• $31,4283
  • €33,959
  • 2063.94
  • 9193.69
24 Kasım 2022 Perşembe

Feminist masaj!

'Çok beğendim, gözlerim yaşardı' diyordu orta yaşlı bir hanım seyirci, tiyatro çıkışında.

Ancak, ben aynı kanaatte değildim.

Açıklayabilirim!

İstanbul Devlet Tiyatroları'nca sahnelenen 'Yedi Kadın' oyununu önceki akşam Zeytinburnu Sahnesi'nde izledim.

Oyun, yabancı bir yazar, Barbara Schottenfeld'in kaleminden çıkmış.

Sevgi Sanlı dilimize çevirmiş, yönetmen koltuğunda ise Ebru Aytürk Şayan ismi var.

Bir kişisel gelişim kursunda yolları kesişen yedi kadının aile içi (domestik) sorunlarına eğilen bir oyun var karşımızda.

Bir nevi yoga, terapi salonuna çevrilmiş bar ortamında geçen oyunda, yedi kadın birbirlerine sorunlarını anlatıyor.

Sorunun (değişmeyen) odak noktası ise (elbette) erkekler ve iletişimsizlik...

Hayatları boyunca pek çok şeyden, hayallerinden vazgeçmek zorunda bırakılmış, mağdur kadınlara öğütler veren 'kurs hocası' da aslında kendi özel hayatında mutsuz, (sebebini öğrenemesek de) boşanma arefesinde olan, ayrı düştüğü çocuklarını özleyen bir kadın.

Kurs üyelerinden biri mesela... Kilolarını takmıyormuş gibi görünse de aslında boğazına düşkünlüğü, oyunculuk kariyerine mâlolmuştur.

Bir başkası; ömrü boyunca kocasının ve çocuklarını ardını toplamaktan kendi hayatını yaşayamamış bir hanım.

Bir diğeri, hukuk öğrencisi ve gözlemci olarak terapiye katılan, anne şefkatinden mahrum büyümüş bir genç kız.

Yine bir başkası, kendini işe adamış fakat ailesine ilgisiz kalmış kocadan şikâyetçi.

İçlerinden biri de evlenip anne olmak için can atan bir karakter...

Yedi Kadın'ın sorunlar listesini bu ve benzeri konular teşkil ediyor ama mesela kadına şiddet, cinayet gibi daha ağır başlıklar oyunun gündeminde değil.

Tabi bahse mevzu meseleleri küçümsemek gibi bir maksadımız olamaz ancak Devlet Tiyatroları'ndan daha derinlikli metinler beklerdim.

Bu haliyle Yedi Kadın, 80'li yılların feminist söylemlerinden ibaret, nostaljik bir oyun olarak kalıyor, hatta yer yer 'altın günü dertleşmesine' dönüşüyor.

Yarı müzikal bir oyun, zaman zaman araya danslar da (koreografi) karışıyor ancak burada da bir başarıdan söz edemeyiz.

Elbette tiyatro sanatçılarından 'ses sanatçısı' performansı beklenemez ancak yine de işi gösteri sanatları olan bir oyuncunun buna da hazır olması gerekir.

Oyun yönetimiz savruk, şarkılar kadar koreografi de özensizce kotarılmış.

Oyunculardan Nazlı Uğurtaş ve Ebru Aytürk Şayan'ın tutkulu performansları olmasa, enerjisi düşük bir oyun olarak anabilirdi Yedi Kadın'ı... Neyse bu iki oyuncunun varlığı, yer yer düşen, tökezleyen oyunu ayağa kaldırıyor.

Toplumda var olmayı yeniden keşfeden yedi kadının hikâyesi bu...

Ancak, yeterince derinlere inemeyen bir metin, iyi tasarlanmamış sahne ve genel olarak 'keyifsiz oyunculuklar' Yedi Kadın'ı 'feminist bir terapi ya da psikolojik masaja' dönüştürüyor.

Ev işlerinden bıkmış, kısa kesilmiş saçını bile fark etmeyen kocasının ilgisizliğinden/anlayışsızlığından şikâyet eden, sevgili bulmak için o kurs senin bu kurs benim gezen kadındansa, günümüz şartlarında çok daha çetin ve girift sorunlarla uğraşan kadınları düşünen bir oyun görmek isterdik.

Gerçi her sanat eseri, her bireyde farklı akisler bırakır.

Dolayısıyla 'çok beğendim, gözlerim yaşardı' diyen hanım izleyici ile benim gözümdeki 'Yedi Kadın' bir olmasa da olur.

Karar izleyicinin...

<p>Yalova'da erken saatlerde bastıran sis görüş mesafesini düşürdü. Sis nedeniyle araç sürücüleri gö

Yalova'da sis etkili oluyor

Eskişehir'de binanın garajı yandı! 30 kişi dumandan etkilendi

İkinci el otomobil alacaklar dikkat! Bu arabalar 150.000 TL ile 350.000 TL arası…

Pandalar 17 yıl sonra Çin'e gönderildi