• $8,4051
  • €9,9788
  • 489.177
  • 1408.81
5 Mart 2020 Perşembe

Mehmet Akif yaşasaydı…

Önceki gün Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde anlamlı bir bildiri okundu.

Edebiyat, sanat ve medya dünyasından 1000 kişinin imza attığı bildiriyle kahraman ordumuzun İdlib’te başlattığı ‘Bahar Kalkanı Harekatı’na destek verildi.

Yazarlar Dursun Gürlek, Şerif Aydemir, Yavuz Bülent Bakiler, Bestami Yazgan, Rahim Er, Yusuf Dursun, TYB İstanbul Şubesi Başkanı Mahmut Bıyıklı basın bildirisinin okunduğu Kızlarağası Medresesi’nde hazır bulunan isimlerden bazılarıydı.

Rahim Er ve Yavuz Bülent Bakiler’in sözleri anlamlıydı. Tarihten de örnekler vererek, Türkiye topraklarının yakın çevresinde olup bitenlerin her zaman için Anadolu’yu ilgilendirdiğini dile getirdiler.

Dolayısıyla ‘’Dün Balkanlarda, Kafkaslarda verilen mücadele neyse bugün de Suriye’de verilen mücadele vatan savunmasına dahildir’’ denildi.

Peki edebiyat ve şiir bu savunmanın neresine düşüyor?

Unutmayalım ki Bahar Kalkanı Harekatı başladığı zaman, ‘Şehitler tepesi boş kalmayacak’ dizeleri milletimiz ve ordumuz için bir motivasyon kaynağı olmuştur.

Arif Nihat Asya’nın ‘Bir bayarak rüzgar bekliyor’ şiirinde dile getirilen ‘Şehitler tepesi boş kalmayacak’ dizesi, bu vatan için ödenen bedelleri haber vermektedir. Ve bugün dahi bu dizeler cepheye giderken kahraman Mehmetçiğimizin dilindedir.

Hatırlayalım, 1908 yılında Eşref Edib'in çıkarttığı Sebilürreşad dergisi milli mücadele yıllarında öncü bir rol oynamıştır.

Mehmet Akif Ersoy’un milli ve manevi duyguları perçinleyen şiirleri, vaazları Sebilürreşad’da yayınlanıyor, dergi, askerimize moral olması için cephelere ulaştırılmaya çalışılıyordu.

Bazen tek bir söz, bir mısra koca bir orduyu ve milleti manevi bir güçle kuşatır, güçlendirir.

Cephede askerin mermisi neyse, edebiyatçının kelimeleri odur.

Bu yüzden ‘kalem ordusunun’ desteği, zor zamanlarda mühimdir.

Peki bugünün edebiyatçıları bunun farkında mı?

Türkiye Yazarlar Birliği’nin imza kampanyası bu yüzden anlamlı…

Ancak vahim bir durum var; onu da Mahmut Bıyıklı söze döktü.

Nedir o?

Türkiye böylesine hassas bir süreçten geçerken, edebiyat dergilerinde Türkiye’nin sıcak gündemi hemen hemen hiç işlenmedi bu ay.

Şehitler veriliyor, büyük acılar yaşanıyor, coğrafyamız kırılmalara uğruyor, mülteci dramı ortada. Buna rağmen bugünün edebiyatçıları bu dertleri kaleme almıyorsa problem var demektir.

Edebiyata girmeyen ebediyete taşınamaz.

Soyut sorumsuzluklardan sıyırılıp somut sorumlulukları üstlenmek yazarın ödevlerinden biridir.

Mehmet Akif yaşasaydı bir kafede oturup soyut şiirler mi yazardı yoksa büyük milletimizin dertleriyle dertlenip sosyal meseleleri şiirine taşır, meydan yerine mi çıkardı?

Şairlerimiz cepheyi boş bırakmamalı.

Evet, zor zamanlarda ‘savunan edebiyatın’ sesini duymak istiyoruz.

Yeni Mehmet Akifler, Arif Nihat Asyalar’dan…

‘Şehitler tepesi boş kalmayacak’ coşkusunu kalbinde taşıyan imanlı yüreklerden seslerini yükseltmelerini bekliyoruz.

<p>Denizli'de  askeri kışla yakınında yangın çıkarmaya çalışan şüpheli yakalandı.</p><p>11'inci Koma

Kışla yanında kundakçı yakalandı

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor