• $13,7298
  • €15,5598
  • 788.228
  • 1910.41
4 Kasım 2021 Perşembe

Korkuyu beklerken...

Çocukken nelerden korkardım?

Karanlıktan, köpeklerden, fare görmekten değilse bile masallardaki canavarlar beni korkuturdu, bir de mezarlıklar...

Büyüdükçe korkularım farklılaştı, o yüzden günlük dualarım arasındadır 'Allahım insanların şerrinden sana sığınırım. Kötülerle karşılaştırma...'

Sonra başka insanların, başka başka korkuları olduğunu okudum kitaplarda, romanlarda...

Bin bir tonu vardı korkunun ve her insan gibi meğer koca koca yazarlar da 'ağır biçimde' huzursuzmıuş.

Mesela edebiyatımızın zirvelerinden Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay "hiç kimse / hiçbir şey olamama" korkusunu yaşamışlar.

Oğuz Atay'a göre "geleceği elinden alınmıştır", Tanpınar'a göre kendisi her şeye "geç kalan adam"dır, Safa'ya göre de "yaşam, yaşadığı hastalıklar nedeniyle tam bir ziyandır".

Bütün bunları nereden mi okuyorum?

Araştırmacı yazar Dr. Müge Göncü'nün kaleme aldığı 'Korkunun Edebi Görüntüleri' adlı kitaptan...

Hece Yayınları'ndan çıkan kitabın alt başlığı eserin içeriği hakkında epey açıklayıcı: Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay'ın Roman ve Hikayelerinde Entelektüelin Korkuları.

Babasının memuriyeti sebebiyle çocukluğu hep gurbette geçmiş Tanpınar'ın. Bu nedenle hangi şehre giderse gitsin ait olamama hissini duyar 'Beş Şehir'in yazarı.

Babasının işi dolayısıyla Kerkük'ten Antalya'ya göç ederlerken yolda annesinin hastalanıp vefatı etmesi üzerine ölüm korkusuyla küçük yaşta tanışan Tanpınar'ın hayatında ölüm önemli bir korku kaynağıdır ki en güzel manzaralar karşısında bile ölümü hatırlamaktan vazgeçemez.

Bu yüzden hayata atılmakta, hedeflerine ulaşmakta hep cesaretsiz davranır; maddi sıkıntılar, hastalıklar huzursuz bir hayat... Tereddüt ve eksiklik hissi Tanpınar'ın yakasını bırakmaz.

Peyami Safa'ya gelince...

'Yalnızız' romanının yazarı hayatta sürekli sınandığını düşünür.

Zaten, yaşadığı dönem Osmanlı'nın yıkıntıları arasında inşa edilmeye çalışılan Türkiye'nin sancılarının en yoğun şekilde hissedildiği dönemdir.

İki yaşındayken babası kaybeder, sonra kardeşini...

Evlenir, karısı sinir hastası çıkar; bu evlilikten olan oğlu Merve Safa'yı da hastalıktan kaybedince hayattan kopma noktasına gelir. Aynı yıl içinde beyin kanamasından kendisi vefat eder.

Yalnız bir dakika!

Hep kötü şeyler olacak korkusuyla ömrünü geçiren Safa'nın korkuları onu hayattan uzaklaştırmak yerine onda diriltici etki yapmış, bu nedenle sürekli üreten bir yazar olmuştur.

Ya Oğuz Atay?

'Korkuyu Beklerken' ve 'Tutunamayanlar'ın yazarı Atay'ın en büyük korkusu, yalnız kalmaktır. Hayatının her döneminde herkesten annesinden gördüğü ilgiyi bekleyecek, o ilgiyi göremediğinde korkularıyla baş başa kalacaktır.

Babadan gördüğü ilgi ise tam tersidir. Babası oğlu ile ilgili hiçbir şeyden memnun değil ve oğlunda eksiklik bulmakta ustalaşmış gibidir.

Aile içindeki bu dengesizlik yazarın hep eksiklik duygusuyla yaşamasına sebep olur. Hayatı boyunca kendisini anlamayan insanlardan uzak durmak adına kitapların ya da oyunların dünyasına sığınan Atay, ömrünün sonuna kadar 'Büyük adam olamama' korkusuyla yaşadı.

Geçmeyen baş ağrıları sonucunda beyninde tümör olduğunu öğrenen yazarda bu kez ölüm korkusu kendini gösterdi. Beynindeki tümör yapmak ve yazmak istediklerine izin vermedi ve genç yaşta hayata veda etti.

Yazar Dr. Müge Göncü, kitabında, kendi dönemlerinin en önemli entelektüelleri olan Safa, Tanpınar ve Atay'ın eserleri üzerinden "Toplumu ya da bireyi korkutan nedir? Korkunun türleri nelerdir? Korku bireyi nasıl etkilemektedir ve nasıl bir dönüşüme zorlamaktadır? Entelektüel zihinde modernleşme nasıl algılanmış ve bu zihinler nasıl korkular doğurmuştur?" sorularına cevap arıyor.

Umut ile umutsuzluk, huzur ile huzursuzluk arasındaki sınırı belirleyen o gri bölge: Korku, korkularımız...

Sevdiğimiz yazarlar üzerinden o mayınlı arazide gezinirken, belki kendi korkularımızla yüzleşme fırsatı buluyoruz. Okunması gereken bir kitap...

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler