• $13,4984
  • €15,2908
  • 796.602
  • 2011.16
4 Aralık 2021 Cumartesi

Nuri Bilge'nin şifreleri

Sessiz, sakin, heyecansız gibi görünen gözlerle etrafı izlerken aklından neler geçiyor kestirmek güç.

Belki de bu sessizlik içinde, sizin ruh halinizin, mimik ve jestlerinizin fotoğrafını görünmeyen bir kamerayla kaydediyor hafızasına.

Az konuşuyor, az soruyor ama daha çok dinliyor, biriktiriyor gibi bir hali var.

Bir şeyi merak ettiğinden mi dinliyor, yoksa karşısındakine ayıp olmasın diye sessizce ve öylesine mi izliyor emin olamıyorsunuz.

Sevgisinde de hoşnutsuzluğunda da ölçülü biri izlenimi veriyor.

Ne uzak ne yakın ve fakat fildişi kulesinden etrafına bakmayan biri.

'Çocukluğumda da yalnız biriydim, fazla sokulgan değildim' dediğinde bazı şifreleri çözer gibi oluyorsunuz. 'Naif çocuk' Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerine yansıyan yalnızlık, duygusallık, emin olamama, tereddüt halinin ne kadar derinlere kök saldığını hissediyorsunuz böylece.

Son filmi (Kuru Otlar Üstüne) merakla beklenen Nuri Bilge Ceylan ile Varşova'da üç gün geçirdik.

Herkes yönetmenle şakır şakır fotoğraf çektirirken, onun içindeki 'naif çocuğu' sıkmamak için aynı şeyi yapamadım ancak son gün dayanamayıp dörtlü bir karenin içine atıverdim kendimi.

Yunus Emre Enstitüsü tarafından Sinema Genel Müdürlüğü'nün katkılarıyla düzenlenen Varşova Türk Filmleri Haftası'nda Nuri Bilge/Ebru Ceylan, yönetmen Cem Özay ve bir avuç gazeteciydik...

Avrupa'nın en 'çileli' şehirlerinden biri olan Varşova izlenimlerimi bir önceki yazıda dile getirmiştim.

Krzysztof Kieslowski, Andrzej Wajda, Krzysztof Zanussi ve Roman Polanski gibi önemli yönetmenleri dünya sinemasına armağan eden Polonya'da önemli şeyler söyledi Ceylan.

İstedim ki konuşulanlar orada kalmasın, buradan okurlara ulaşsın, sohbet halkası genişlesin...

Sözü sinemanın ustasına, sözlerinden satırbaşlarıyla Nuri Bilge Ceylan'a bırakıyorum:

-Film çekmek, küçük derelerin büyük bir ırmakla buluşması gibi bir şey... İmajlar, fikirler her yerden gelir toplanır ve siz bunu bir kolaja dönüştürürsünüz.

-Hikayenin kendisinden çok hikaye söyleme yönteminiz sizi biricikleştirir. Aynı fıkrayı anlatsalar da bazılarının anlatımına daha çok gülersiniz. İşte, bu kendine haslık ilgimi çekiyor, yoksa günlük hayatta hepimiz birbirimize hikayeler anlatıp duruyoruz.

-Çok konuşan biri değilim. Yönetmen olarak da sette yalnızım. Tüm setlerimde kendimi çok yalnız hissediyorum. Yalnızlığın sanatta önemli olduğunu düşünüyorum.

-Sete geliyorum ve günün sonunda yaptığım hiçbir şey hakkında emin olamıyorum, zaten böyle de olması gerekir diye düşünüyorum. Hiçbir şeyden emin olmamalı yönetmen. İnsan psikolojisi karmaşıktır, onu düzene sokmaya çalışmak, çözmek zor. Duygular sürekli değişir çünkü. Bu değişimi takip etmek, sizi özgün kılar.

-Senaryo eğer detaylıysa sizin özgürlük alanınız kısıtlanır.

-Sette herkes sizi takip ediyor, sizi bekliyor, tıkandığınız noktada bir şeyler bulmak zorundasınız, ben bu konuda çok pratik olabiliyorum. Bir şey olmuyorsa ısrar etmem, başka bir şey denerim.

-Son filmim için 200 saat çekim yaptım. Eskiden pediküle çekmek pahalıydı ama şimdi istediğimiz kadar çekim yapabiliriz. Bu da bizim elimizi güçlendirir kurgu masasında.

-Çekim öncesi kullanılan storyboardlardan (çizim taslak) nefret ederim. Bana göre değil. Çünkü hayal gücünü durduruyor. Storyboardlar büyük yapımlar için uygun olabilir, ancak bağımsız sinema için gerekli değil. Ben doğal bir şekilde çalışmayı seviyorum.

-Bazen sete giderken ne çekeceğimi bile bilmiyorum. Bunu seviyorum. Akışına bırakıyorum. Bir şeyleri değiştirmeyi, yeni şeyler denemeyi tercih ediyorum. Böylesi daha iyi. Önce senaryoya göre çekiyorum, sonraki denemelerde daha serbest çalışıyorum.

-Bazıları der ki, sinema birçok kişinin yaptığı sanat eseridir. Bu doğru değil. Ben sette yalnız hissediyorum. Kimse umursamaz. Herkes ne yapacaksa onu ve verilecek kararları bekler. Bu nedenle sizin çözüm üretmeniz gerekir. Herkes yönetmeni bekler. Belki her sette bu böyle değildir ama benim setlerimde durum böyle. Belki ben çok yönlü ve obsesif biriyim. Herkes, ben ne dersem onu yapmalı. O nedenle herkes beni bekler.

-Sette bir sahneyi çok beğenirsiniz ancak montaja geldiğinizde sandığınız gibi iyi

olmadığını görürsünüz. Bu nedenle şüpheyle yaklaşmanız iyidir. Montaj öncesi her şeyi denemeli ve montaja girdiğinizde her sonuca hazırlıklı olmalısınız.

<p>Çok şanslı biri olduğunu söyleyen Bülent  Serttaş, 'sahnelerden çok para kazanıyor ve kazandırıyo

Gayrimenkul zengini Bülent Serttaş'ın duası: Rabbim çok para verme!

İstanbul'da bordo-mavi fırtına!

Beyaz örtü her yeri sardı! İşte Türkiye'den kar manzaraları

Piton ve timsahın ölümcül mücadelesi! Görenler dehşete kapıldı