• $7,3655
  • €8,9558
  • 436.774
  • 1536.11
02 Ekim 2011 Pazar

İMAM NİKAHI...

Başak Sayan
Başak Sayan
YAZARIN SAYFASI

Bir kadın düşünün;
Otuz yaşında, küçük bir kız çocuğu annesi.
Geçimini sağlamak için garsonluk yapıyor.
Yıllar önce sevdiği adamla hayatını birleştirmiş imam nikahıyla.
Gel zaman git zaman kazandığını adama vermek zoruna gidiyor.
Küçük kızı için hepsini vermek istemiyor.
Öfkeden deliye dönen adam ağzını burnunu dağıtıp hastanelik ediyor kadıncağızı.
Üstelik bu ilk vukuatı da değil. Sistemli bir şekilde sürekli dövüyor kadını.
Yıllar önce bıçakladığı için cezaevine bile girmiş ama kadıncağızın şikayetini geri çekmesi üzerine çıkmış içeriden.
Zavallı kadın çocuğu ile ortada kalmak istememiş belli ki, o çocuk uğruna katlanmayı tercih etmiş.
Yani adam tescilli.
Kadını hastanelik etmek yetmiyor, ölüm mesajları da atmaya başlıyor bu arada, korkudan tanıdıklarının evine sığınan kadına.
Kızını kaptığı gibi karakola giden kadıncağızı polis savcılığa sevk ediyor.
Şimdi buraya kadar hikaye tanıdık.
Binlerce kadının yaşadığı türden bir şiddet. Ne ilk ne de son.
Esas dram ise burada başlıyor kanımca.
Nasıl olur da devlet kendisine başvuran ve öldürülmekten korkan bir vatandaşına sahip çıkamaz?
Bu uğurda nice kadın öldürülmedi mi daha önce?
Önünde yüzlerce örnek varken 'kadına karşı şiddet yasası' nasıl girmez yürürlüğe hala?
Bu yasa olmayınca nice Aysel'in, Serap'ın, Ayşe'nin başına aynı şey gelmeye devam edecek.
Ne mi oluyor?
Ailenin korunmasına dair kanun kapsamında tedbir kararı alamayacağını bildiriyor savcılık.
Yani diyor ki; sen evli değilsin, dolayısıyla koruyamam seni.
Oradan çaresizce ayrılan kadın, şiddet görmeye devam ediyor en iyi ihtimalle.
Şansız olanları ise öldürülüyor.
Savcıların yapabileceği bir şey yok, kanun ortada.
Kadına yönelik şiddetle ilgili yasanın yürürlüğe girmesi gerekir ki bir şeyler yapabilsinler.
Devletin artık bir şeyler yapması şart!
Ya imam nikahının olumsuz ve kötüye kullanılabilecek taraflarını düşünüp önlem alsınlar, resmi nikah yapılmadan imam nikahını yasaklasınlar.
Ya da bir an önce sadece resmi nikahlı eşlere değil her türden birliktelikte ortaya çıkan şiddete tedbir konulmasını sağlayacak yasayı, bir köşede yakınları tarafından katledilmiş yeni bir kadın cesedi görmeden çıkarsınlar.

ŞİDDETİN SOSYAL KONUMU VAR MI?
Her gün bir gazetede şiddet görmüş kadınları okuyoruz.
Kimi dayak yiyor, kimi hakarete uğruyor, kimi öldürülüyor.
Genellikle bunu eğitim ve sosyoekonomik durumla açıklamaya kalkıyoruz.
Adam eğitimsiz, cahil, vuruyor kadına diyoruz.
Çoğu kez şiddetin sadece fiziksel olmadığını, psikolojik şiddetin daha yaygın olduğunu unutarak...
Asıl görmezden geldiğimizse şiddetin eğitim ya da sosyoekonomik boyut dinlemediği.
İlkokul mezunu bir kadın da yiyor dayağı, üniversite mezunu da. Alibeyköy'deki bir göz odada da şiddet var, Etiler'de lüks bir dairede de.
Cahil, kültürsüz bir adam da aynı şiddeti uyguluyor kadına, iyi eğitim görmüş, yol yordam bilen adam da.
Çünkü sistem böyle!
Çünkü sistem hala kadını ikinci sınıf görmekte!
Çünkü erkek egemen sistemde erkekler biliyor görünmeyen kuralların ne olduğunu.
'Leyla İle Mecnun' dizisinin setinde Ezgi Asaroğlu'nun gördüğü şiddet bunun en yakın örneği.
Rol arkadaşı Ushan Çakır'dan setin ortasında dayak yiyen, saçlarından sürüklenen, kafasını kaldırıma çarpan Ezgi'nin durumu kadına şiddetin sosyoekonomik boyutunun olmadığını öyle güzel anlatıyor ki.
Dışarıdan bakıldığında okumuş, kültürlü bir genç adam gibi görünen Ushan Çakır hiç utanmadan kendisine karşılık veremeyeceğini bildiği bir kadına el kaldırabiliyor.
Sebep ne olursa olsun 'şiddetin dili'ni tercih etmek ne demek?
Ama biliyor işte Ushan.
Erkek egemen sistemin görünmez el kitabında yazılı olan gizli kuralları çok iyi biliyor.
Ne olursa olsun kazananın hep erkek olduğunu baştan kabul ederek bakıyor hadiseye.
İşte o zaman da içindeki şiddeti ortaya koymaktan hiç çekinmiyor.
Hiç utanmıyor...

GÖRÜLECEK FİLMLER LİSTESİ...
1 -
Nuri Bilge Ceylan'ın 'Bir Zamanlar Anadolu'da' adlı filmini görerek çok sevenler ve nefret edenler diye ikiye ayrılan seyircinin hangi kısmında yer alacağıma karar vereceğim.
2 - 'Goethe'nin İlk Aşkı' filmini izleyerek çok sevdiğim 'Genç Werther'in Acıları' romanının yazılmasına neden olmuş gerçek aşk hikayesine yakından bakacağım.
3 - Bir Woody Allen fanatiği olarak ustanın yeni filmi 'Midnight İn Paris' filmini izleyip çok sevdiğim Paris görüntüleri eşliğinde ilişkilerle ilgili kafa patlatacağım. İyi ki varsın Woody Allen!

GİDİLECEK YERLER LİSTESİ...
1 -
Hazır sonbahar gelmişken serin havada Türk kahvesi içmek ve şehre dalıp gitmek için Pierre Loti.
2 - Soğuk gecelerde tüketmek üzere çeşit çeşit otlar ve çaylar almak için Mısır çarşısı.
3 - Dökülen yaprakların çıkardığı  sesleri dinleyerek bisiklete binmek için Yıldız parkı. Gölün kıyısında  oturup kitap okumak da fena fikir değil.
4 - Şehrin eski taraflarında yeni yerler keşfetmek.
5 - Polonezköy Lavanda otelde telefonları kapatıp bir hafta sonu geçirmek.

HAFTANIN SÖZÜ
' Entelektüel ifade güzelliğin, gerçek güzelliğin bittiği noktada başlar. Entelektüellik bir abartıdır, herhangi bir yüzün uyumunu bozar.'  Oscar Wilde

<p>'Dünyada bir pandemi gerçeği var. Türkiye'de pandemiyle mücadele ediyor. Ekonomik ve sosyal hayat

'Marketlerdeki etiket anarşisi önlenmelidir'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...