• $32,8248
  • €35,2439
  • 2450.67
  • 10771.4
17 Eylül 2022 Cumartesi

Batılı olsun çamurdan olsun!

17. İstanbul Bienali bugün başlıyor, 20 Kasım'a kadar devam edecek.

Bir bienalin fonksiyonu nedir?

Toplumu, çevreyi, bireyi ilgilendiren güncel meselelere çağdaş sanatın gözünden bakmak, bunu yaparken de ülkenin sanatsal alandaki iddiasını, uluslar arası ölçekte görünür kılmak...

Daha pek çok tanımı ve kavramsal çerçevesi olabilir bienallerin...

Bu çerçevede ülkemizin en uzun soluklu etkinliği olan ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Bienali'nin resmi açılış töreni Fransız Sarayı'nda yapıldı.

Bienalin küratör koltuğu (gelenek bozulmadan) bu yıl da yabancı isimlere emanet edilmiş: Ute Meta Bauer, Amar Kanwar ve David Teh...

'Gelenek bozulmadan' diyorum çünkü geçen yılın küratörü de yabancıydı, bir önceki yılın da, ondan önceki yılın da... Daha daha önceki yılların da...

Hatta, bugüne kadar düzenlenen İstanbul Bienal küratörlerinin tamamına yakını yabancı sanatçılardan oluşuyor.

Hal böyle olunca, (daha önce de yazmıştım) Türkiye'de yetenekli, liyakatli sanatçı kıtlığı mı var diye düşünmeden edemiyor insan.

Sanat camiamızın yerinde olsam, şu manzaraya bakıp alınırdım!

Tarihinde iki kez Beral Madra (1987-89), bir kez Vasıf Kortun (1992) bir kez de Fulya Erdemci (2013) koordine etmiş, gerisi silme yabancı...

Adı İstanbul olan bienalin küratör listesine bakın:

1995 René Block (Almanya)

1997 Rosa Martinez (İspanya)

1999 Paolo Colombo (İtalya)

2001 Yuko Hasegawa (Japonya)

2003 Dan Cameron (ABD)

2005 Charles Esche (İngiltere) ve Vasıf Kortun (Türkiye)

2007 Hou Hanru (Çin/Fransa)

2009 What, How & for Whom (Hırvatistan)

2011 Adriano Pedrosa ve Jens Hoffmann (Brezilya- Costa Rika)

2015 Carolyn Christov-Bakargiev (ABD)

2017 Elmgreen & Dragset (Danimarka)

2019 Nicolas Bourriaud

Ve bu sene de üç yabancı isim...

Yabancı sanatçı düşmanı ya da (bazen kraldan çok kralcı da olabilen) yerli sanatçı aşığı değilim, 'sanatın dili evrenseldir' de demeyeceğim, sadece mevcut tabloyu Türk sanatı, Türkiye'nin sanat ortamı açısından incitici buluyorum.

Eskiden bu durum sanat camiasında, medyada tartışılırmış ama şimdilerde unutulmuş.

Burada, sözünü esirgemeyen, gözünü budaktan sakınmayan sanat tarihçisi ve eleştirmen, merhum Sezer Tansuğ'un (bizzat kendisinden duyduğum) bir cümlesi aklıma geliyor.

Türkiye'de medya ve sanat ortamını değerlendirirken şöyle demişti: Beyaz Türkler arasında Avrupalı olsun çamurdan olsun kompleksi çoktur.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç'un 'Bireyleri ve dünyayı değiştirme gücüyle önemli bir misyonu olduğunu inanıyorum' dediği İstanbul Bienali'nin 'yabancı küratör' sevdası ve ısrarı neden?

Muhteşem kültürel altyapısıyla, yetenekli sanatçılarımızın ortaya koyduğu eserler ve projelerle Türkiye'yi dünyaya taşıyacak hiç mi küratör yok?

Koç Holding'in sponsorluk desteğini 2036 yılına kadar uzattığı İstanbul Bienali'ni yabancı basında (sıkça olduğu gibi) öve öve bitiremeyen yazıların çıkacak olması bize yetiyorsa sözüm yok...

NOT: Pazartesi günü İstanbul'da önemli bir uluslar arası sanat etkinliği daha başlıyor:

<p>Olay, Samsun'un Kavak ilçesi Üçhanlar Mahallesi Samsun-Ankara Karayolu üzerinde önceki gece saat

Samsun'da trafikte dehşeti yaşadılar!

Turistlerin gözdesi... Bergama Akropolü'nün kuşları

Benzeri görülmemiş operasyon... Beyaz balinalar böyle kurtarıldı

Dortmund yine kırmızı-beyaz! Almanya sokakları maç öncesi doldu taştı