• $28,9281
  • €31,2692
  • 1877.84
  • 8057.42
4 Temmuz 2023 Salı

Mağrip, aşk ve nefret

Kurban Bayramı'nı idrak ederken, aynı günlerde, Avrupa'nın göbeğinde vukuu bulan şiddet olaylarına şahitlik ettik.

17 yaşındaki Cezayir asıllı Nahel'in polis tarafından 'yok yere' öldürülmesi, Afrika kökenli Fransa vatandaşlarını (özellikle genç kitleyi) çileden çıkardı.

Nahel paket servis şoförü olarak çalışıyordu, sabıka kaydı yoktu, annesinin biricik evladıydı.

Fransa'da meydana gelen terör olayları sonrası polise 'vur' yetkisi verilmesinden bu yana öldürülenlerin tamamının Mağrip kökenli olmasına ne demeli?

Büyük resme bakıldığında görülüyor ki yöntem değişse bile Fransa'nın (sömürgeci alışkanlığı olarak) alttan alta sürdürdüğü asimilasyon politikası değişmiyor.

Sömürge düzeninin dünkü kurbanları 21. yüzyılda bedel ödemeye devam ediyor.

Bir zamanlar zincire vurdukları nesilleri bugün yasalarla, ayrımcılıkla, ırkçılıkla, işsizlikle, yok saymayla, dışlamayla, yasayla, yasakla, kültürel hegemonya ile baskılamaya çalışan; 'beyaz adamın' üstenci bakışı, aslan terbiyecisi tavrı bitmiş değil.

Mağripliler, kuşaklar boyunca, Avrupa'nın bu kibirli ülkesinde, en fazla ayrımcılığa maruz kalan kitleyi oluşturuyor.

Son iki asırda Afrika'nın başına gelen olaylarda Batı'nın müdahil olmadığı bir ülke yok gibidir.

Sömürge politikasını 'asimilasyon ideolojisiyle' bütünleştiren Fransa 1830'da Cezayir'i işgal ederek kara kıtanın geleceğini daha da kararttı.

Bir tarafta 67 milyon nüfusuyla Fransa, diğer tarafta sömürge dili Fransızca ile konuşan 140 milyon Afrikalı...

Üstüne üstlük muazzam bir kültürel soykırım ve gelenekten kopuş...

Hal böyleyken, tüm medeniyet iddialarına rağmen, 'ötekini' belirli bir mesafede tutan camdan duvarlar...

Meslektaşımız Betül Bozdoğan'dan dinledim:

Almanya'da eczacılık okuyan başörtülü bir Türk öğrencinin staj yapması gerekiyor; 200 civarında eczaneye başvuru yapıyor ancak hiçbirinden dönüş alamıyor.

En nihayet, son başvuruya dönüş yapan eczacı bir Türk çıkıyor.

Almanya yatıp kalkıp dua etsin ki Türk kökenli göçmenler (toplumsal yapıları gereği) uğradıkları onca yıkıma, yakmaya ve tacize rağmen metanetini, efendiliğini, insanlığını koruyor.

Dışarıdan gelecek iş gücüne ihtiyaç duymalarına rağmen, siyasetiyle, kurumlarıyla, toplumsal bakış açısıyla Avrupa 'yabancıyı' dışlayıp ötekileştiriyor.

Sokaktaki şiddet olayları durulur da efendinin 'ötekini' aşağılayan tavrı değişir mi hiç!

Nitekim, Nahel'i öldüren kişiyi 'örnek polis' ilan eden ırkçı Fransızlar başlattıkları yardım kampanyasında 700 bin euro toplamış bile.

Kültürel emperyalizm, kendinden olmayanı 'ötekileştirme' lüksünü şımarıkça kullanmayı kendine hak görüyor.

'Hizmetçisiyle' aynı hizada olmak istemeyen 'efendi' tavrıdır bu.

O efendi ki kaç asırdır, örümcek gibi, Kuzey Afrika'yı tepeden tırnağa emperyalist ağlarla örmüş.

Mağrip ülkelerinde anneler mutfakta bile Fransızca konuştuğu müddetçe, çocukları Fransız hayranlığıyla büyüdüğü sürece, bu sevgi-nefret ilişkisinin bitme ihtimali nedir sizce?

Ana dili yerine Fransızca konuşmayı 'havalı bir üstünlük' vesilesi sayan onca Afrikalı varken...

<p>İstanbul'da deprem riski bulunan binaların yıkımları sürüyor. Zeytinburnu'nda E-5 karayolu üzerin

İstanbul'un 33 yıllık E-5 manzarası değişiyor! 2 binanın yıkımı böyle görüntülendi

İşgalci İsrail Batı Şeria'da ablukaya devam ediyor... Cenin Mülteci Kampı'na baskın

300 bin TL ile 350 bin TL arası! İşte adeta teklif yağan ikinci el otomobil modelleri…

Anadolu kökenli 41 eser Türkiye'ye dönüyor... Yurtdışına yasadışı yollarla kaçırılmışlardı