• $7,4202
  • €9,0171
  • 446.427
  • 1569.35
04 Aralık 2011 Pazar

Kendini görmemek

Başak Sayan
Başak Sayan
YAZARIN SAYFASI

Yani bazı birliktelikler veya evlilikler vardır.
O iki insanın nasıl bir arada olduklarına şaşarsınız.
Bunun nedeni dış görünüş değildir ama... İki insanın tarzlarının ve yaydıkları enerjinin bambaşka olmasıdır.
Şahnaz Çakıralp aylar önce evlendiğinde işte bunu düşünmüştüm düğün fotoğraflarını gördüğümde.
İkisinin de yaydıkları enerji o kadar farklıydı ki 'İnşallah sürer' demiştim kendi kendime.
Ama içimden bir ses bunun öyle olmayacağını da söylüyordu aslında bana.
Aradan aylar geçti ve içimdeki ses haklı çıktı yine.
Günlerdir bu boşanma davasıyla ilgili yığınla haber okuyorum.
Ve her defasında şaşkınlıkla kalakalıyorum.

"sehnaz.jpg"
Bir kadın kendini nasıl böyle bir duruma düşürür anlayamıyorum.
Madem sürdürmek istemiyorsun, madem bir an önce bitirmek istiyorsun, insan gibi gidersin mahkemeye, başvurursun ve bitirirsin evliliğini.
Ama amaçlar farklı olunca böyle davranmak doğru olmuyor tabii.
Hangi taraf dava açarsa diğer tarafın eline avantaj geçmiş oluyor ve para, pul talep edebiliyor ya, bazı evlilikler sonlanırken böyle sahneler görüyoruz işte.
Ama burada ortaya atılan iddialar inanılır gibi değil. Şimdiye kadar görülmemiş cinsten.
Hadi ortaya atılan iddialar doğru diyelim; bir kadının öyle ya da böyle hayatını birleştirdiği biri için bu kadar mahrem konuları açması ne derece doğru?
Ki ben Murat Öncel'in açıklamalarını daha doğru buldum. En azından ne iş yaptığı, nereden para kazandığı, sosyal konumu ve durumu belli...
Yani Şahnaz Çakıralp'in iddiaları sadece kendini küçük düşürmeye yarıyor.
Bu durumu sadece tek bir şey kurtarır;
'Boşanırken tek bir kuruş istememek!'
Yok eğer söylediği gibi davranmaz ve para talep ederse, şu ana kadar sergilediği davranışların, iddiaların nedeninin başka bir şey olduğunu düşünecek insanlar...
Ve bu bir kadının düşebileceği en kötü durumdur bence.

YOLU BİLMEKLE YOLDA GİTMEK ARASINDAKİ FARK
åşık olmayı hep çok sevdim ben.
Kendimi bildim bileli aşık olurum.
İlk defa ilkokul birinci sınıfta olmuştum, o derece yani.
Her seferinde vücudumu saran tuhaf his, kalbimin yerinden çıkacakmış gibi atması, içimi saran endişeyle ve korkuyla karışık coşku beni belki de bağımlısı yaptı beni bu duygunun.
Öyle ki aşık olmadığım dönemlerde kendimi içi boş, amaçsız, nedensiz, yaşamaktan zevk almayan biri olarak buldum.
Sabahları yataktan neşe ve enerjiyle fırlamamı sağlayan yegane şey aşk.
O olmayınca halsiz, ruhsuz ve keyifsiz oluyorum haliyle.
Beni tanıyan herkes bilir, aşık olmadan yaşayamam ben.
Güzel aşık olurum.
Öyle ki karşımdaki adam bir anda yeryüzüne gelmiş bir Tanrı olur benim gözümde.
İçimdeki duyguyu büyütmenin yolunu öğrenmişim yıllar boyunca.
Öyle güzel büyütürüm öyle güzel büyütürüm ki bir bakarım bu duygudan nefes alamaz hale gelmişim.
İçim aşkla dolmuş taşmış bir anda.
Hayat daha güzel görünür gözüme, yaşamak daha anlamlıdır artık.
Sabahları doğan güneş, geceleri çıkan ay, yere düşen sararmış yapraklar, ağaçlar, kuşlar, her gün onlarca kere gördüğümüz ama fark etmediğimiz yığınla şey daha güzel görünür gözüme.
Sanki bir peri değneği değmişçesine bakarım etrafıma hayretle.
Sanki baktığım her şeyin üzerinde beyaz, saf bir ışık varmışçasına...
Hem daha iyi bir insan olurum ben aşık olduğumda.
Kötü biri olduğumdan değil elbet ama ne bileyim işte, herkes gibi benim de kötü taraflarım vardır herhalde.
Çekilmez biriyim esasında ben.
Tahammülsüzüm, agresifim, kuruntuluyum, huysuzum, bencilim, narsistim belki biraz da.
Ama işte aşık olunca tüm bu kötü özelliklerim siliniveriyor.
Kendimi dünyanın en iyi insanı gibi hissediyorum.
Trafikte beni sollayan otomobillere neşeyle yol veriyorum örneğin.
Ya da tanımadığım insanlara gülümseyerek 'Günaydın' derken buluyorum kendimi.
Ne öfke kalıyor içimde, ne huysuzluk.
İçimden dışarı yansıyan yegane şey neşe, mutluluk ve iyilik oluyor sonuçta.
Dedim ya, aşık olmayı çok severim ben.
Hem hiç de korkmam ne kadar yara alsam da.
Her seferinde yine aynı coşkuyu, aynı heyecanı hissederim içimde.
Etrafımdakiler şaşıp kalıyor her seferinde, nasıl olur da aynı şekilde aşık olabilirsin diyorlar hayretle. Bence biraz da kıskançlıkla elbette.
Çünkü kolay bir şey değildir bu esasında.
Hayat akıp giderken, türlü yaralar almışken her seferinde aşık olmak herkesin harcı değildir bu hayatta.
Dedim ya en başta, iyi bilirim aşık olmayı ben diye. Nasıl çoğaltacağımı da bilemez kimse benden daha fazla.
Çünkü yolu bilirim ben.
Yolda gitmeyi de...
Korkum yok dedim ya size yazının başında.
Hayatımda ilk defa korkuyorum şu anda.
Çünkü öyle bir şeyin başındayım ki girdiğim an bir daha çıkamayacağım hayatta.
Daha önce böyle şiddetli sevmediğime, böyle tutkulu sevişmediğime, böyle bir aşkla bakmadığıma yemin edeceğim.
Epeydir kaçtığım biri o aslında.
Kaçışımın nedenini hiç anlamadı bugüne kadar.
Halbuki kaçışım ondan değil, ona duyacağım hislerin büyüklüğündendi.
Çünkü ne kadar çok aşık olmayı seven biri olsam da böyle bir şey yaşamadığımı biliyorum daha evvel.
Korkuyorum...
Ama korka korka gidiyorum işte o yolda...

<p><span>Niğde'nin meşhur patatesi dondurmaya da lezzet katacak. 'Patatesli dondurma olur mu?' demey

Patatesli dondurma hem şaşırtıyor hem de tadanları kendine hayran bırakıyor

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Azerbaycan'da 20 Ocak Katliamı'nın kurbanları yad ediliyor

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı