak oturuyor. İşte bu nedenle eğitim konusunda yapılacak açıklamaların zamanlamasını çok iyi seçmek, içeriğini de gri nokta kalmayacak şekilde siyah-beyaz keskinlikle tam ve mükemmel şekilde oluşturmak gerekiyor. 
Sayın Avcı'nın yaptığı açıklamalardan anlaşılacağı üzere eski bakanlardan Sayın Nimet Baş zamanında başlatılan genel liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesi sürecine devam edilecek ve yakın gelecekte sonuçlandırılacak. Öğrenciler ikamet ettikleri yere en yakın liseye ön kayıt yaptırırken aynı zamanda başka liselere de başvurabilecekler. Çok talep gören okullar kendi sınavlarını yapıp öğrencilerini seçebilecekler. Bu okulların İstanbul Lisesi, Kabataş Lisesi, Galatasaray Lisesi gibi yıldız devlet liseleri olacağı akla geliyor. Ancak unutulmaması gereken bir şey var. Ülkenin (seçmenin) yarısı için İstanbul Lisesi, Kabataş Lisesi gibi liseler hedeflenen yıldız okullar iken, diğer yarısı için Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi, İstanbul Anadolu İmam Hatip Lisesi gibi liseler yıldız konumdalar. Bu yakıştırmanın haksız olmadığını, bu liseleri ziyaret eden herkesin kolayca anlayabileceğini de belirtmek isterim. Her okulun kendi sınavını yapması durumunda soruların nasıl hazırlanacağı, sınavların nasıl yürütüleceği, değerlendirmenin kimler tarafından yapılacağı gibi sorular ayrıca akla geliyor. 
AK Parti'nin iktidara geldiği 2002'den bu yana pek çok kereler vurgulanan sınavsız eğitim sistemi hedefinden bir sapma olup olmadığını insan merak etmeden duramıyor. Zira Sayın Avcı'nın söylediği şekliyle yıldız (çok talep gören) liseler kendi sınavlarını yapacak olurlarsa, senede tek bir sınav ile (SBS) bunalan veli ve öğrenciler, hedefledikleri  her lise için stres yaşayacaklar. Unutulmaması gereken bir diğer konu ise dershanelerin durumu. Sınavlar var olduğu için varlıkları anlamlanan dershanelerin kapatılması konuşulurken, MEB'in sınav sayısını artırmaya yönelik strateji değişikliği Başbakan'ın iddialı demeçleriyle çelişmiyor mu?
Zihinlerde filizlenmeye başlayan güvensizlik duygusunu iyi yönetebilmek adına, eski bakan döneminde başlatılan ve kamuoyuyla paylaşılan planların yeni bakanın göreve gelmesiyle ne şekilde değişeceği konusunda Bakanlık'ın  ivedilikle kamuoyunu aydınlatması gerekiyor... Bekliyoruz.

 

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor