• $8,8894
  • €10,3916
  • 495.054
  • 1381.44
4 Eylül 2021 Cumartesi

Rambo'nun Afganistan'ı

Afganistan, siyasi olarak neredeyse yarım yüzyıldır huzur bulamamış bir ülke.

Gerek iç çekişmeler gerekse önce Sovyetler Birliği, daha sonra da ABD'nin işgali altında bir yaşam süren Afganistan'da Taliban, geçen günlerde ülke yönetimine el koydu.

Bu gelişme üzerine, (geçmişte) Taliban yönetiminin sert uygulamalarına maruz kalan Afgan halkının bir bölümü, ülke dışına çıkabilmek için komşu coğrafyalara göç ve iltica etmeye başladı.

Öyle ki Hamid Karzai havalalanında uçakların tekerlerine tutunarak dahi olsa ülkeden kaçmak isterken canından olan insanların trajedisine tanıklık etti bütün dünya.

İşte, Afganistan'da yaşananlar zaman içinde pek çok sinema filmine de konu oldu.

Bu filmler arasında Slyvester Stallone'nin başrolünü oynadığı ve Sovyet işgali sırasında geçen 'Rambo 3' ve 'Demir Adam' gibi aksiyon filmleri de var.

Bunları bir kenara bırakacak olursak, Afganistan'ı odağına alan filmler içinde en dikkat çeken ve uluslararası arenada ses getiren yapımlar, ülkedeki taliban uygulamalarını beyazperdeye yansıtan filmler oldu şüphesiz.

Mesela Cannes Film Festivali'nde Hristiyan dünyasının Ecumenical Ödülünü kazanan Kandahar'a Yolculuk...

İran-Fransa ortak yapımı bu filmde Fransa'da yaşayan 'Nafas' adlı Afgan göçmeni bir kadın gazetecinin, Afganistan'da kalan kız kardeşine ulaşmak için verdiği zorlu mücadele anlatılır.

Galası 2001yılında Cannes Film Festivalinde yapılan film, önceleri fazla dikkat çekmezken ABD'de yaşanan 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra daha geniş gösterim olanağı buldu.

Bir başka film...

Altın Küre'de Yabancı Dilde en İyi film ödülü verilen Osama...

1996'da, kadınların çalışmasını yasaklayan Taliban rejimi altında yaşayan ve ailesine destek olmak için erkek kılığına girerek çalışan 'Osama' adlı bir kız çocuğunun yaşadıklarını konu edinen filmin yönetmen koltuğunda Afganistanlı Sıddık Barmak var. Hikayesini son derece etkili anlatan filmlerden biri Osama....

2008 ABD yapımı Uçurtma Avcısı ise yine bol ödüllü filmlerden...

Taliban ve Afganistan hakkında çekilmiş etkileyici yapımlar arasında. En azından benim için böyle ama...

'Ama'sı var işte...

Bu filmlerin ortak özelliği, Afganistan konusuna eğilirken kurunun yanında yaşı da yakıyor olmaları...

Ne demek istiyorum?

Bu filmler kelimenin tam anlamıyla Taliban rejimine karşı anti-propaganda filmleri...

Ne var bunda diyebilirsiniz,,, sorun şurda: Bu filmlerde, en temel hak ve hürriyetleri bile kısıtlamış olan, kız çocuklarını okula gitmekten men eden Taliban'ın uygulamaları eleştirilirken, tüm bu tutumların, gerçek İslamla asla bağdaşmadığına dair bir netleştirme, bir bakış açısı sunulmaz, bunun altı çizilmez.

Ne üzücüdür ki İslamiyet konusunda temel bilgisi olmayan bir Batılı izleyici, bu filmleri seyrettikten sonra Taliban eşittir İslam çizgisine gelecektir ki işte asıl sorun ve sinemayı atom bombası kadar tehlikeli hale getiren mesele burda başlıyor.

Zira önyargıları kırmak, İslamofobiye karşı set çekebilmek atomu parçalamaktan daha zor hale geliyor.

İstisnalar yok mu? Var elbet...

Afganistan'da sorunların kaynağını ve Afgan halkının trajedisini daha yakından ve gerçekçi bir üslupla, samimiyetle ele alan bir filmden söz etmek istiyorum.

İzlerken, sessiz ve fakat derinden yol alan, insanı iç dünyasına doğru yolculuğa çıkaran, aynı zamanda masum, kendi halinde bir yaşam süren Afgan insanının trajedisiyle yüzleşmemizi sağlayan bir film: Yeryüzü ve Küller...

Atiq Rahimi'nin yönettiği film, saldırıya uğrayan, bombalarla yok edilen bir köyden sağ kurtulan bir dede ile bu saldırıda sağır kalan küçük torununun dramına odaklanıyor.

Dede, acı haberi vermek üzere bir başka şehirde çalışan oğlunun yanına gitmek için yola çıkar. Yol boyunca, her gittikleri yerde çeşitli insan öykülerine tanıklık ederiz.

İşte bu tanıklık savaşın açtığı derin yaraları, parçalanan aileleri ve gelecek umutlarının nasıl solgunlaşıp, eriyip yok olduğunu görmemizi, hissetmemizi sağlar.

Ki bu filmde savaş sahnesi yoktur, asker yoktur, sadece savaşın perişan ettiği, geride çaresiz bıraktığı insanların hikayeleri vardır.

Öyle ki ölülerini saracak kefen bezi bile bulamayan yoksul bir halkın ağıtıdır bu...

Savaşın kanunu şudur; Ya elinde kan olur, ya da boğazında...

Atig Rahimi'nin Yeryüzü ve Küller adlı filmde geçen bu cümle, barış ve adalet üzere yaşamaya susamış Afgan halkının nasıl bir perişanlık ve çaresizlik içinde bırakıldığını gözler önüne seriyor.

NOT: Afganistan konulu filmleri 24 TV'de yayınlanan Kırmızı Halı programında değerlendireceğiz.

Kırmızı Halı bugün 17:30 ve pazar günü (yarın) 12:15'te 24 TV'de.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Milli Savunma Bakanlığının (MSB), sosyal medya hesabından yapıla

Teröristler etkisiz hale getirildi

Nobel ödüllü Türk bilim insanı Sancar, TOGG'un direksiyonuna geçti

Emniyet güçlerini dünyanın en hafif balistik zırhı koruyacak

''Karadeniz'in Zeugması'' kapılarını dünyaya açacak